Advert
sandalye fabrikası karabük
MARKA ÇILGINLIĞI
MAHFİ

MARKA ÇILGINLIĞI

Bu içerik 1448 kez okundu

Bir Türk Mühendis anlatıyor:

Köylerde gezerken inek dışkılarından yeni yapılmış buram buram kokan tezeklerin yanında elimde simit yiyerek dolaşıyorum…

Bütün yakın arkadaşlarım burada, yedi yıldır aynı telefonu kullanıyorum (b. 9800).

Satsanız 150 lira etmez, ama bir hafta şarjım dayanıyor, üstelik istediğim her yeri rahatça arayıp, bütün sosyal medya hesaplarıma bakıp, maillerime cevap verip, kaybolduğumda navigasyonuyla yolumu bulabiliyorum.

 Her ortamda da masanın üstüne çekinmeden koyuyorum…

Oysa Avrupa Birliği ülkelerinde görev yapan 5 Türk kalkınma uzmanından birisiyim. Günlük ortalama 14 milyon lira cirosu olan bir gemi ikmal limanının proje sahibiyim.

Sadece geçtiğimiz yıl ülke ekonomisine 5.2 milyar dolar para kazandıran bir ekibin masa başındaki ismiyim.

Yine bir telefonumla milyar dolarlık gemilerin güvenerek geldiği sayılı isimlerden birisiyim.

Ayrıca turizm veya kırsal alanda yapılacak her projeye 10 milyon liralık hibe desteği sağlayan imzaya sahibim…

İşte insanlar buna bakıyorlar…

Sizin mevkinize, beyninize ve kariyerinize bakıyorlar.

Telefonunuza veya yediğinize içtiğinize değil, anlatabildim mi?

Bakın bugün 3 bin liraya iki tane yabancı dil kursuna gidip burada AB bünyesinde kokartlı rehber olabiliyorsunuz.

Aldığınız maaş ise tam 12 bin lira!

Sonra Turizm Bakanlığına geçerseniz eğer, aldığınız bu maaşı da katlıyorsunuz.

Yani kafanızı çalıştırırsanız bugün bir I. 7 parasına geleceğiniz kurtuluyor arkadaşlar!

Size yemin ediyorum buraya S.’u, I.’u üreten adamlar geliyorlar ve ellerinde halen 10 senelik telefonlarla konuşuyorlar, fakat devamlı ellerinde kitap var ve okuyorlar.

Kendilerini geliştiriyorlar…

Bir kere bile odalarında bir dizi veya aptal yarışmalar seyrettiklerini görmedim,

Telefonları sadece çaldığı zaman çantalarından çıkartıyorlar, çünkü hayatı gerçekten gezerek eğlenerek sosyal bir şekilde yaşıyorlar.

Magazin manyaklarının takıldığı Instagram’da veya sanal alemler de değil!

Abartmıyorum Volvo’nun yeni modellerini yapan mühendis bile halen 15 sene önce yaptığı arabaya biniyor,

Neden yeni yaptığınızı kullanmıyorsunuz?, diye sorduğumda ”Çünkü ihtiyacım yok” diyor!

Düşünsenize ne kadar eski araba kullanıyor olsa da ”İşte bu adam V.’nun mühendisi” diyorlar o kadar !..

Ve işte insanlar da buna bakıyor arkadaşlar…

Geriye kalan benim telefonumun modeliymiş, ayakkabımın markasıymış, nerede kiminle ne yediğimmiş.

Yemin ediyorum kimsenin umrunda bile değil arkadaşlar.

Çünkü bunlarla adam yerine konulmuş olmuyorsunuz !…

Umarım az da olsa bir şeyler anlamışsınızdır da geleceğinizi düşünüp ailelerinize acı çektirmezsiniz

BİR DEĞERLENDİRME:

Büyük şehir küçük şehir farketmeksizin her yanımızı AVM’ler sarmış durumda. Eskiden marka nedir bilmezdik. Bir zamanlar giyimde kalite denince akla önce Sümerbank gelirdi. Türkiye Avrupa’ya özellikle Rusya ve Almanya’ya giyim ihraç eden bir ülkeydi. Bavul ticaretini hepiniz bir zamanlar duymuşsunuzdur.

Osmanlı Devletinin 18.yüzyılda Rusya’nın parçalama ve paylaşım isteklerine İngiltere karşı çıkıyordu. Hatta rahatlıkla söyleyebiliriz ki Osmanlı’nın bir yüzyıl daha ayakta kalmasını sağlayan tarihi gerçek buydu. Zira o dönem İngiltere Kapitülasyonları genişletmiş ve Osmanlı’yı kendi iç pazarı haline getirmişti. Ankara tiftik keçisi gizlice yurtdışına kaçırılmış bu keçinin yaşayabileceği bir coğrafya bulunmuş ve bundan üretilen giyim ürünleri ise tekrar Osmanlı’ya satılmıştı. Bu sadece tek bir örnektir. Osmanlı bir ithalat cenneti haline getirilmişti. Bu nedenle emperyalizm bir süre Osmanlı’yı yıkma ve paylaşım planlarına sıcak bakmıyordu. İster inanın ister inanmayın İngiltere’nin ve Siyonist emperyalizmin çıkarları Osmanlı’yı bir yüzyıl daha ayakta tutmuştu.

Şimdilerde bakın Ortadoğu coğrafyasına. Bütün ülkelerde isyanlar ve kaos hakim. Buna İsrail dahildir. Ancak kaosun ve iç isyanların en az olduğu ülke Türkiye’dir. Fetö kalkışması istisnadır ve istisnalar kaideyi bozmaz bilirsiniz.

Aynen Osmanlı’nın son dönemlerini yaşıyoruz. Emperyalizm Türkiye’yi kendi iç pazarı haline getirmiş durumda. Bunu da AVM’ler ve Marka Çılgınlığı ile sağladılar. Emperyal güçler bizim en önemli iki ihracaat kalemimiz olan tekstil ve Tarım sektörünü bitirmiş durumda. Yeniden Osmanlı’nın son dönemlerindeki süreci yaşamaktayız.

Rahat olun. Bol bol reklam izleyin. Markaları ezberleyin. Televizyon denen aptal kutusuna kendinizi mahkum edin. Tek bir haber programı sunmayan emperyalizmin beslediği magazin ve eğlence kanallarına kilitlenin. Yarışma programlarında kim birinci olacak merak ediyorum. Ama her zaman emperyalizmin birinci olacağı kesin.

Sakın kitap okumayın. Araştırmayın, sorgulamayın. Kredi kartına 24 taksitle en pahalı markaları alın. Bankalara donunuza kadar borçlanın. Markalara yatırdığımız paraları toplasak Türkiye’nin kaç kere gayri safi milli hasılası edermiş bunları umursamayın. Kredi kartı borcunuzu ödeyemezseniz de hiç dert etmeyin. Bankalara nasılsa devlet kefil. Tüyü bitmemiş yetimin hakkıymış dert etmeyin. Aman canım nasılsa hepimiz Müslümanız. Azıcık yetim hakkı yesek ne çıkar?

Evinizde annenizin sağlıklı ve hijyenik yemeklerini boşverin. Gidin bir AVM’ye. Amerikan yapımı bir film izleyin. Sonra Amerikan marka bir hamburger yiyin. Hamburgerden sıkıldınız mı? Pizza verelim. Ardından bir Amerikan kapiçinoya ne dersiniz?

Eğer Ortadoğu coğrafyasında kaosun hakim olmadığı tek ülke bizsek bu hala daha Siyonist emperyal çıkarların bizimle işleri bitmediği içindir. Onlar için kritik tarih 2020-2021 tarihleridir. Hazır birkaç yılları daha varken Türkiye’yi iyice sömürecekler. Zira üçüncü dünya savaşı kapıda. İnanmıyorsanız bakın Ortadoğu coğrafyasına.

Emperyalizm bir ülkeyi iliklerine kadar sömürmeden bölüp parçalamaz. Önce sütünden, sütü bitince etinden, derisinden, hatta sakatatından faydalanır ve en nihayetinde alır kemiklerini de kaynatıp iliklerini içer. Bu nedenle emperyalizm aydınları sevmez. Önce onları satın almaya çalışır. Kendi paralı kalemşörleri haline getirir. Kalemini satmayanlarda ya basında kendine yer bulamaz ya da bizim gibi kendi tekelinde olan sosyal medyada okunurluğunu engellenir. Bu da çözüm olmazsa işten atılırlar.

İşi biten ve iliklerine kadar sömürülen bir ülkenin de artık parçalanma vakti gelmiş demektir.

Bu nedenle İYİ UYKULAR TÜRKİYEM…

Tatlı rüyalar…

Eğer torunlarımız ülkemize ve milli değerlerimize sahip çıkmadığımız için mezarımıza lanet yağdırmazsa mezarda ebedi olarak istirahat edebiliriz demektir...

Yeni yılınız kutlu olsun. Mutlu sömürülmeler…

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
500 Kişi Okuma Yazma Sertifikası Aldı
500 Kişi Okuma Yazma Sertifikası Aldı
2017 Yılında Karabük’te Neler Oldu?
2017 Yılında Karabük’te Neler Oldu?