Medikar Hastahanesi - Karabük Derin Haber
sandalye fabrikası karabük
NUR'U MUHAMMED'İ
MAHFİ

NUR'U MUHAMMED'İ

Bu içerik 612 kez okundu

Emr-i bülendsin ey Ezan-ı Muhammedî.

Kâfi değil sadâna Cihân-ı Muhammedî.

 Sultan Selîm-i Evvel'i râm etmeyip ecel,

Fethetmeliydi âlemi Şan-ı Muhammedî.

 Gök nûra garkolur nice yüzbin minâreden

Şehbâl açınca Rûh-u Revan-ı Muhammedî

 Ervah cümleten görür Allah-ü Ekber'i

Akseyleyince arşa Lisan-ı Muhammedî

                                                  Yahya Kemal Beyatlı

Levlake Levlake ve ma haleftüm eflake kutsi hadisinde bahsedildiği gibi Ey Habibim, sen olmasaydın kainatı yaratmazdım dediği Nuru Muhammedi, onun yüzü suyu hürmetine Allah’ın bizleri yaratmış olduğu Nur’u Muhammedi’yi, nasıl anlatabilirim, bu yüce varlığı Hz. Muhammed’in yüceliğini kelimelere nasıl sığdırabilirim? Ama bahsetmesem olmazdı. Ona en çok ihtiyacımız olan bugünlerde anmasam olmazdı. Eksik kalacak biliyorum, ama bahsetmem lazımdı…

Mahmut makamından Muhammed makamına oradan tekrar Ahmet makamına sırf biz insanlık için seyru suluk yapan, ümmetim ümmetim diyerek sabahlara kadar İslam için dua eden bu kutsi Ruh’u kelimelere nasıl sıkıştırabilirim?

Bir gün Veysel Karani, hiç görmediği halde uzaklardan ismini duyunca O’na aşık olur. Nur’u Muhammed’i sevdası kalbini dağlar. O’nun bu dertli halini mana aleminde seyreden Hz. Peygamber, Hz. Ali ile birlikte bir grup sahabiyi Veysel karani’ye ziyarete yollar. Vardıklarında Veysel Karani onlara sorar, peygamberimizin yüceliği nedir diye. Hz. Ali derki ben bir keresinde hacerül esvedin kabenin onarımı sırasında yerine koymak için Hz. Muhammed’in sırtına çıktım. Ayağa kalktığımda başımın arşa değdiğini hissettim der. Veysel karani derki: Sen daha onun yüceliğinin ancak ucunu görebilmişsin der.

Hazreti peygamber gayb aleminin sahibidir. Allah’ın sevgilisidir. Ruhu her daim Allah ile beraber olan, ömrü Allah’ı anlatmakla geçen, evlendiği karısı Hatice annemizin bütün malını islam yolunda harcayan, Medine’ye göç ettiğinde hiçbir parası pulu kalmayan, herkesin doğruluğuna ve dürüstlüğüne şahit olup El-Emin yani Muhammedül Emin dedikleri zattır. Bir gün Mekke’de tüm halkı toplar. Size şu dağın arkasından bir düşman gelecek desem inanırmısınız diye sorar. Halk , inanırız sen Muhammedül Emin’sin der. Öyleyese size bir olan Allah’a iman etmenizi söylüyorum diyen, hayatı boyunca günahdan beri olan, insanlığın en ahlaklısı, insanlığın iftihar tablosu Nur’u Muhammed’i..

İnsanlık seninle buldu kemâli
Beşerler eşiği Nûr-u Muhammed
Hak yarattı seni gördün cemâli
Bizüm içün geldin Nûr-u Muhammed.

Âlemlere Rahmet sen kutlu Ahmed
Mevlâmdan hediyye Nûr-u Muhammed.

Şanına okundu levlâka levlâk
Senin çün âh çeker yedi kat eflâk
İmanla sarıldık olmadık helâk
Kalbe ışık saldın Nûr-u Muhammed.

Âlemlere Rahmet sen kutlu Ahmed
Mevlâmdan hediyye Nûr-u Muhammed.

Dünyaya doğdun da ol âlem aştı
Kâfirler içinde gül güle düştü
Cümle gafillerde akıllar şaştı
Gönüllere doldun Nûr-u Muhammed.

Âlemlere Rahmet sen kutlu Ahmed
Mevlâmdan hediyye Nûr-u Muhammed.

Burhan der sıdkîle ümmet olalım
Mahşerde nasîbse himmet alalım
Şefâât eyle ki, felâh bulalım
Bize önder oldun Nûr-u Muhammed.

Âlemlere Rahmet sen kutlu Ahmed
Mevlâmdan hediyye Nûr-u Muhammed.

Burhanettin Akdağ

O kadar Emin, o kadar sıddıktır ki, Mekke’de inanan inanmayan hemen herkes, altınını ziynetini O’na emanet ederdi. Hakkı her daim gözetirdi. Emanete sahip çıkardı. Medine’ye göç edeceği sırada yattığı yatağının altında sakladığı Mekkeli müşriklerin emanetlerini sahiplerine geri dağıtılması gerekiyordu. Kendisi acilen Medine’ye hicret edecekti, buna vakti yoktu. Hz. Ali’ye dediki Ya Ali, bu emanetleri sahiplerine geri dağıt. Hz. Ali’yi yatağına yatırdı. Kapıda bir katil çetesi hazırlanmış, O’nu öldürmek için beklemekteydi. Allah, gözlerine bir manevi perde çekmiş, Hz. Muhammed aralarından geçmişti ama katil çetesi O’nu farketmemişlerdi. Eve girdiklerinde karşılarında gördükleri Hz. Ali idi.

Derken Peygamber Mekke’den Medine’ye yola çıktı. Tek başına gitmek istiyordu, kimse benimle gelmesin ben yalnız gideceğim demişti. Lakin Ebubekir peşine takıldı. Ya Rasulullah, ben size yoldaş olmak istiyorum sizinle gelebilir miyim diye ısrar edince, Hz. Peygamber O’nu kıramadı, birlikte yola çıktılar. Yolda bir mağaraya saklandılar, arkalarında Mekkeli müşrikler takipdeydi. Mağarada tüm mahlukata Allah, Hz. Peygamber’i koruması emrini vermişti. Mağaradaki yılanlar Peygamberi gözetliyor ve O’nu koruyorlardı, içeri birisi girmeye kalksaydı yılanlar Mekkeli müşriklere saldıracaktı. Bu durumdan bihaber olan Ebubekir, mağaradaki yılanlar Peygamberi sokmasın diye eliyle delikleri kapatmaya çalışıyordu, nerden bilsin ki yılanların Allah’dan aldıkları emirle Peygamberi gözlediklerini? Bir yılan Peygamberi göremediği için Ebubekir’in elini ısırmıştı. Çek elini delikten ben burda Peygamberi koruyorum demek istemişti. Eli ısırılan Ebubekir’i de Hz. Peygamber dua edip şifa vermişti.

Gülbank (Yeni çerilerin Gülbankı Muhammedi marşı)

Allah Allah

Celilü'l- Cebbar, Muinu's-Settar,

Haliku'l-leyli ve'n-Nehar,

Layezal, Zü'l-Celal,

birdir Allah! Anın birliğine,

Resul-ü Enbiya

Peygamberimiz Cenab-ı Ahmed-i

Mahmud-u Muhammed Mustafa

Al-i evlad-ı Resul-i Mücteba

imdad-ı ruhaniyetine!

bil-cümle İslamın sıhhat ü selametine,

Devletimizin beka u temadisine,

ordularımızın devam-ı muzafferiyetine

üçler, yediler, kırklar, göçenler,

demine devranına

''Hu'' diyelim

''Huuu''

Eli kan, kılıcı kan,

sinesi üryan, ciğeri püryan,

meydan-ı şehadette Allah yoluna revan.

Kahrımız, gazabımız düşmana ziyan!

Adülden korkmadık,

korkmayız hiçbir zaman.

Kur'an'da zafer vaadediyor

Hazreti Yezdan.

Uğrun açık olsun ey serdar-ı mücahid!

Hüda kılıncını keskin etsin,

ömrünü gün gibi medid!

Fahr-i alemi hoşnud ettin;

Hakk, gazay-u ekberin

etsin mübarek ve said!

Nasrun minallahi ve

fethun karin.

Ve beşşiri'l- mü'minin.

Ya Muhammed!

Allah Allah Allah

Allah Allah Allah...

Yektir Allah! Yektir Allah!

Yektir Allah!

İllallah!

Ya Rasulullah, seni anlatmak, kelimelere sığdırmak çok zor, inanki hislerimi cümlelere sığdıramıyorum, biliyorum, hissediyorum ama anlatamıyorum. Orhan Veli’nin dediği gibi anlatamıyorum.

Ağlasam sesimi duyar mısınız, Mısralarımda;

Dokunabilir misiniz, Gözyaşlarıma, ellerinizle? 

Bilmezdim şarkıların bu kadar güzel, Kelimelerinse kifayetsiz olduğunu,Bu derde düşmeden önce.  Bir yer var, biliyorum;

Her şeyi söylemek mümkün; Epeyce yaklaşmışım, duyuyorum;

Anlatamıyorum. 

Bir gün sahabe, Hz. Peygamber’e Ya Rasulullah siz vahyi kimden alıyorsunuz diye sorar. O’da ben Cebrail’den alıyorum der. Merak ederler, Cebrail kimden alıyor diye sorarlar. Bunu Cibril’den soralım der Peygamber Hazretleri. O esnada Cibril bir insan kılıpğına girerek mescide gelir. Hz. Peygamber derki Cibril’e sen vahyi kimden alıyorsun diye. Cibril cevap verir. Bana 70 bin kat bir perdenin arkasından bir el uzatıyor ve veriyor vahyi der. Hz. Peygamber, Cibril’e elini uzatır ve gösterir, sana vahyi veren bu el miyidi ? Cibril, Hz. Peygamber’in eline yapışır ve derki evet bana vahyi veren el bu eldi der. Peygamberimiz, kendinden kendine Cibril vasıtasıyla vahyi yeryüzüne indirendir.

Arif olan anlar, bu kadar sır, ehline yeter!...

Ya Rasulululah, alemi islam ve onun savunuculuğunu hiç bırakmayan biz Türk milletinin çektiği acı ve ıstıraplar artık sona ersin istiyoruz. Kara günler umarım biter ve aydınlık günlere yelken açarız…

Esen Kalın…

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
İkametgah Sahtekarlığına 2 Yıl Hapis
İkametgah Sahtekarlığına 2 Yıl Hapis
Karabük Vefat Edenler Listesi...
Karabük Vefat Edenler Listesi...