Advert
sandalye fabrikası karabük
Eğitimde Motivasyon ve Odaklanma Sorunu
MAHFİ

Eğitimde Motivasyon ve Odaklanma Sorunu

Bu içerik 1499 kez okundu

Güney Afrika’da bir üniversitenin girişinde kıssadan hisse aşağıdaki mesaj yer almaktadır;

“Bir ülkeyi yok etmek için atom bombası veya uzun menzilli füzelere ihtiyaç yoktur.

Bunun için eğitim seviyesini düşürmek ve kopya çekilmesine müsaade etmek yeterlidir.

Bunun sonucunda;

– Hastalar doktorların elinde can verir.

– Binalar mühendislerin elinde çöker.

– Para ekonomistler elinde kaybolur.

– İnsanlık dinci akademisyenlerin elinde ölür.

– Adalet hakimlerin elinde yok olur.

"EĞİTİMİN ÇÖKMESİ BİR ULUSUN ÇÖKÜŞÜDÜR”

Ülkemiz, Adnan Menderes dönemiyle birlikte eğitim sistemizi ABD’li uzmanlara teslim etmiştir. Buna göre 8 kişilik bir komisyon oluşturulmuş ve bu komisyondaki 4 kişi ABD’li uzmanlardan oluşturulmuştur. Bu sistemin halen daha 50 yılı geçkindir uygulanageldiği iddia edilmektedir.

Tabiki ABD’li uzmanların görevi Türk eğitim sistemini bir deneme tahtası haline getirmek olmuştur. Bir toplumu nasıl cahil hale getirebiliriz bunu bizde denemişler beğenirlerse bu sistemi önce kendi halklarını cahilleştirmek için kullanır olmuşlardır.

Bu sistem temelde ezberciliğe dayanır. Yaratıcı düşünceyi yok etmeyi hedef alır. Beyni bir ezber makinesi gibi kullanarak kişilerin sorgulama ve muhakeme yeteneğinin gelişimini engeller.

Bir toplumu kalkındırmak istiyorsanız işe önce eğitimden başlamalısınız. Atatürk’ün en çok değer verdiği konu hatta ilk meselesi eğitim sorunsalı olmuştur. Atatürk, cephelerde savaşırken bir yandan da gelecekle alakalı eğitim hamlelerini düşünmüş vakti zamanı gelince de bunları uygulamaya geçirmiştir.

Eğitim sistemimiz de neden dahiler yetişmiyor? Türk milleti çok mu aptal yoksa? Kesinlikle hayır, sistem ABD’li uzmanlarca beyinleri köreltmeye yönelik hazırlanmıştır. Başta çarpım tablosunu ezberleyerek öğrenciler matematik eğitimine başlatılır.

Oysaki çarpım tablosunu ezberletmek yerine çocuklara zihinden dört işlem yapabilme becerisi geliştirilse çocuklar çarpım tablosunu kendileri zaten ezberlemeden yazabilirler.

Şimdilerde yeni yeni zihinsel yetenekleri geliştirme teknikleri yaygınlaşmaya başladı ama bunu da birileri para kazanma amaçlı olarak kullanır oldular. Bu insanlar bu teknikleri yüksek fiyata seminer eğitimi olarak veriyorlar. Oysaki beyin kapasitesini geliştirme teknikleri ilkokuldan itibaren öğrencilere mecburi ders olarak verilmelidir.

Örneğin öğrencilerin en büyük sıkıntısı zeka değil, odaklanma sorunudur. Pek çok öğrencinin odaklanma sorunu olduğu için kendini derse veremez yada en fazla 20 dakika ders dinleyebilir. Öğrencilere odaklanma sorunun gidermeye yönelik eğitim verilmesi şarttır. Bunu seçmeli ders olarak koyabiliriz örneğin. Odaklanma sorunu olan öğrenciler odaklanma eğitimi alabilirler.

Bir başka örnek de kitap okuma sorunu. Aslında buda odaklanma sorunuyla ilgili bir şeydir. Yani kişinin dikkati çabuk dağılır ve kendini kitaba veremez çok çabuk sıkılır.

Aslında bunun nedeni beyin tembelliğidir. Öğrenme, beyin için zor bir faaliyettir ve beyni kandırıp onu öğrenmeye ikna etmek gerekmektedir. Buna odaklanma sorunu denir.

Örneğin öğrenciler bir eğitimde amacın ne olduğunu bilmelidirler. En başta amaçsız ve hedefsiz olan neslin doğal olarak da odaklanma yani kendini derse verememe sorunu bulunmaktadır.

İnsanı öğrenmeye iten temelde iki etmen-faktör vardır. Eğitimciler buna güdülenme denir. Güdüler ikiye ayrılır: Dış etkenli güdüler yani dış faktörler ve iç etkenli güdüler yani içsel faktörler.

Bunu biraz açalım. Bir ebeveynin çocuğuna geleceği için okuması gerektiğini söylemesi ve örneğin ondan doktor olmasını istemesine dışsal güdüler yada dış faktörler denir. Kişinin kendini okumaya mecbur hissetmesi örneğin avukat olmayı kafasına takmasına da içsel güdüler yada iç faktörler denir.

Eğitime kişiyi odaklayan en büyük faktör ise içsel güdülerdir. İçsel güdüleri zayıf olan birisine baskı yapmak yani dış faktörleri devreye sokmak her zaman faydalı olmaz.

Buna çok bariz bir örnek verelim. Bir insan popçu olmayı kafasına soksun. Sizde onu uluslar arası işletme okumaya zorlasanız ve nihayetinde aile baskısıyla üniversite mezunu yapsanız, çocuk diplomasını alır bir güzel çerçeveletir size verir ve buyurun evin güzel bir yerine asın ben sizin isteğiniz için bu bölümü bitirdim şimdi kendi ideallerimin peşinden koşmaya gidiyorum deyiverir.

Böyle bir çocuğa ne yaparsanız yapın içsel güdülerinin önüne geçemezsiniz.

Kişiyi öğrenmeye motive eden en güçlü faktör içsel güdülerdir. Çocuğa bilinç kazandırmak, ona kendi idealleri olmasını aşılamak ve idealleri peşinde koşması gerektiğini öğretmek kişiyi iyi bir öğrenci ve topluma faydalı bir birey yapmada en etkili yöntemdir.

Eğitim sistemimizin 1950’ler bu yana en büyük sorunu aslında sistemin kendisidir. Sistem tamamen ezbere dayalıdır. Amerika’nın yapmaya çalıştığı aslında tüm dünya halklarını cahilleştirmek ve bir avuç İsraillinin kölesi haline getirmektir. Bunun içinde eğitim sistemlerini kötü bir şekilde programlıyorlar ve bunu ülkelere dayatıyorlar.

İnternette yaptığım bir araştırmaya göre Japon eğitim sistemi diğer ülkelerden oldukça farklı. Her şeyden önce Japon ulusal kültürünü öğrencilere aşılıyorlar. Çocuklar ilk üç yıl hiçbir sınava tabi tutulmuyor sadece okuma yazma ve kültür asimilasyonuna tabi tutularak Japon devletine bağlı birer fert olmaları sağlanıyor. Ortaokuldan sonra eğitim tam gün ve günde sekiz saat veriliyor. Akşamları ve hafta sonları da öğrenciler etütlere giriyor böylece sınıf tekrarı yapan öğrenci olmuyor. Söylenenlere göre üniversite eğitimi de tam bir tatil havasında geçiyormuş.

Japon eğitim sistemi incelenmeli ve bizim ülkemize uyarlanmalı diye düşünüyorum.

Bence Türkiye’nin en büyük kalkınma hamlesi eğitim alanında kalkınma ile gerçekleşebilir. Kendi ülkemizde ulusal bilinçten uzak Amerika yada Avrupa kültürü aşılayan özel okullar mevcut. Örneğin Atatürk zamanında Bursa’daki bir özel okulda bir öğrenci Hristiyan oldu diye o dönem tüm özel okullar kapatılarak millileştirilmiş.

Biz her şeyden önce Türkü Türkleştirmeliyiz, eğitimimizin birinci amacı Türk kültüründe fertler yetiştirmek olmalıdır. İkinci olarak ezberci eğitimi bırakıp yaratıcı eğitim sistemi geliştirmeliyiz.

Ben bu yazı ile eğitim sistemimiz şöyle yada böyle olmalıdır amaçlamadım, top yekun bir eğitim sorunumuz olduğuna parmak basmak istedim.

Eğitimde geliştirilen son teknolojilerin müfredata alınması dileğimle…

Esen Kalın.

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
istanbullu dost     2018-01-22 Yazarımız çok haklı, haklı olduğunu bir Atasözü ile pekiştirmek istedim. AYIDAN POST, GAVURDAN DOST OLMAZ.
Sayfanıza en çok yorum yazan kişi     2018-01-18 Tebrikler Beyefendi çok güzel yazı kaleme almışsınız. Yerine göre eleştiri yerine göre de teşekkürlerimi sizlere iletmeye devam edeceğim. Kolay gelsin.
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Parti Adının Kısaltmasını Bilmiyor Ama Aday Adayı Olmuş!
Parti Adının Kısaltmasını Bilmiyor Ama Aday Adayı Olmuş!
500 Kişi Okuma Yazma Sertifikası Aldı
500 Kişi Okuma Yazma Sertifikası Aldı