Advert
sandalye fabrikası karabük
Taraf Olmayan Bertaraf Olur
MAHFİ

Taraf Olmayan Bertaraf Olur

Bu içerik 1128 kez okundu

Hz. Fatıma,
‘- ya Ali’ Hasan, Hüseyin aç, evde yiyecek yok.. gidip yiyecek bir şeyler alsana” der.
Hz. Ali’nin sadece altı dirhemi vardır.
Yiyecek almak için evden çıkar ve giderken yolda kavga eden iki insan görür.
Hz Ali:
“Niçin kavga ediyorsunuz?
Şu âlemde Allah’ı düşüneceğiniz yerde niçin birbirinizle mücadele ediyorsunuz?” diye sorar.
Kavga edenlerden biri, diğerinden altı dirhem alacağı olduğunu, vermediğini, söyler.

Hz Ali cebindeki altı dirhemi çıkarır ve alacaklıya verir.

Evine geldiğinde eli boştur, ‘Cennet kadınlarının seyyidesi’,
“- Ya Ali, hiç mi bir şey almadın?” diye sorunca,
“- Ama ara düzelttim ya Fatma” der.
Hz Fatma’nın yüzünde nurlu bir gülümseme belirir.
Memnundur kocasının bu güzel hareketinden.
Daha sonra Hasan’la Hüseyin ağlamaya başlarlar, ‘açız’ diye.
Bu acı manzaraya dayanamaz ve evden çıkar.
Yolda bir adama rastlar.
Elinde besili bir deve;
“- Ya Ali bu deveyi sana satmak isterim, ucuza satacağım.”
“- Param yok” der Hz Ali.
“- Olsun” der adam.
“- Bu deveyi sana vermeyi çok istiyorum.150 dirhem bu deve.
Al sonra ödersin.”
Alır Hz Ali o deveyi.
Yolda giderken başka adama rastlar.
“- Ya Ali” der, “ne güzel bir deve bu.
Ben bunu 300’e alayım ne olursun reddetme beni.”
Hz Ali: “- Ama ben bunu 150’ye aldım” der.
“- Olsun, ben çok beğendim bunu” ve deveyi satar.
Hz Ali mutlu bir şekilde gider yiyecekleri alır eve döner.
Sonra Peygamber’in huzuruna çıkar.
Efendimiz(s.a.v.) güler, “gel” der, “ya Ali şu deve hikâyesini anlat”.
Anlatınca da der ki:
“- Sen ki ara düzelttin.
Allah Cebrail’i ile sana deveyi sattı.
İsrafil’i ile de satın aldı.
Her kim ki ara yapar, birleştirir, düzeltir, ikilikten insanları kurtarırsa o bendendir ya Ali.”

Şimdi bu hikayeyi okuyup duyganılırız, içimizde bir şeyler hissederiz. Ama günlük yaşantımıza döndüğümüzde bir birimizi ötekileştirmekten de geri duymayız.

Her şeyin İblis’in bize bir oyunu olduğunu farketmeyiz. Fanatikçe takım tutarız mesela. Kırmızı görmüş boğa gibi oluruz sevmediğimiz bir takımın renklerini gördüğümüz zaman. Ya da bizim partimiz tek doğru partidir. Bizden olmayan bir parti bayrağı görsek fanatik taraftarlar gibi davranırız.

Sadece bu kadar mı? Değil elbette ki. İblis’in ikilik çıkarması bizleri birbirimize düşman etmeye çalışmasının hikayesi Habil’le Kabil’e kadar geçmişi derin bir mevzudur. Ne zaman Allah bir hak din indirse bu dine ayrılıklar çıkartmıştır İblis ve avaneleri. Yahudiler 71 fırkaya, Hristiyanlar 72 fırkaya ve nihayet Müslümanlar da 73 fırkaya ayrılmışlardır.

İslam da mezhepçilik anlayışı örneğin Peygamberimiz devrinde yoktu. Ondan asırlar sonra ortaya çıkmış bir olaydır. Belki Ülkemizde mezhep ayrımcılığı bu kadar ön planda olmayabilir ama bugün Ortadoğu’nun kan gölüne dönüştürülebilmesinde mezhep farklılıkları önemli bir koz vermiştir emperyal güçlerin eline. Bugün Irak mezhepsel olarak üçe ayrılmıştır örneğin. Hepsi de birbirine düşman edilmiştir. Mezhebi olmayanın imanı olmaz gibi bir yalan da uydurulmuştur. Öyleyse Efendimiz cehennemliktir haşa! Zira mezhepsiz vefat etmiştir sevgili Peygamberimiz.

İblis her zaman insanlar arasında ikilik çıkarmanın yollarını aramıştır. Mezhepçilik, siyasal farklılıklar ve spor takımları İblis için iyi bir malzeme olmuştur. Mezhepler arası kavgalar, takımlar arası kavgalar, sağcı-solcu kavgaları hep İblis’in fitnelerinin ürünüdür bana göre.

Biliyorum ki ikilik bu dünyaya has bir şeydir. İnin yeryüzüne bir birinize düşman olarak demiştir Allah’u Teala ve İblis’in işini kolaylaştırmıştır.

Araf  Suresi, 24.Ayet
 

Buyurdu: "Kiminiz kiminize düşman olarak inin. Yeryüzünde belirli bir süreye kadar mekan tutmanız ve nimetlenmeniz öngörülmüştür."

Elamlılı Hamdi Yazır bu ayeti şöyle tefsir etmiştir:

  "..biz de dedik ki haydi ininiz ve o halde ininiz ki bir kısmınız, bir kısmınıza zulüm ve tecavüz edecek düşman ve sizin için yeryüzünde bir zamana (yani ölünceye) kadar geçici bir oturulacak yer tutmaya çalışmak ve faydalanıp yaşamak da bir hak olsun..."

Biliyorum evet hepsi bir imtihan içindi oysaki. İblis ikilik çıkartıp bizi azdırmaya çalışmaktaydı oysaki. Nefsimize aldandık ve biz insanlık yanıldık. Bu dünya denilen imtihan meydanında iyilerle kötülerin saflarının ayrıldığı bu meydanda kimimiz eğrilerden kimimiz de doğrulardan olduk. Biliyoruz ki kıyametin vakti de çok yaklaştı. Peygamberimizin benim ümmetimin ömrü 15 asırdır dediği rivayet edilir.

İnsanlar saflarını belirlemek zorundadır. Ya iyilerden olup cennetlikler tarafında yer alırız ya da kötülerden olup diğer tarafta. Taraf olmak esasen dünyanın yaratılış sebebinde de vardır. İblis de zaten salt bu nedenle yaratılmıştır.

Biliyorum ki cennette ikilik yoktur. Orda herkes birbiriyle kol kola arkadaştır. Cennette düşmanlık olmaz. O bu dünyaya has bir şeydir. Allah-u Teala dahi kendi zıddını İblis olarak yaratmış olduğu düşünülürse esasen her şey zıddıyla var olmuştur dersek sanırım hata etmiş olmayız. Ama mesele kimden yana taraf olduğumuzdur. Yani İblis’in yolundan mı, Allah’ın yolundan mı işte mesele budur. İblis’in yolundan gitmek istemiyorsak da nefsimizle mücadele etmeli ve nefsimizi ıslah etmeliyiz. Zira nefis denilen varlık İblis’in bedenimizdeki askeridir. O nedenle herkes aslında tarafdır. Objektif ve tarafsız olan Allah’dır. Allah, insanları özgür ve bağımsız yaratmıştır. İnsanlar nefis mücadelesinde haktan yana taraf olmalıdır.

Başkalarını düzeltmeden evvel kendimizi düzeltmeliyiz. Hepimizin en büyük sorunu da belki tam da bu. O yanlış bu yanlış derken kendimizi değerlendirmeye fırsatımız olmuyor. Zira ömrümüz başkalarının hatalarını bulmakla geçerken kendi hatalarımıza bakmak aklımıza gelmiyor. Her koyun kendi bacağından asılır. İnsan önce bu mücadelede kendisini ıslah etmelidir. Başkalarını düzelteyim derken kendimize çeki düzen vermeyi ihmal ediyoruz. Abi herkes yanlış dediğimizde aslında bizim bakış açımızın yanlış olduğunu farkedemiyoruz.

Hoş görü gösteremiyoruz örneğin. Tahammül etme sınırlarımız çok düşük. En küçük bir olaydan kavga çıkartıyoruz. Anlayışlı insanlar olmayı unuttuk. Toplumsal olarak tahammüsüz bir nesil olmaya doğru gidiyoruz. Basit problemleri gözümüzde büyütüyoruz. Mal mülk sevdası, lüks özentisi her şeyden önce bize insanlığımızı unutturuyor. Zira emperyal düşüncenin temeli başkalarının paralarını kendinde toplamaktan ibarettir. Emperyal düşüncede eşitlik yoktur. Bu düşünce tarzında iki çeşit toplum vardır. Sömürenler ve sömürülenler olarak. Nihayetinde İblis’in bir oyunudur zaten mal mülk hırsı, lüks düşkünlüğü. Gözümüz başkasını görmez sadece kendini düşünen bencil insanlar oluruz. Yardımseverliği unuturuz ve peygamberimizin komşusu açken tok yatan bizden değildir sözü umrumuzda olmaz. Sonrada Müslümanlığı kimseye kaptırmayız. Her şeyden önce gerçek Müslüman olmanın temeli önce insani erdemlere sahip olmaktır. İnsan olmayı başaramayan Müslümanım diye ortalıkta gezinemez. Zira islam dini kimlik kartında yazmakla Müslüman olunamaz, Müslümanlık yaşamla olur. Kuran okunmak için değildir, Kuran yaşanmak içindir. Evinde Kuran olupta O’na aykırı davranıyorsan zaten herşeyden önce insanlıktan uzaksın demektir. Müslümanlık demek gerçekte insan olmayı gerektirir.

Neyse konumuz taraf olmak. Eğer gerçek birer Müslüman olmak istiyorsak nefsimizin isteklerini değil Kuran’ın isteklerini uygulamalıyız. Kur’ana taraf olmalıyız ama yaşayarak. Konuşarak Müslümanlık olamaz. En bilge Kuran alimi de olsanız islama taraf olmak için önce siz islamı yaşamalısınız. Yaşamdan kastım şeriat kesinlikle değildir. İnsani erdemlere sahip olmaktır. Allahın bizden beklediği önce insan olmaktır.

Dünyanın bir imtihan meydanı olarak yaratılmış olduğu hepimizin malumudur. Bu nedenle peygamberler ve Allah dostları iyiliğe taraf olmuşlar, İblis’in avaneleride kötülüğe taraf olmuşlardır. İblis, bize dünyayı süslü püslü göstererek insan onuruna yakışmayacak bir yaşam sürmemizi ister. Allah dostları ise ne bu dünyanızı unutun nede öbür dünyanızı der. İyiliğe taraf olmak, hakkı ve adaleti savunmak, mazluma destek olmak, zalime baş kaldırmak, komşum açken ben tok olamam demek işte bunlardır Allah yolunda olmak. İyiliğe taraf olmak için de iyi insan olmak gerek. İyi insan olmak için çaba içinde olmak gerek. Hepimizin içinde kendi şeytanımız olan nefsimiz var. Onu dinlememek ve nefsani arzularımızın bize günah işletmesine izin vermemeliyiz ve nihayet günahın bizim için sıradanlaşarak kötü insan olmaya doğru adım atmamaya özen göstermeliyiz diye düşünüyorum.

Esen Kalın…

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
Çetin     2017-11-20 Kuranın isteklerini uygulamalıyız diyorsun fakat şeriatı kast etmedim diyorsun. Allah feraset versin cümlemize
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
500 Kişi Okuma Yazma Sertifikası Aldı
500 Kişi Okuma Yazma Sertifikası Aldı
2017 Yılında Karabük’te Neler Oldu?
2017 Yılında Karabük’te Neler Oldu?