Advert
sandalye fabrikası karabük
Siyasette Nezaketi Unuttuk!
MAHFİ

Siyasette Nezaketi Unuttuk!

Bu içerik 2310 kez okundu

DEMİREL VE İNÖNÜ

Bir röportaj sırasında Demirel'e gazateci soruyor:
-İsmet İnönü ile aranızda bir sıkıntı var mı?
Demirel'in cevabı:
-O arkasına koskoca Kurtuluş Savaşını almış bir kahraman. Ben kimim ki onunla bir sıkıntım olabilsin?
--------------------
Demirel'in ilk başbakanlık dönemi, Anıtkabir'i ziyaret ediyor.
Demirel protokol gereği önde yürüyor.Bu durumdan rahatsız.
Adımlarını yavaşlatarak İsmet Paşa'nın yanına gelmesini sağlamaya çalışıyor..
Bunu fark eden Paşa hızlıca Demirel'e yanaşıyor ve;
-Yürü,yürü rahat ol,sen başbakansın.Protokol kimsenin değerini düşürmez,diyor.
Siyaset ve zarafet iç içe geçmiş. Ne güzel bir görüntü.
Nezaket,tavır,üslup,devlet adamlığı bu olsa gerek...

Artık televizyon da özellikle haberleri izlerken çoğu zaman kanal değiştirmek zorunda kalıyorum.

Neden biliyor musun?

Siyasi nezaket denilen kavram yok.

Tüm siyasiler birbirlerinin kirli çamaşırlarını ortaya sermeyi siyaset zannediyor.

Cumhurbaşkanımıza –beğeniriz beğenmezsiniz- saldırmayı siyaset sanan insanlar var…

Zaman zaman benimde eleştirilerim olmuştur.

Bu köşeyi takip edenler bilirler. YPG unsurlarının yok edilmesini, yılanın başını küçükken ezmemiz gerektiğini yazmıştım.

Biz bu hatayı PKK’da yaptık. Yılanın başını daha küçükken ezmedik. Apo’ya sınır ötesi bir suikast timi göndermedik, sonra büyütüldü ve başımıza bela edildi.

Neyse geçelim bu mevzuyu…

Herşeyden evvel biz bir insanı sevsek de sevmesek de insanların temsil ettiği koltuklara saygı göstermek zorundayız.

Örneğin dış basında Cumhurbaşkanımıza yapılan hakaret ve eleştiriler gerçekte onun şahsında Türkiye Cumhuriyetine yapılmış sayılır.

Örneğin gene biz yazmıştık, demiştik ki, hükümetimiz sıkıştırılarak bize bir takım istekler dayatılmak isteniyor. Sevr bizden isteniyor…

Bu nedenle Rıza Zarrab davası siyasi bir komplodur hükümetin şahsında Türkiye Cumhuriyeti yargılanmaktadır. Bu bir komedidir demiştik…

Yani insanlar siyasi koltuklarda devletin şahsı manevisini temsil etmektedirler.

Bu nedenle ben sol görüşlü olduğunu iddia edipte Sayın Cumhurbaşkanı’nın şahsına sürekli yüklenen insanlara şüpheyle bakmaktayım.

Sanki emperyalizmin tetikçiliğini yapıyorlar.

Neden mi?

Bir insan sıkıştırılırken onun temsil ettiği makam da sıkıştırılmış olunur. Yani Cumhurbaşkanı’nın şahsına hakaret aslında Türkiye Atatürk Cumhuriyeti Devleti’ne hakaret niteliği de taşır.

Cumhurbaşkanı salt bu nedenle devlete ihanet dışında yargılanamaz.

Çünkü Cumhurbaşkanı devleti temsil eder.

Hakkında varsa suçlamalar ertelenmelidir, devlete ihanet dışında…

Bu nedenle hakkında sürekli yazı yazmak meselelerine şüpheyle yaklaşırım.

Yazarlarımızın biraz daha sağduyulu davranmasını öneririm.

Cumhurbaşkanlığı makamını bıraktığında ne isterseniz suç teşkil etmeden yazınız, ama bugün için devleti temsil ettiğini unutmayınız.

Bu nedenle nezaketli bir üslup olmasında fayda var.

İnsanlar çok zeki olmayabilir, yada danışmanlar siyasileri yanlış yönlendirebilir. Bunun farkındalığı içerisinde devlete kaleminizle yol gösterin. Örneğin deyin ki Ortadoğu da şöyle yapılırsa Türk Devletinin menfaatleri için daha iyi olacaktır.

Ya da deyin ki Ege Adalarını geri alalım.

Ya da deyin ki Kıbrıs konusunda tavizkar politikalar uygulanmasın. Kıbrıs bizim namusumuzdur, Kıbrıs’a hakim olan Ortadoğu’ya hakim olur deyiniz. Deyiniz ki Kıbrıs doğal bir uçak üssüdür. İsrail’in güvenliği için Kıbrıs’ı bizden koparmak istiyorlar aman dikkat deyin…

Bunları yazıyorlar mı? Yok,

Varsa yoksa Cumhurbaşkanı şöyle böyle…

Yahu tüm aydınlar kendini bu ülkenin istikrarına ve bekasına adamalıdır. Değilse onlar bir Türk aydını değildir. Sadece emperyalizmin paralı tetikçi kalemşörleridir.

Öyle yada böyle bir şekilde seçilmiş bir Cumhurbaşkanı’na yüklenmek yerine onun doğru politikalar yürütmesine katkıda bulunun. Sıkıştıracaksanız bu konuda sıkıştırın.

Rahmetli Mehmet Ali Birand ne demişti biliyor musunuz?

Anadolu, Türklere bırakılmayacak kadar değerli ve stratejik öneme haizdir.

Bunları neden yazmıyorsunuz?

Ey solcu, Atatürkçü ve Ulusalcı geçinenler neden Türklük bilincini vurgulamıyorsunuz ve neden halen daha Batı zihniyetinin emperyal düşüncenin Türkleri Anadolu’dan çıkarmak fikrinde olduğundan bahsetmiyorsunuz? Halkı neden uyarmıyorsunuz?

Varsa yoksa şahıslara göndermelerde bulunmak.

Siyasiler de ayrı bir komedi…

Sözde muhalefet yapanlar da muhalefet yapmayı insanların kişiliğine yüklenmek zannediyor.

İktidardakilerde devlet yönetmeyi muhalefetin hatalarını ortaya çıkarmak zannetmesinler.

Lütfen, artık bırakın birbirinizle didişmeyi.

Yahu söz konusu vatansa gerisi teferruattır, yoksa değil mi?

Siyasilerin her akşam TV’lerde birbiriyle didişmesinden kanal değiştirmek durumunda kalıyorum. Hatta bazen sinirimden TV’yi komple kapatıyorum.

Zaten günde bir saat TV izleyen biriyim, oda haberler. Onuda izleyemez oldum.

Lütfen, Ey siyasiler kendinize gelin. Muhalefet etmek demek hükümetin ülke politikalarında doğru hamleler yapmasını sağlamak demektir. Yoksa sırf gelecekte iktidarı ele geçirmek için birbirinize saldırmak yada iktidarı kaybetmemek için muhalefetin kirli çamaşırlarını gündeme getirmek değildir.

Hepimiz insanız ve hiç birimiz sütten çıkmış ak kaşık değiliz.

Kimse kusura bakmasın, ey siyasiler topunuzun kendinize göre kusurları var.

Kimler bu ülkede yabancı büyükelçiliklerden çıkmıyor söyleyin…

O halde adam gibi devlet yönetin. İktidarıyla muhalefetiyle hepiniz bu ülkenin temsilcilerisiniz. Sizler bu ülkenin çıkar ve menfaatlerini gözetmekle mükellefsiniz.

Meclis tam bir siyasi atışma arenasına döndü. Siyasi nezaket yerlerde. Birbirine saygı yerlerde. Kişiliğe saygı yerlerde.

Allah bile İblis’i affedecek, İblis bile Allah’ın affı için fırsat kolluyor.

Siz Allah’dan daha mı adilsiniz?

Ne bu kavga, bu didişme ne için?

Lütfen, kişisel ihtiraslarınızı ve kişisel hesaplaşmalarınızı meclis dışına saklayın. Orda sadece vaktinizi ve mesainizi devlet için bu ülke halkı ve gelecek nesiller için harcayın.

Nerde İsmet İnönü’nün siyasi nezaket anlayışı, nerde Demirel’in alçak gönüllüğü, nerde Ecevit’in mütevaziliği…

İnanın eski siyasetçileri hiçbirimiz beğenmezdik bir zamanlar.

Şimdi onları mumla arıyoruz.

Siyasi nezaket çerçevesinde birbirinizi eleştiriniz. Bağırıp çağıran, birbirine hakaret eden siyasiler unutmasın ki bu halk günü gelince onları tarihin kirli ve tozlu raflarına kaldırmayacak.

Er yada geç tüm siyasiler bu meclisten ayrılacak. Hiç ölmeyeceğini iddia edeniniz var mı?

Gerçek yargılama unutmayın ki ne mahkemelerde nede yüce divanda olur. Gerçek yargılama sinei millette ve yüce hak divanında olur.

Birbirinizin hatalarını bulmak yerine düzgün ve sağlıklı politika üretin. Bizim tek işimiz çocuklarımıza mutlu ve huzurlu bir ülke bırakmak olmalıdır.

Unutmayınız. Bu ülke özgürlüğü için çok büyük bir bedel ödemiştir ve bu halka yeni bir bedel ödetecek işlerden vazgeçin.

Gerekirse bu halk, her türlü bedeli öder yeni bir Atatürk bağrından çıkartır gerekirse TBMM’yi yok sayar ve bir halk harekatına girişir. Eğer ülke işgal edilirse halk bunu yapar. Bunu 15 Temmuzda büyük ve onurlu Türk milleti göstermiştir.

Hepimizin siyasilerden beklentisi istikrarlı ve bekaa sorunu olmayan bir ülkedir. Hepimiz ekmek paramızın derdindeyiz. Bu nedenle ülke yönetimine pek değer vermeyiz. Sadece sağlıklı ve düzgün bir yönetim isteriz. Bu ülkeyi sağcısıda yönetti, solcusuda yönetti ve bu halk hiçbirine itiraz etmedi. Hep siyasiler birbirini yedi ve nihayetinde halk onları sildi.

Siz böyle yapmaya devam ederseniz bu halk birgün sizi de siler..

Lütfen beyler. Önce siyasi nezaket, önce ülke geleceği…

Yoksa hangi partinin ülkeyi yöneteceği bizi ilgilendirmiyor…

Biz ülkeyi atalarımızdan miras almadık, tam tersi çocuklarımızdan emanet aldık ve bu emanete ihanet etmeyeceğiz…

Esen Kalın…

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Parti Adının Kısaltmasını Bilmiyor Ama Aday Adayı Olmuş!
Parti Adının Kısaltmasını Bilmiyor Ama Aday Adayı Olmuş!
500 Kişi Okuma Yazma Sertifikası Aldı
500 Kişi Okuma Yazma Sertifikası Aldı