Advert
sandalye fabrikası karabük

Vergili: “Kardemir bizim için bir umuttur.”

Karabük Belediye Başkanı Rafet Vergili Kardemir’in Karabük şehri açısından büyük bir öneme sahip olduğunu vurguladı.

Vergili: “Kardemir bizim için bir umuttur.”
Bu içerik 1039 kez okundu.

Karabük Belediye Başkanı Rafet Vergili Kardemir’in Karabük şehri açısından büyük bir öneme sahip olduğunu vurguladı.

Karabük Belediye Başkanı Rafet Vergili katıldığı canlı yayında son günlerde yaşanan gelişmeleri ve Kardemir ile ilgili son dönemde yaşananlara ilişkin açıklamalarda bulundu. Karabükspor konusuna da değinen Vergili, Kardemir’in Karabük şehri için bir umut olduğunu belirtti.

Kardemir’in Karabük için önemine dikkat çeken Vergili konu ile ilgili: “Kardemir,  Karabük için bir gelecektir. Bizim için bir umuttur. Sanayici ve tüccar için umuttur. 1990’lı senelerde Karabük’te 80’e yakın haddeci bulunmaktaydı. Fakat bizim umut olarak gördüğümüz fabrika şu anda Karabük’te 13-14 tane sanayici bırakmıştır. 200’ün üzerinde komisyoncu vardı. Bizim umut olarak baktığımız fabrikadaki komisyoncu sayısı belki 20-25 civarındadır. Nakliyeciler zaten tamamıyla bitmiştir. Karabük’teki sanayiciler Kardemir’den hammadde almadığı müddetçe yaşayamaz. Yan sanayiler gelişmeye başlar.” dedi.

Karabük Belediye Başkanı Rafet Vergili’nin açıklamalarının tamamı ise şu şekilde:

“Ben bugüne kadar böyle şeylerle muhatap olmadım. Fakat savcılık ifadelerinde konuşmuş oldukları gibi benim hırsızlık ve ya başka bir suçlamam olmadı. Eğer böyle bir hissiyata kapılmışlar ise araştırılması gereken bir nokta var. Benim elime 6 ay önce kendi ortakları, şu anda yönetim kurulu üyesi olan ve beraber aynı masada oturdukları Çağrı Güleç tarafından bu kişilerin yaptıkları işlerle, yolsuzluklarla ilgili bir dosya verildi. Hatta Çağrı Bey bana bir sitemde bulundu. Sen bu durumun arkasında durmadın diye fakat şunu bilmiyordu o bu işe başlamış olsaydı ben bu işin arkasında durabilirdim. Ben kaba tetikçi, bu işleri bilmeyen birisi de değilim. Bu işlerin takipçisi var iken bize yakışmazdı. Ben de sadece bu bilgiler ve belgeler doğrultusunda bazı şeyleri ima ettim. Bazı şeyleri hepsine ima ettim, birine, ikisine, üçüne de değil. Tehdit yolu ile para istemek ne demek? Bu davaların sonucunda hep beraber bakarız. Biz diyoruz ki bakın biz Karabük olarak sizin her şeyinize katlanıyoruz. Bugün bir canlı yayın yaptım. Skal kırma tesislerinin bulunduğu bölgeden ve bu bölgede Karabük Mahallesi’nin tam ortasıdır. Siz buraya kadar uzanmışsınız ve bu bölge sizlerin bölgesi de değil. Mahallenin içerisine kadar girmişsiniz. Bizde şunu söylüyoruz siz bu kadar düzensiz, programsız çalışırken, yalnız şahsi menfaatlerinizi düşünürken ‘’Karabük’’ menfaatleri ön plana geldiği zaman da kendinize göre pazarlıklarınızı yaptınız ve hatta bu olayları konuşmak için sizinle bir görüşme talep edildiği zaman ki bu talebe Valimiz, Milletvekillerimiz ve Ticaret Odası Başkanımızda katılım gösterdiler. Peki sizin bu görüşme talebine sekreter, asistan ya da müdür bazında katılmanızın yakışır bir durumu izahı var mıdır?

O dosyada bulunan bilgiler ile Çağrı Bey durumu tam anlamıyla tespit etmiştir. Kendisi yargıya neden başvurmadı benim bu konuda bir bilgim yok. Bana bu dosyayı getirdiği zaman bir nüshasını aldım ve dosyanın tamamını okuyarak bir kenara koydum. Daha sonra bahsi geçen dosyaları Başkan seçilen Sedat Bey’e de teslim ettim. Sedat Bey’de bildiğim kadarıyla bu dosyayı Başsavcıya teslim etti. Dava açılır ya da açılmaz benim bu konuda bir bilgim yok. Fakat söylediğim gibi Başsavcılık makamına bu dosya teslim edildi. Bahsi geçen dosyanın içerisindeki ithamları ve iddiaları ben burada konuşmuyorum. Çünkü bunlar basit şeyler değil. Yargıya intikal etmiştir ve Savcılık da araştırmalarını yapacaktır. Ben şuna inanıyorum ki bunların hepsi bir gün bu konulardan yargılanırlar. Deliller bu kadar kesin ve nettir.

Kişisel Twitter hesabımdaki paylaşımlar ile ilgilidir. Yönetimde sadece Yolbulan Ailesinden bu kişiler mi var neden sadece onlar suç duyurusunda bulunmuş? Yönetimdeki herkes yapsın öyleyse. Neden iki kişi üzerine alınıyor bu paylaşımları mı? Benim bu tür şeyler söylediğim yok. Söylemek istedikten sonra da çok rahat söyleyebilirim. Hatta gün gelir öyle şeyler konuşurum ki altından kalkamazlar. Ben öyle bir ithamda bulunmamışım herhangi bir şey söylememişim. Sadece bana verilen bilgi doğrultusun da tek bir aileyi de ele almayarak iki tarafı da ele alacak şekilde Twitter hesabımda paylaşımda bulundum. Ben onların Karabükspor’ a yardım etmeyeceklerini adım gibi biliyordum. Belki o masada onlar olmuş olsaydı biz Karabükspor için rica ederdik, konuşurduk hep beraber ikna etmeye çalışırdık ve böyle bir zemin oluşabilirdi. Fakat bu zemini zaten sağlamadılar. Sağlamamalarının sebebi de kendi aralarında ki iletişim bozukluğu ama kendi menfaatleri olduğu zaman 10-15 dakikada bu iletişimi kurabiliyorlar. Karabükspor’a para yardımının yapılmaması Valilik’ teki toplantımızda reddedilmişti zaten. Pazartesi günü yapılan Yönetim Kurulu Toplantısı’nda böyle bir kararın çıkmasına imkân yoktu. Kamil Bey’in konuşması, Çağrı Bey’in konuşması, Mustafa Bey’in konuşması, Yönetim Kurulu Başkanı’nın konuşması ve bir gün sonra da Osman Kahveci Bey ile karşılaştığımda onunla olan konuşmamız neticesinde böyle bir para yardımının verilmemesi hemen hemen kesinleşmişti.

Onlara Vali Bey rica ediyor, Milletvekilleri rica ediyor, biz rica ediyoruz ama zannedersiniz ki sanki Kamil Bey Karabük Demir Çelik Fabrikası’nı bizlere bağışlıyor. Öyle bir tavır içerisinde idi. Yıllardır süre gelen süreçte Karabükspor’a benim babam da para yardımı yapmıştır bende yapmışımdır. Aldığım her maldan bugüne kadar para yardımı yaptık biz Karabükspor’a. Şöyle söyleyeyim iki Ailenin kendi arasındaki kavgadan dolayı birbirlerini kandırması Karabük’teki spor kulübünün bir daha yaşamaması demektir.

İbare yoktur çünkü ben biliyorum. Anlatış tarzları şöyle; Karabük Demir Çelik Fabrikası kendi hesaplarından binde ikileri veremez diyor. Zaten Demir Çelik kendi hesaplarına almıyor. Eğer böyle bir durum gerçekleşse gerçekten bir usulsüzlük olur. Karabükspor’un direk bağış hesabına yatmaktadır. Bunun engellenmesi ile ilgili GÜLEÇ Ailesi SPK’ ya müracaatta bulunuyor ya da birilerine bulundurtturuyor. Çünkü onlar kendileri de yapmaz bu işleri, hani bana dosya verdikleri gibi. Karabük Demir Çelik Fabrikası kendi hesabından böyle bir para veremez diye yazı alıyorlar. Aslında şu anda verilen parayı da bağlayan bir konu değil ki bu da YOLBULAN Ailesine binde ikilerin verilmemesi gibi. Böyle bir şehirde şehir kulüpleri ana sektörleri ve ana fabrikaların desteği olmadan zaten ayakta duramaz ve bunu da bütün tüccarları, bütün sanayicileri paylaşmış oluyor yani kendi cebinden vermiyor sadece ön faktör olmuş oluyor. Sonra kendi reklamlarını yaptırmışlar. Peki bende şunu söylüyorum Süper Lig’ de iken Kardemir Karabükspor’un hisse senetleri satışında bu hisse senetlerinin yükselişinde hiç mi faydası olmamıştır? Her hafta sonu oynanan maçlarda Kardemir Karabükspor hiç mi onların hisse senetlerinin satışına katkıda bulunmamıştır?  Niye Karabükspor’u bu kadar basit görüyorlar ben bunu anlayamadım.

Bize verilen raporda o paranın Kardemir’ den Karabükspor’a verildikten sonra kimlerin eline geçtiğini çok güzel izah ediyor. Karabükspor’un kasasına girmiş bir para değil. Bakın şöyle yapılıyor; bir taraftan borçlandırılıyor bir taraftan yardımlar yapılıyor tekrardan geri alınıyor.

Ben Karabük için mücadele etmekteyim. Kardemir’in bağımsız yöneticileri,  yönetim kurulu üyeleri onların birbirleri ile üstünlük savaşlarını ben bilmem benim için Kardemir,  Karabük için bir gelecektir. Bizim için bir umuttur. Sanayici ve tüccar için umuttur. 1990’lı senelerde Karabük’te 80’e yakın haddeci bulunmaktaydı. Fakat bizim umut olarak gördüğümüz fabrika şu anda Karabük’te 13-14 tane sanayici bırakmıştır. 200’ün üzerinde komisyoncu vardı. Bizim umut olarak baktığımız fabrikadaki komisyoncu sayısı belki 20-25 civarındadır. Nakliyeciler zaten tamamıyla bitmiştir. Demir Çelik Fabrikası bir umuttu bizim için paylaşımdı, bu fabrika bizim hepimizin varlığıydı.

 Karabük’teki sanayiciler Kardemir’den hammadde almadığı müddetçe yaşayamaz. Yan sanayiler gelişmeye başlar. Bakın çok hızlı bir şekilde iki tane hasır çelik fabrikası kuruluyor. O da üretim fabrikasından dolayı. Ama haddecilerin umutları en az Yüzde 50 ve ya 60 gibi bir kısmı hammaddeyi Demir Çelik Fabrikası’ndan temin etmekti, sen bunu temin edemediğin gün birileri öncelik haklarıyla bütün malı kendilerine yöneltip 3-5 kişiden de fark vererek bunu paylaştıktan sonra sanayici eridi. Sen yüzlerce tır ile kendi filolarını kurduğunda nakliyeciler eridi. Bu arada da komisyoncuların bu sebeplerden dolayı hiç şansı kalmadı. Ama bizim için bu fabrika hala bir umut. Onların iktidar savaşları bizi ilgilendirmiyor. Onlar çok zengin olsun bu da bizi ilgilendirmiyor. Biz o zenginliklerini bizimle yaşamalarını istiyoruz. Bugün yapmış olduğum yayında Yönetim Kurulu Başkanı o tesislerden bir sefer geçmiş mi acaba ve ya Karabük Mahallesi’ne gelip o skal kırma tesisleri’nin halini görmüş mü? Şu anda bizlere dava açan arkadaşlarımız yönetimde olup, hatta yönetim kurulunu İstanbul’a taşıyıp, yönetim toplantılarını İstanbul’da yapan, bu toplantılara bir kısmının Ankara’dan giden bir kısmının İstanbul’da toplanan bir kısmının da Karabük’ten intikal eden bu arkadaşlarımızın şu andaki hissedarların tümü bir kere olsun Karabük Mahallesi’ndeki skal kırma tesislerine bakmışlar mı? Bir kere orada yaşamışlar mı? Ben sizin yanınızda şöyle bir ilanda bulunayım. Orada yaşamak isteyen her arkadaşa 250 metrekare daireyi ben kendilerine hediye edeceğim. Yönetim Kurulu Başkanı da dahi gitsinler o mahallede bir sene yaşasınlar.

Marzinc olayında ben o yığıntıyı görmeseydim Marzinc’e müdahale etmezdim açıkça söyleyeyim. Bunları görmesi gereken ben değil, Çevre Müdürlüğü’dür. Ben analizleri yaptırdıktan sonra Marzinc ile ilgili her türlü yaptırımı yapmak için elimden her ne geliyorsa yaptım ve başarılı oldum. Bir kere Karabük’ten 500.000 Ton Cürufu İstanbul ve Ankara’daki atık depolarına naklettirdim ve bunun maliyeti bu firmaya 100 Milyonun üzerindedir. Yani sadece 100 Milyon nakliye bedeli ödedi.  Şu ana kadar da 10 Milyon civarında bir yatırım yapmıştır.  Yine şu anda 45 Milyon civarında da yatırım yapmaktadır. Toplamda yaklaşık 155 Milyon yatırımı tamamlamak üzeredir. Bizim bu mücadelemizden sonra 33 Milyonda Karabüklülere bedel ödemiştir. Bütün denetim bizim kontrolümüzdedir. Belediyemizin kurmuş olduğumuz komisyon bir Adalet ve Kalkınma Parti’li Meclis Üyesi arkadaşımız, bir Milliyetçi Hareket Parti’li Meclis Üyesi arkadaşımız ve belediyeden benim Sekretaryam her ay denetimlere gidiyor. 1 kilogramlık dahi bir atık da olsa fabrika sahasında ya da dışarıda barındırılamıyor. Her gün oluşan cüruflar İstanbul ve Ankara’daki atık depolarına naklediliyor. Uluslar arası standartlarda çalışmaya da başlamış durumda sahasının ve etrafının temizliğinekadar, etrafına dikim yaptığımız ağaçlardan bir tanesi bile kurumadı hepsine bakın her taraftan daha düzgün.

Her türlü bu mücadeleyi vereceğiz. Pazartesi günü Savcılığa suç duyurusunda bulundum. Yarından sonra bir konu ile ilgili tespit, iki gün sonra diğer bir konu ile ilgili davalarımı açıyorum. Neden açmayayım ki? Ben Karabüklüler için varım. Skal kırma tesislerini acil olarak durdurması lazım. Ben burada şuna bozuluyorum. Çevre İl Müdürlüğü Karabük’te atölyelerde bile camları kapattırdı, kaynak dumanı havaya yayılıyor diye. Haddanelerde su buharı çıkar ve bu haddeler yalvararak açtırdılar. Fenerlik diye tabir ederiz bu çatıların üst kısmını onları dahi kapattırdı.

Şu an hepsi doğalgaz sistemine geçiş yaptı ve haddelerin hiçbirinde çevre ve hava kirliliği yoktur. Öyle olduğu halde atölyelerimizi tam kapalı hale getirdiler. Sen şehrin tam ortasında her tarafı açık skal kırma tesisi çalıştırıyorsun. Çok ciddi bir şekilde üstlerine gitmezler ise bakın bu Çevre Müdürlüğü bu tesisler durdurmaz ve buraları rehabilite etmezler ise ben bu konuları Cumhurbaşkanı Recep Tayyip ERDOĞAN’ a kadar götürebilirim. Hiçbir problem olmaz bu çevre konusu. Karabük’ümü ilgilendiren bir konudur. Sen kazanmış olduğun paranın yüzde biri kadar yatırım yap çevreye, Karabük’ün hiçbir problemi olmaz.

Yalnız hava değil çevre kirliliği diyin buna. Skal tesislerini düzeltecekler, cüruf sahalarını da rehabilite edecekler. Dağlara taşlara döktükleri milyonlarca ton cürufun hepsini rehabilite edecekler. Toz yayılan yerleri kapatacak ve oraları ağaçlandıracaklar. Belediye Başkanı olayım ya da olmayayım bu davanın peşini bırakmam. Onlara oradaki dağlara tepelere 1 milyondan fazla ağaç diktireceğim. Havaya yılsonuna kadar bir tane duman dahi salmayacaklar bunun sonuna kadar takipçisiyim herkes de bununla ilgili cezasını çekecek. Tahmin ediyorum ki Demir Çelikteki meslek hastalığı da zirve noktadadır.

Kendileri bilirler bu işlemlerin her birinin cezasına katlanırlar ve bu işlerin sonunda hapis cezası mevcuttur. Şimdi onlar şöyle düşünüyorlar bu tip kuruluşlarda her birimin görev alanlarını belirlemişlerdir. Mesela çevre ile ilgili bunların birimi vardır veya iş kazaları ile ilgili İş Güvenliği birimi vardır. Herhangi bir işçinin vefat etme durumunda da Yönetim Kurulu Üyelerinden hiç biri cenazesine dahi gelmez. İş güvenliği birimindeki kişi sorumludur, ceza alacaksa o alır dava açılacaksa ona açılır. Görev taksimatını yaptıkları için sanıyorlar ki onlar benim açacağım davalar yalnız çevre ile ilgili birimimizi ilgilendirir. Benim direk muhatabım yönetimdir. Onlar birimleri ile ilgili gidip mahkemeye de anlatsınlar bundan biz sorumlu değiliz birimimiz sorumludur diye. Parayı kazanırken birim kazanmıyor, hisseler artarken de birimlerin hiçbir menfaati yok sen birime git bu yatırımı yap dersen o birim o yatırımı yapar sen parayı verirsen o birim o yatırımları zaten gerçekleştirir. Birimlerde çalışanlar belki sürekli iletiyorlardır. Böyle olmaz bu şartlar altında çalışılmaz diye ama bu filtrelerin de çalıştığı anda işletmeye de bir maliyeti vardır. Herkes unutuyor bunu Karçimsa ile de çok büyük bir kavgam oldu benim. O zamanda da diyorlardı ki neden kavga ediyorsun, toz tutmasını çalıştıracak bu kadar basit.

Ben belediyede ceza uygulaması taraftarı değilim. Yeter ki bir insan iyisini yapmaya çalışsın. Ben fırın işletmecilerine zabıta birimini denetlemeye göndermiş olsam hepsine ceza kesecek bir husus bulurum. Ama ben şöyle yapıyorum fırıncılara aylık rutin bir kontrol şeklinde biz yerinizi denetlemeye geliyoruz diyoruz. Gittiğimiz zamanda hiçbir eksik olmuyor. Çünkü kapatma cezası veriyoruz. Biz her ay bunu yaptığımız için hiç eksik kalmadan Karabük’ün hijyenli bir şekilde temiz bir gıda maddesini tüketmesini sağlıyoruz. Ben ceza taraftarı değilim. Tabi Çevre Bakanlığı ne yapar, Çevre Müdürlüğü ne yapar onlar beni ilgilendirmiyor. Beni ilgilendiren skal tesisini orda çalıştırmasıdır. Bu durum beni ilgilendiriyor ve ben her türlü suç duyurusunda bulunurum.

Karabükspor’un sonu şudur. 1.Ligden 2.Lige, 2.Ligden 3.Lige sonrada amatöre düşer. Dosyalar kapanır ve biter. Bu dosyalar böyle kapanır. Zaten yapılmış ve hazırlanmış bir program bu. Bunu da hiç kimsenin kurtarmaya gücü yetmez. Birileri ceza alır ama bazı borçları silemezsiniz. Kesinleşmiş birçok borç var. Ben Feridun Tankut’un o kadar suçlu olduğunu sanmıyorum. Orada para profesörü olan bir arkadaş var. Hakan Ayvaz diye biri o bu plan ve programlamaları daha iyi bilir. Birilerinin ceza almasıyla da Karabükspor kurtulmaz.

Ben kimseden icazet alarak siyaset yapmadım.  Ben hiçbir kimseden hiçbir seçim kampanyamda para talep etmedim. Yaptıklarının bedelini ödeyecekler ve ben bunu söylerken de tehdit sanıyorlar işte. Yani tehdit ile para alacak sanıyorlar. Ben senden neden bu şekilde para alayım en az 1 Milyon adet ağaç dikersin onun bir bedeli vardır. Karabük Mahallesi ile ilgili bir şeyler yaparsın. Okul, rehabilitasyon merkezi bu şekilde bir bedel ödemiş olursun. O mahalleyi ekonomik olarak sıfır hale getirdiysen güzelleştirirsin. Eskiden Kardemir oraya kadar uzanmıyordu biz biliyoruz.  Biz Kardemir ile büyüdük orası büyüdükçe biz de büyüdük. Eğer ki o mahalle sıfır değerine ulaşmışsa umursamaz bir tavır takınamazsın bunun bedelini ödersin ve söyledim bedel bu Mustafa Bey anlamıyor bunları.

En önemlisi şudur bizim denetimimizde olacaksınız dedik. Bizim kuracağımız komisyon sizi sürekli denetleyecek dedik. Şuan cürufları oraya yığın etmelerini önlüyoruz, suyunu istediği gibi bıraktırmıyoruz. İçerisindeki çevre temizliğine dikkat ediyoruz. İşçinin sağlığına dikkat ediyoruz. Bu zaten sosyal bir projedir. Çevre Müdürlüğünün yapamadığını Marzinc’e biz yaptık. 3 adet protokol imzaladık ve onlar bittikçe yenileri de gelecek bu sosyal projelere destek verecekler.

Bugüne kadar Kardemir A.Ş. yapmış olduğu her sosyal projeyi vergiden düşmüştür o tip yatırımlar yapmıştır. Şu anda Marzinc’in yapmış olduğu yatırımların hiç biri vergiden düşemiyor. Onlar derler ki biz yapmadık mı? Ben size şöyle izah edeyim; burası yüksek fırın ile çalışan bir tesis ama bunun benzeri Çanakkale Biga da var ve yüksek bir fırınla çalışmıyor yüksek kapasitede ana bir tesisleri daha var ve bildiğim kadarıyla 11-12 yıl kadardır faaliyet gösteriyor. Çanakkale etrafında 19 Adet okul yapmış. Sen onlara söylediğin zaman eskisi de yenisi de her şeyi biz yaptık derler. Üniversiteye şunları bunları yaptık derler, kendi yaptıklarınızı gösterin? Ortada hiçbir şey yok.  Tabi Karabük’te yaşamıyorlar Karabük’ü bilmiyorlar böyle olsaydı bunların savunmalarını yaparlardı.

Her gün Karabük Köyü Mahallesi’nden geçiyorum. 9 seneden beri her gün öğlene kadar taburdayım. Bundan 2 saat önce oradan geçerken hiç duman yoktu.  Ama o kadar abartıyorlar ki bir anda her yer duman oluyor. 5-6 sene evvel böyle değildi son 1-2 senedir böyle. Bu hava kirliliği arttıkça tepkimiz daha çok artacaktır. Bu cüruf miktarı arttıkça çok daha lakayit bir çalışma oldukça bizim tepkimiz daha fazla olacaktır. Bunu Karabükspor ile bağdaştırmanın hiçbir anlamı yok. Bir Marzinc ile en son para meselesini konuştuk, her söylediğimize evet dedirttik. Bu vermiş olduğun zararı da siz telafi edin dedik kimseden de zorla para almadık. Bu hareketlerimizi de para almak için yapmadık.  Bütün konularda direttiler ama biz bunların tamamını mahkeme kararı ile yaptık. Demir Çelik Fabrikası da bu aşamaya geldi. İnsan sağlığını bu kadar umursamazlık olur mu? Lütfen Yönetim Kurulu Üyeleri gelsin Karabük Köyü Mahallesinden bir baksınlar fabrikalarına. Gelsinler oradaki yaşam standartlarına, yaşam şartlarına bir baksınlar o mahalledeki değer kaybını bir görsünler. Hep hissedarlarının hakkını korumayı bıraksınlar Karabük’ün de hakkını korusunlar. Karabük’ün hakları içerisinde Karabükspor da bir haktır. O da bir sosyal haktır oy birliği ile bir karar almasınlar. Biz Genel Kurula bunu taşıyacağız deselerdi böyle bir kavga zaten olmazdı. Bu sosyal politikalara dâhil olmadıkları sürece Karabük halkı ve yöneticileri ile de bir barışları söz konusu olamaz. Eğer beni aşağılıyorlarsa benim onlarla bir işim olmaz. Vali Beyi, Milletvekillerini aşağılıyorlarsa herkes de onlara o şekilde tavır alır. Ne bekliyorlar bizden? 2009 senesinde herkesin hakkını hukukunu korumak üzere yemin etmiş bir adamım ben, beni kimse para ile satın alamaz. Bakanlık ile tehdit edipte korkutamaz. Ben böyle bir yeminle yola çıkmış bir adamım. Benim ceza alacağım hiçbir sebep yoktur ki bu konulardan dolayı da ben bir ceza alacak olursam hepsi de benim için bir şeref madalyasıdır. Beni kimse usulsüzlükten, haksızlıktan suçlayamaz. Ben para amaçlı bir siyaset yapmıyorum. Biz Karabük’e borcumuzu ödüyoruz inşallah bir nebzede bu ülkeye borcumuzu ödemiş oluruz. Her zaman Milliyetçi Hareket Partisi bu ülkeye borcunu ödeyecek faktörlerin başında gelmiştir. 15 Temmuzda olduğu gibi…

Söylediklerimize kırılıp, darılıp bir daha bir araya gelmeyeceksek bizde de bir eksiklik vardır. Biz Karabük’ün menfaatleri için kimseye ne darılır ne güceniriz. Onun dava açmış olup olmaması da önemli değil. Tabi Şahsi menfaatim için kesinlikle bir araya gelmem.”

 

vergili kardemir rafet vergili kardemir karabük haberleri
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
Adem     2018-09-21 Sayın başkan vergili çok geç bile kaldınız bu kardemir denilen illet fabrika besar edat'ın kimyasal silahından bile tehlikeli gece saat 24 de oglebeli tepeden bacalarini bir kameraya cekin rezilligi kent meydanindaki rkranlardan canli izlettirin o yolbulan gulec ailesine...acil kardemir o kel tepelere 2 milyon agac dikmeli acil bacalarini modernizevetmeli.....
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Parti Adının Kısaltmasını Bilmiyor Ama Aday Adayı Olmuş!
Parti Adının Kısaltmasını Bilmiyor Ama Aday Adayı Olmuş!
500 Kişi Okuma Yazma Sertifikası Aldı
500 Kişi Okuma Yazma Sertifikası Aldı