Advert
sandalye fabrikası karabük
ATATÜRK'Ü ANLAMAK
MAHFİ

ATATÜRK'Ü ANLAMAK

Bu içerik 1176 kez okundu

Örnek şahsiyetler sadece söylemleriyle halkına örnek olmazlar, onlar aynı zamanda yaşamlarıyla da topluma yol gösterirler. Tıpkı Mustafa Kemal gibi…

Atatürk harf inkılabı yaparken eline tebeşiri almış ve ilk defa halkına kendisi yeni alfabeyi öğretmiştir.

Sanayi devrimi yaparken kendi elleriyle çaba harcamış İzmir iktisat kongresinde kalkınma planları yapmıştır. Cumhuriyet tarihimizin en hızlı büyüdüğü yıllar 1930’lu yıllar olmuştur.

Giyimde devrim yaparken ilk önce kendisi giyimiyle kuşamıyla halkına örnek olmuştur.

Kısaca Atatürk dediğimi yapın ama yaptığımı yapmayın diyenlerden olmamıştır. Ayinesi iştir kişinin lafına bakılmaz sözüne uygun yaşamıştır. Yapmak istediği devrimleri önce kendi sinesinde benimsemiştir. Halkına faydalı olacağına inanmadığı hiçbir işe kalkışmamıştır. Kendisine aman Paşam bu devrimleri alıştıra alıştıra yapalım dendiğinde hayır demiştir. Halkım bana uysun demiştir. Zira az olan ömrüne çok fazla yenilik sığdırmak zorunda kalmıştır.

Dar kafalar dar düşüncelerse hiçbir zaman O’nu anlayamamıştır. Zira devrimciler çağın ilerisinde yaşayan insanlardır. Onlar ancak birkaç asır sonra anlaşılabilecek kadar ileri görüşlü insanlardır. Sanki adeta gelecekten gelmiş ve geçmişi düzeltmeye çalışan zaman yolcuları gibidir. Bu nedenle yaşadıkları çağda zor anlaşılırlar. Halen daha Atamızı yeterince idrak edebilmiş olduğumuzu sanmıyorum. Sadece bize bir vatan hediye etmiş olmasının minnetiyle ona saygı duyuyoruz ama fikirlerini yaşatamıyoruz diye düşünüyorum.

Evet, Atatürk bize bir vatan hediye etti. Ama O’nun fikirlerini ne kadar anlayabildik? Sözlerini derin derin irdeledik mi? Eğer bir gün benim sözlerim bilime ters düşerse bilimin sözlerine değer verin diyecek kadar aklın rehberliğini tavsiye eden bu yüce şahsiyetin fikirlerini idrak edebildik mi yeterince?

Sadece anma günlerinde mesela 10 Kasım’larda bir günlük bir Atatürkçülük seferberliği başlatıp, yılın geri kalan günlerinde O’nu ve fikirlerini yaşatabildik mi?

Bakın Dünya liderleri dahi bizden daha fazla Atatürk’e değer vermektedir. İşte alın size Birleşmiş Milletler UNESCO toplantısında olan gelişme ve alınan karar:

UNESCO 1981 yılında, 100. Doğum Yıldönümü nedeniyle Atatürk'ü "Ulusal Mücadele ve Çağdaşlaşma Lideri" olarak evrensel niteliklerini ortaya koymuştu. Bu karar doğrultusunda, Atatürk'ün doğumunun 100. yılı bütün dünyada, "1981 Atatürk Yılı" olarak kutlanmıştı. Bu uygulama, dünyada ilk ve tektir. 27 Kasım 1978 Tarihli UNESCO Genel Kurulu kararında aynen şunlar yazıyordu: "UNESCO Genel Konferansı; Uluslararası anlayış işbirliği ve barış yolunda çalışmış üstün kişilerin gelecek kuşaklar için örnek olacakları inancıyla, Türkiye Cumhuriyeti'nin Kurucusu Mustafa Kemal Atatürk'ün doğumunun 100. Yıldönümü'nde, 1981 yılında anılmasını kararlaştırmıştır.
Olayı kısa anlatalım. Alınan kararda “Bu gün UNESCO’nun üzerinde çalıştığı bütün projelerin isim babası Mustafa Kemal’dir.” Denmektedir. Birden İsveç delegesi ayağa kalkar ve şöyle söyler: “Ne yani dünyada bu kadar devlet adamı var hepsinin doğum gününü böyle kutlayacak mıyız?” şeklindeki kinayeli sözlerine, Rus delegesi ayağa fırlar yumruğunu masaya vurur ve 152 ülkenin delegelerine aynen şöyle söyler; ”Genç delege arkadaşım hatırlatmak isterim ki ATATÜRK öyle dünyadaki herhangi bir lider değildir, bırakın onu bir yıl anmayı her ülke her problemimizde çare olarak aramalıyız” der. Sonra ne mi olur? UNESCO tarihinde ilk ve tekdir hiç negatif oy yok, hiç çekimser oy yok 152 ülke şu metne imza atar; hani İsveç delegesi demişti ya “ne yani” diye. O İsveç delegesi bu imzanın atıldığı gün mikrofona gelir ve aynen şunları söyler; ”Ben ATATÜRK’ü inceledim bütün ülkelerden özür diliyor ilk imzayı ben atıyorum” diyecektir.
Alınan Kararda Şunlar Yazmaktadır: “ Atatürk kimdir; Atatürk ululararası anlayış, işbirliği, barış yolunda çaba göstermiş üstün kişi, olağanüstü devrimler gerçekleştirmiş bir inkilapçı, sömürgecilik ve yayılmacılığa karşı savaşan ilk önder, insan haklarına saygılı, dünya barışının öncüsü, bütün yaşamı boyunca insanlar arasında renk, dil, din, ırk ayırımı göstermeyen, eşi olmayan devlet adamı, Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu”
UNESCO B.M.E.K.Ö.nün 152 ülkesinin OYBİRLİĞİ ile yapmış ve dünyaya dağıtmış olduğu ATATÜRK tanımlaması
Metnin İngilizcesi
Atatürk is: An outstanding person who devoted himself for the development of international understanding cooperation and peace a revolutionist who realized extraordinary reforms the first Leader who fought against imperialism and colonialism. A unique Statesman respectful to human rights pioneer of worldwide peace who never discriminated people according to their color religion or race through out his life founder of Turkish Republic.
UNESCO (United Nations Educational Scientific and Culture Organizations)
Sonuç Olarak: UNESCO'nun ilgilendiği tüm alanlarda Atatürk'ün olağanüstü bir reformcu olduğu göz önünde tutularak, özellikle sömürgecilik ve emperyalizme karşı en önce açılan savaşların ilk liderlerinden biri olduğu kabul edilmiştir. Atatürk'ün dünya ulusları arasında karşılıklı anlayışın, sürekli barışın kurulması için çalışmaları olağanüstü bir örnektir. Tüm yaşamı boyunca insanlar arasında hiçbir renk, din ve ırk ayrımını gözetmeden, bir uyum ve işbirliği çağının doğacağına olan inancını anımsatarak, eylemlerini her zaman barış uluslararası anlayış ve insan haklarına saygı yönünden yapmıştır. Türkiye Cumhuriyeti'nin Kurucusu Atatürk'ün kişiliğini ve eserinin çeşitli yönlerini ortaya çıkarmak üzere, 1980 yılında yapılan sempozyum hazırlıkları için Türk Hükümeti ile UNESCO'nun işbirliği yapmasına karar verilmiştir."

Dünyanın tam 152 ülkesi bu bildiriye imza atmıştır. Tüm ülkeler her problemlerinde O’nun fikirlerine sarılmışlardır. Norveç’de bir atasözü olmuş deyim vardır, Atatürk gibi düşünmek: Yani en çözümsüz gibi görünen bir problemle karşılaştıklarında kişiye git sen bir de Atatürk gibi düşün derlermiş. Yani Atatürk çözümü olmayan sorunları dahi çözmüştür. O’nu kendilerine örnek almışlardır.

Çok sevdiğim bir Atatürk şiiri var. Tekrar etmek istiyorum.

Yıkın Heykellerimi

Ey milletim
Ben Mustafa Kemal'im
Çağın gerisinde kaldıysa düşüncelerim
Hala en hakiki mürşit değilse ilim
Kurusun damağım dilim
Özür dilerim

Unutun tüm dediklerimi
Yıkın diktiğiniz heykellerimi

Özgürlük hala
En yüce değer
Değilse eğer
Prangalı kalsın diyorsanız köleler

Unutun tüm dediklerimi
Yıkın diktiğiniz heykellerimi

Yoksa çağdaş medeniyetin bir anlamı
Ortaçağa taşımak istiyorsanız zamanı
Baş tacı edebiliyorsanız
Sanatın içine tüküren adamı

Unutun tüm dediklerimi
Yıkın diktiğiniz heykellerimi

Yetmediyse acısı şiddetin savaşın
Anlamı kalmadıysa
Yurtta sulh dünyada barışın
Eğer varsa ödülü silahlanmayla yarışın

Unutun tüm dediklerimi
Yıkın diktiğiniz heykellerimi

Özlediyseniz fesi peçeyi
Aydınlığa yeğliyorsanız kara geceyi
Hala medet umuyorsanız
Şıhtan şeyhten dervişten
Şifa buluyorsanız
Muskadan üfürükçüden

Unutun tüm dediklerimi
Yıkın diktiğiniz heykellerimi

Eşit olmasın diyorsanız kadınla erkek
Kara çarşafa girsin diyorsanız
Yobazın gazabından ürkerek
Diyorsanız ki okumasın
Kadınımız kızımız
Budur bizim alın yazımız

Unutun tüm dediklerimi
Yıkın diktiğiniz heykellerimi

Fazla geldiyse size
Hürriyet cumhuriyet
Özlemini çekiyorsanız
Saltanatın sultanın
Hala önemini anlayamadıysanız
Millet olmanın
Kul olun
Ümmet kalın
Fetvasını bekleyin şeyhülislamın
Unutun tüm dediklerimi
Yıkın diktiğiniz heykellerimi
RAHAT BIRAKIN BENİ       

                               Süleyman Apaydın

Sanırım ne demek istediğim bu şiirle daha iyi anlaşılacaktır. Tüm hislerimi ve duygularımı açık ve net bir şekilde yansıtıyor bu şiir. Yani aslolan Atatürk’ü seviyoruz dediğimiz kadar O’nun söylem ve demeçlerine de sahip çıkmalı hatta bunları yaşama geçirmeliyiz.

Aşağıdaki yazıyı bir ortaokul öğrencisi, okulunun duvar gazetesine yazmış. inanılmaz güzel ve farklı bir bakış açısı. Ben yazıyı çok beğendim bakalım sizler de beğenecek misiniz?

"İKİ KADEH RAKI"

Bu ülkede yasayan her insanin bağımsızlığını ve demokrasisini borçlu olduğu insan: ATATÜRK... Gençliğinde kot pantolon giyememiş. Sevgilisin elinden tutup hasılat rekorları kiran bir sinema filmine gidememiş... Padişah ona Trablusgarp Cephesi'nde görev verdiğinde, lüks uçak şirketinin, first class koltuğunda viskisini yudumlayarak görev yerine gidememiş... Halkına bağımsızlık fikrini anlatabilmek için kortej esliğinde Mercedes'lerle gezememiş Anadolu'yu... Kurtuluş hareketini başlatmak için 19 Mayıs'ta Samsun'a ayak basan ayağında spor ayakkabısı ya da kovboy çizmesi yokmuş.... Kazandığı her savaştan sonra savaş sahasına fırlayıp moral veren mini etekli ponpon kızlar da yokmuş... Tarih kitaplarına bakılırsa, Yunanlıları İzmir'den denize döktükten sonra timsah yürüyüşü de yapmamışlar... Ülkesinde yapacağı devrimleri, unutmamak için not alacağı bir cep bilgisayarı olmadığı gibi, kendisine suikast girişiminde bulunacakları da cep telefonundan öğrenememiş! Atatürk için üzülüyorum. Dağ gibi adam, bir radyo programına faks çekemeden, İsmet Pasa için Safiye Ayla'dan bir istek parçası isteyemeden gitti .. Lozan Zaferi'nden sonra veya Cumhuriyet'in ilanından sonra arabaya atlayıp sabahlara kadar korna çalıp, elinde bayraklarla sokaklarda tur atamadı. Evinin balkonuna çıkıp, bir şarjör mermiyi havaya sıkamadı. Atatürk'e acıyorum... Sen kalk, dört kadınla evlenebileceğin bir dönemde dünyaya gel, sonra değerini bilmeyip tek kadınla evlilik sistemini getir. Aaaah ah... Çılgın diskolara gitmek, sabahlara kadar içip, içip rock yapmak, babasının mersedesini alıp söyle bir Emirgan turu çekmek dururken... Bunları yapmadı Atatürk.... Keyif çatmadı... Yan gelip yatmadı... Vatan topraklarını satmadı... Tüm hayatini ülkesinin kurtuluşuna ve uygarlaşmasına harcadı... ISTE ONUN IÇIN BÜYÜK ADAMDI ATATÜRK HER FIRSAT ELINDE VARDI. O ISE SADECE BU MILLETIN BAGIMSIZLIGINI ISTEDI. BÜTÜN SUÇU 2 KADEH RAKI IÇMEKTI O KADAR.....

Biliyorum Atam, seni hakkettiğin ölçüde tanıyamadık ve fikirlerini yeterince kavrayamadık. Dünya senin kıymetini biliyor ama biz bilemedik seni anlayamadık Atam, vefasızlık ettik. Saygısızlık ettik sana. Kafasına deli külahı geçirilmiş bir İngiliz ajanı orta yerlerde çıkıp sana saldırırken sessizce seyrettik. Ergenekon, Balyoz vs diyerek senin ordun tavsiye edilirken kendi korkumuzdan acaba bize de sıra gelir mi endişesinden sustuk. Ülkemizin teminatı TSK bitirilmeye çalışılırken seyrettik. Senin en büyük eserin TÜRKİYE CUMHURİYETİ’dir paşam farkındayız. En azından son kalan emanetine sahip çıkacağız.

Aht olsun, and olsun, Kur’an üzerine yemin olsun ki, ülkemin bağımsızlığa bir gün çıkarda biri kast ederse, düşman bizi yeniden işgal ederse, içimizden bir hain çıkarsa,elime taş, sapan ne bulursam alacağım gerekirse sokak çocuklarından oluşan bir çete kuracağım. Karıncanın Hz. İbrahim’in ateşini söndürmeye giderken hiç değilse bu yolda ölürüm dediği gibi bende diyorum ki o gün geldiğinde sokağa dökülmek gerekirse sokağa döküleceğim, en azından ülkemin bağımsızlığı uğruna Deniz Gezmiş’ler gibi canımı vereceğim.

Atatürk’ü sevmek ve O’nu anlamak, ben Atatürk’ü seviyorum demek değildir, eğer O’nu gerçekten seviyorsak fikirlerine ve devrimlerine sahip çıkmalı ve bu millete yeniden ATATÜRK’Ü anlatmalıyız.

Beni görmek demek  mutlaka yüzümü görmek değildir. Benim fikirlerimi benim duygularımı anlıyorsanız ve hissediyorsanız  bu kafidir… Mustafa Kemal ATATÜRK

Esen Kalın…

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
500 Kişi Okuma Yazma Sertifikası Aldı
500 Kişi Okuma Yazma Sertifikası Aldı
2017 Yılında Karabük’te Neler Oldu?
2017 Yılında Karabük’te Neler Oldu?