Advert
sandalye fabrikası karabük
Bilinçli Anne Baba Olmak
MAHFİ

Bilinçli Anne Baba Olmak

Bu içerik 719 kez okundu

Bir toplumun temel yapı birimi, tuğlası kuşkusuz ailedir. Bir toplumda aile yapısı ne kadar sağlamsa o toplum o kadar sağlam ve köklü olur.

Türk milletinin sağlamlığını ancak aile yapısını bozarak sağlanabileceğini anlayan emperyalist ülkeler, kuşkusuz bizim aile yapımızı bozmak için çaba içerisindedirler. Yazılı, görsel ve sosyal medya Türk aile yapısını bozma gayreti içerisindedirler. Çok azı müstesna olmak üzere genel anlamda medya emperyalizmin hizmetine ve çıkarlarına hareket etmektedir. Birbirini aldatan eşlerin konu edildiği filmler, diziler adeta toplumu zehirlemektedir. Bir de buna ilaveten lükse özendirme ve her şeyin maddiyata dayandırılması aslında bizim toplum yapımızı bozmaya yönelik faaliyetlerdir. Örneğin bir yoğurtçu bayram komedyası basın için iyi bir malzeme olmuştur.

Bugün ki konumuz çocuklarımız, zira onlar bizim geleceğimiz, istikbalimiz ve yarınlarımızın güvencesidir. Çocuklarımızı doğru yetiştirebiliyor muyuz? Yeni yetişen genç kuşağa baktığımız zaman son model teknolojik aletler hepsinin elinin altında. Bir zamanlar fakir bir toplumken şimdiki nesil marka özentisi içerisinde yetişmektedir. Yokluk nedir bilmeyen bir nesil varlığın kıymetini nasıl bilsin?

Türk toplumu geçmişte böylemiydi? Elbette ki hayır. Bizler ailelerimizin evladım param yok alamayız söylemleriyle büyüdük. Fakat şimdiki yeni nesle bunu öğretemiyoruz kanaatindeyim. Çocuklar duygu sömürüsü yaparak bize her istediklerini yaptırmaya çalışmaktadırlar. Fazla katı olmamak lazım elbette, onların çocukluğunu yaşamalarına izin vermeliyiz ama sınırsızca isteklerine de bir set çekmeyi bilmeliyiz. Çocuklarımıza her istediklerini elde edemeyeceklerini öğretmeliyiz. Örneğin yarın aşık olduğunda reddedilmeye hazır olmalıdırlar. İnsan hayatta her istediğini elde edemez. Bunu daha çocukken öğretmeliyiz onlara…

Bizler yaşayamadık bari çocuklarımız yaşasın gibi bir düşünce içerisinde olmak neticede büyük yanlışlıklar ortaya çıkarmaktadır. Nice profesörler var ki evlatlarını okutamıyorlar. Zira çocuk her istediğine sahip oluyor, hazıra alışıyor, çalışıp başarma güdüsü törpüleniyor ya da hiç oluşmuyor.

 Bir bilim adamı, bana bir düzine çocuk verin size istediğinizi bilim adamı, avukat ya da doktor istediğinizi de katil, hırsız ya da yankesici yapayım, demiş. Yani her şeyin başı eğitimden geçer. Çocukları birer oyun hamuru gibi düşünün. Onları nasıl yoğurup şekil verirsek öyle bir kişilik geliştirirler. Çocuklar sabırla, sevgiyle ve şefkatle yoğrulursa iyi birer birey haline gelecektir. Çocukların en büyük ihtiyacı pahalı oyuncaklar değildir. Anne sevgisi ve baba şevkati onların en çok ihtiyacı olan şeydir. Çocuklara dünyaları verseniz boştur sevginizi veremediyseniz eğer…

Çocuklarınıza sarılın. Onları severek sevmeyi öğretin. Doğayı ve hayvanları sevmeyi öğretin. Sokak hayvanlarına yiyecek ve su vermesini teşvik edin. Böylece dünyamızın diğer canlılara da ait olduğunun farkında olsunlar. Çevre katliamı yapan insanlara kızmadan önce doğaya barışık bireyler yetişmesini sağlamalıyız.

Çocuklara kendinizin yapmadığı şeyleri tavsiye etmeyin. Kendiniz kavga ederken çocuklarınıza kavga etmeyin dersek bunun bir faydası olmaz. Kitap okumalarını, ders çalışmalarını isterken biz televizyon izlersek söylemlerimizin tesiri olmaz.

Bırakın çocuklarımız oyun çağındayken doyasıya oynayabilsin. Sokakta vakit geçirmelerini, arkadaş edinmelerini sağlayın. Evden hiç çıkmayan çocukların ileriki yaşlarda sağlıklı arkadaşlıklar kurmasını bekleyemeyiz. Topluma faydalı bireyler olmaları için küçük yaşlardan itibaren rahat ve özgür olmalarını sağlamalıyız. Aşırı baskıcı olmak ya da çok gevşek davranmak olumsuz kişilik geliştirmelerine neden olur.

Çocuk gelişiminde en önemli yılların ilk 6 yıl olduğu bilim adamlarınca ortak bir kabuldür. Örneğin bebeklik çağında her ağladığında annesini yanında bulamayan bir bebek, ileride güvensiz bir kişilik geliştirir. Ya da baskıcı bir tuvalet eğitimi onu katı, aşırı disiplinci ve cimri yapar.

Toplumu oluşturan faktör bireylerdir ve bireyler ailede şekillenir ve kişilik oluşturulur. Mutlu çocuklar mutlu ailelerde yetişir. Problemli çocuklar da aile içi huzurun olmadığı ve genellikle anne babası ayrı olan ailelerde yetiştiği bilimsel olarak ortaya konmuş bir gerçekliktir. Hapishaneleri bir gezin çoğunun huzursuz bir çocukluk geçirdiğini göreceksiniz.

Çocuklara başarılı olduklarını hissettirin. Ne kadar yanlış ya da eksikte yapsa aferin, çok güzel olmuş şeklinde onları motive edin. Emin olun daha iyisini yapmaya çalışacaklardır. Eğer siz olmamış falan derseniz zaten bir daha aynı başarıyı dahi yakalayamazlar. Çocukların ailesi tarafından olumlu güdülenmeye ihtiyacı vardır. Yani başarılı olması için teşvik edilmelidir. Sen çok akıllısın, zekisin başarılı olursun şeklinde motive edilmelidir. Toplumumuzda pek çok deha, farkına varılmadığından dışlanmış ve başarısızlığa teşvik edilmişlerdir. Elbette ki en az aile kadar ilk ve ortaokul öğretmenlerine de bu konuda iş düşmektedir.

En büyük hatalarımızdan biride çocuklarımıza sen çocuksun aklın ermez şeklinde hitaplarımızdır. Onları küçük düşürücü, gönlünü incitici bu söylemler kendilerini ifade edebilmelerine engel olur. Her ortamda rahat ve girişken bireyler olsunlar istiyorsak onları birer yetişkin gibi dinlemeli söylemlerine değer vermeliyiz. Böylece özgüvenli ve kendine güvenen bireyler yetiştirmiş oluruz. Onlara sorumluluk almalarını sağlamalıyız. Örneğin odasını toplaması gerektiğini bilmesi, ya da bir evcil hayvana sahip olması onun bakımını üstlenmesi çocukların sorumluluk duygularını geliştirecektir.

Eğer kötü bir çocuk yetiştirmek isterseniz aile içi tatsızlık çıkartın. Çocuklarınıza tahammülsüz olun. Çocuğunuzun yanında aile bireylerine karşı saygısızca davranışlarda bulunun. Böylece insanlara saygısız birer birey olsunlar. Çocuğunuza hiç vakit ayırmayın ki ilgisiz ve sahipsiz bir evladınız olsun. Böylece sorumsuz ve vurdumduymaz bireyler yetişsin.

Unutmayın siz ne yaparsanız çocuğunuzda aynısını yapar. Onlar bizlerin söylemlerinden çok davranışlarını örnek alır. Onlara yapmacık davranmayın, içten, samimi ve net olun. Size olan güvenini kaybetmesin. Sağlıklı bireyler sağlıklı ailelerde yetişir. Eğer mükemmel çocuklarımız olsun istiyorsak mükemmel birer ebeveyn olmak zorundayız.

Ne yazık ki bizim toplumumuz da koruyucu aile kavramı pek de yaygın değil. Yani olması gerektiği kadar başvurulan bir yöntem değil. Sahipsiz çocukları yuvalara tıkıyoruz, 18 yaşına gelince de kendi haline bırakıp sokak çocuğu olmasını sağlıyoruz. Sonra bunlar hırsızlığa, yan kesiciliğe başlayınca da isyan ediyoruz. Örneğin çocuk doğurmak istemeyen ebeveynler evlat edinse, ya da çocuğu olmayan çiftler 10 binlerce lira tüp bebek için para harcayacağına sahipsiz bir çocuğa anne baba sevgisi verse emin olun ne sokak çocukları olur ne de sokakta istemediğimiz tinerciler kalır. Bir toplum olarak eğer sahipsiz çocukları sahiplenmezsek bunlar ileride toplumun başına bela olurlar.

Devlet evlat edinen fakir ailelere yardım edebilir. Hem çocuklar bir aileye kavuşabilir hem de fakir ailelere bir katkı olur. Bana göre kendi evlatlarımıza sahip çıktığımız kadar ortada kalmış yavrularımıza da sahip çıkmalıyız. Türk toplumu olarak böyle bir eksiklik hissediyorum. Umarım yetkililer bu konuda daha fazla bir şeyler yaparlar.

Ülkemizin geleceği çocuklarımıza emanet olacaktır. Daha duyarlı ve daha bilinçli birer ebeveyn olmamız gerektiğini düşünüyorum.

Esen Kalın…

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
500 Kişi Okuma Yazma Sertifikası Aldı
500 Kişi Okuma Yazma Sertifikası Aldı
2017 Yılında Karabük’te Neler Oldu?
2017 Yılında Karabük’te Neler Oldu?