Medikar Hastahanesi - Karabük Derin Haber
sandalye fabrikası karabük
İnsanı Yalnızlaştıran Konutlar

İnsanı Yalnızlaştıran Konutlar

Bu içerik 7977 kez okundu

İnsanı Yalnızlaştıran Konutlar

Endüstri Devrimi ile birlikte ortaya çıkan fabrikalaşma, kentlerin hızlı ve kontrolsüz bir şekilde büyümesine neden olurken beraberinde çarpık ve düzensiz bir şehirleşmeyi de getirmiştir. İnsanların geçim sıkıntısı çektiği ülkelerde bu çarpıklık daha belirgin olarak ortaya çıkar. Bu noktada konuttan temel beklenti “güvenli bir barınak”tır. Nüfusun hızlı artması bu olguyu daha da tetiklemiştir. Böylece hızla artan kentsel nüfusun barınma sorunu “apartman” olarak adlandırılan toplu konutlarla çözülmeye çalışılmıştır. Sanayileşmeyle ortaya çıkmaya başlayan apartmanlardan iki fonksiyon umulmuştur. Birincisi; insanların, özellikle işçilerin, barınma sorunlarının halledilmesi. İkincisi ise; düzensiz ve çarpık kentleşmenin önüne geçerek kamusal hizmetlerin kolay ve düzenli bir şekilde yerine getirilmesi.

İktisadi ve sosyal gelişimin artmasıyla birlikte ortaya çıkan “refah toplumu” güvenli bir barınak ihtiyacını karşılamak üzere ortaya çıkan apartmanların yeniden dizayn edilmesi gereksinimi doğurdu. Kamusal hizmetlerin ortak bir şekilde tüketildiği apartmanlarda orta sınıfın gelir düzeyinin yükselmesinin ve çeşitlenen kamusal hizmetlerin ve gelişen teknolojinin payı oldukça yüksek olmuştur. Bu gelişime paralel olarak “ortak ısınma, aydınlatma, tuvalet, mutfak ve banyo” gibi ortak alanlar hızla terk edilerek, apartmanlar müstakilleştirilmeye çalışılmıştır. Eski uygulamanın birçok eksik ve tartışmalı noktası olmasına rağmen sosyalleşme konusunda yenisinden daha iyi olduğu söylenebilir. Sonraki süreçte, insanlar sadece kendilerine ait konutlarında daha müstakil ve otarşik bir hayat sürmeye başladılar. Bu müstakil ya da bağımsız hayatlar aynı apartmanlardaki sosyal hayatı bitirme noktasına getirirken, gelişen teknoloji bu duruma tüm gücüyle destek verdi. Mesela apartmanlara kurulan asansör sistemleri birbirinden habersiz bir şekilde bir arada yaşayan bir apartman sosyolojisini ortaya çıkardı. Apartmanlardaki komşuluk ilişkisini bitirme noktasına getiren bu gelişmeler aynı zamanda geleneksel geniş aile tipinin de artık mümkün olamayacağını gösterdi. Geniş aileyi ve ardından komşuluk ilişkilerini bitiren yeni konut anlayışı sonunda sosyalleştirmek yerine insanı yalnızlaştırmıştır.

Geniş aile düzeninden çekirdek aile düzenine gerileyen insanın “yeni modern” konutlarla bu gerilemesinin devam ettiğini söyleyebiliriz. Apartmandan daireye ve daireden de odaya doğru evrilen konutlaşma sürecinde bu defa çekirdek aile ciddi tehdit altına girmiştir. Artık ısınmanın bir sorun olmaktan çıkmasıyla aile bireyleri vaktin çoğunu dairenin kamusal alanları olan mutfak ve salonlardan ziyade kendi odalarında geçirmeye başlamışlardır. Sanayi toplumunun tüm bireyleri bir işgücü haline getirdiği ortamda çalışan aile bireyleri neredeyse gündelik hayatın hiçbir diliminde bir araya gelememeye başlamıştır. Kendi evlerinde bile bir araya gelmekte zorlanan bir “aile” türü ortaya çıkmıştır. Başta Türkiye olmak üzere tüm dünyanın önce ailenin sonrasında da komşuların bir araya gelmesini sağlayacak yeni konut projelerine ihtiyaç duyulmaktadır. Şüphesiz bu projeler insanlığa sunulmuş en iyi hizmetlerden biri olacaktır.     

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
Mahsun Altan     2016-05-26 Hocam farklı bir bakış açısıyla güzel bir eleştiri yapmış fakat artan dünya nüfusu buna imkan vermeyecek gibi gözüküyor.
Ahmet Mekin     2016-05-25 Anlatılanlara katılmakla birlikte birde Doğu Batı ayrımı yapmak gereklimi diye düşünmek lazım, Avrupada aile içi ilişkiler özgürlük tabanıyla açıklanırken ve gençler özgürlük ifadeleriyle bireyselleşir iken, bizim geleceğimizin tabanı olan gençler söylendiği gibi teknoloji ve popülaritesi Avrupadan çıkıp bize doğru gelen olgularla yalnızlaşıyorlar. Belkide dışa kapalı bir toplum olmak her konuda kötü değildir...
Ali Haydar Tan     0000-00-00 21.yuzyilda gelinen noktada hava kirliligi,trafik sorunlari,cevre kirliligi,doganin tahribi,bagimliliklar,mevsimlerin kaymasi,teknoloji..surekli degisen dunyada;bunlar insanlari hissizlestiren nedenlerden sadece bazilari ve bu sebeplerden dolayi "nufus artisi" devam ettikce,sosyallesmekten ziyade kendi icinde kalabaliklarla yasayan yalnizlasmis toplumun onune gecmek malesef mumkun gozukmuyor .
Muhammed Nurullah Ketkanlı     0000-00-00 Yaşanılan çevrenin-ortamın fiziksel yapısının elbette ki insanların zihinlerinde, davranışlarında etkisi olur.Fakat bu etkinin bu kadar fazla ölçüde aile ve sosyal hayatı etkilediğini düşünmüyorum. Bence durumun bu noktaya gelmesindeki asıl sorun dünya genelinde yeni nesillere verilen eğitimin manevi anlamda hiçbir şey katmaması, seküler olmasıdır.Gününün büyük bölümünü eğitim kurumlarında geçiren nesile sahip olması gereken maneviyatı da vermek büyük oranda artık bu kurumların görevidir.
Selim Can KUNDURACI     0000-00-00 Ben katılmıyorum şahsen apartman veya rezidans farketmez asosyalleşmek için. insanın içinde olan bi durumdur tamamen isteğe bağlı gelişir birbirinden kopma. Eğer ufacık bi engelde vazgeçiyosa durumundan baştaki söylediğime geliyo sosyalleşmek istenmiyodur.
Muhammed Aymaz     0000-00-00 Bu sorunun önüne geçilmeyecek gibi görünüyor hocam. Yapılacak projelerim pek etkili olacağını düşünmüyorum açıkçası. Teknolojininin gelişmesiyle bu ilişkileri öldüren aile yapısı ve komşuluk ilişkileri ters oranlı malesef.
Meryem çelikoğlu     0000-00-00 Bizi her manada ısıttığını düşündüğümüz bu soğuk beton yığınları ancak bu kadar güzel ifade edilebilirdi.
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Çelik İş Karabük Şube Genel Kurul Öncesi Tepkiler Büyük
Çelik İş Karabük Şube Genel Kurul Öncesi Tepkiler Büyük
Karayollarında Sarsma Bandı Çalışması
Karayollarında Sarsma Bandı Çalışması