sandalye fabrikası
Dünden bu Güne Dünya Ticareti ve Türkiye
Nadir ELİBOL
Üstadın Kaleminden

Dünden bu Güne Dünya Ticareti ve Türkiye

Bu içerik 6164 kez okundu.

DÜNDEN BU GÜNE

Bugün global ticarette güçlü olan daha güçlü hale gelirken, işçisi veya hammaddesi ucuz olan, teknolojisi yüksek olan, bilişim ve iletişime hakim olan, lojistik düzeni yüksek olan ve stratejik konumu veya enerji ve ticaret yolları üzerinde olan ülkeler nasıl üstünlük kazanmakta ise; yarın da bu konumda olanlar gelişmişlik yolunda çok daha hızlı yol alacak, kazanımları daha büyük olacaktır.

Günümüzde her ülke küresel sermayenin kazanımlarına yönelik projelere dahil olma gayretinde olmaktadır. Bunun aksi olabilir mi? Tüm dünyanın iletişim ve bilgisi “Global Elit”in elinde olduğuna göre, diğer ülkelere ve bayraklara, ancak küçük yararlar veya topraklarında ayakta kalabilme  şansından başka ne kalmaktadır?

Şimdi düşünün! Dünya ticareti serbest olacak ve küresel ticaret ve gümrükler denetim altında olacak. Bunu kim, neden yapsın? Bundan yararlanmayanlar veya bundan kazancı olmayanlar bu sistemin (mal stok ve hareketinin) denetim ve izlenmesine neden gerek görsünler? Onlara bir yararı olmalı ki; kontrol ve gözetim yapılsın değil mi?

Uzay teknolojisinin tartışmasız önderi hangi ülke? Mars’ı dünya kolonisi yaparak, sonra özerklik verme hesaplarını kimler yapıyor?

İnternet ve google ile yeryüzü iletişim ağını kim kontrol ediyor? Dilediği algı ile insanları kim yönlendiriyor?

Atlantik ve Pasifik Okyanusunu kim, neden kontrol ediyor?

Dünya silah sektörünün %70’ini kim tutuyor?

En büyük altın ve petrol rezervini kim elinde tutuyor?

Yeryüzünde dolaşan paranın %85’i hangi ülkenin parası? Bu parayı kimler kontrol ediyor?

Çin’in ihracatının %65’ini, ithal eden, çıkardığı hazine tahvillerinin büyük çoğunluğunu bu ülkeye satan hangi ülke?

Demokrasi vaatleriyle Arap ve İslam coğrafyasındaki ülkelerin siyasi yapısını kim değiştiriyor?

Dinler arasında uyum ve hoşgörüyü sağlamak adıyla Müslümanları kim birbirine kırdırıyor?

Kim, Karl Marx’ı yarattı ? Ve “Moses Mordecai Levy” adlı bu gariban Yahudiyi kim düşünce dünyasına soktu?

Lenin ve 32 arkadaşına 5.000.000.-$ tutarında tren yükü altını İsviçre’den Sn.Petersburg’a kim gönderdi? 1917 devrimi sonrasında yeni kurulan kapitalizme karşı bu devletten, “Standart Oil” firmasıyla petrol imtiyazını kim aldı?

Kim Hitler’e 15.000.000 altın göndererek, temerküz kamplarında 6.000.000 yahudiyi yaktırarak, savaş sonunda Yahudileri korkuyla yeni kurulan İsrail’e göç ettirdi?

Kim, Osmanlı’yı Mısır, Suriye, İzmir Gümrükleri gelirlerinin kefaleti altında Kırım Savaşı’nda (1853 yılında) borçlandırdı? Bunu ödenemez hale getirerek, devleti 6 Ekim 1875’de iflasa sürükledi ve Osmanlı Devleti’ni parçaladı?

Bu soruların cevabını hepiniz biliyorsunuz. Ama yanıldınız! Cevap ABD değildir! Cevap, Rothschild, Rockefeller, JP Morgan, Paul Warrburg ve Jacob Schiff aileleri olmalıydı.

Dünya borsası, medyası, iletişimi, doları, siyaseti savaşı bu ailelerin elindedir. Demek ki gümrüklerin ortak yönetimi de gelecekte onların elinin altında olmalıdır veya olacaktır.

Yarın tüm dünya ülkelerinin gümrükleri vasıtasıyla kimin neyi ürettiği, ne kadar ürettiği, ne üretebileceği, elinde ne kadar malı olduğunu, otomasyon takibi, risk analizi ve yönetimi ile kolayca bilebileceklerdir, işte! Yarının gümrükleri, bu görevi üstlenecektir. Çünkü Dünya Ticaret Örgütü ve Dünya Gümrük Örgütü bu görevi yürütmektedir. Bizim Bakanlığımızın adı da bu nedenle Gümrük ve Ticaret Bakanlığı olmuştur.

Yarın’ın Gümrük ve Ticaret Bakanlığı, bugünden bu büyük oyunda yerini aldı, almalıdır da. Cumhuriyet’in kuruluş yıllarında ki gibi, globalleşen dünya ticaretinde, ülke ve ekonomi için  en yüksek yararla sahnede ve en önlerde yerini alacaktır. Şimdi onu görelim :

Türkiye; en düşük maliyetle, en ileri teknoloji ve en bol hammadde ile eşyayı üretebilmeli, sonucunda en iyi ve ucuz olan alınıp, satılabilmelidir. Bu amaç için yeni gümrük rejimleri seçilmeli, hedeflenmeli ve geliştirilmelidir. Eskinin ithal kotaları ve yasakları yerini, bu yeni uygulamalara yer bırakılmalıdır. Bunların adı “Ekonomik etkili gümrük rejimleri”dir. Yarın bunlar daha etkin kullanılmalıdır.

Bunların en başında “Antrepo Rejimi” gelmektedir. Eşyanın talep oluşturan veya oluşturacak bir yerde ithalattan veya ihracattan önce hazır bulundurulması ve stok tutulması amaçlanmaktadır, eşyaya ihtiyacın ivedi karşılanması amaç edinilmektedir. Günümüzde  en yakın örnek olarak 1945 yılında yapılan planlama ile Rotterdam  limanında 5420 genel ve özel antrepo bulunmaktadır. Genel antrepoların en küçüğü 20.000 m²’dir. Böyle düşününce tedarik edilen malın Avrupalı tüketici veya üretici için ne kadar elde hazır tutulduğu kolayca anlaşılacaktır.  Son 10 sene içinde  Türkiye’de ancak 1124 genel ve özel antrepo oluşturulabilmiştir. Hem lojistik organizasyondan uzak, hem dağınık, hem de küçük ölçeklidirler. Bu antrepo sayısı mutlaka arttırılmalı, limanlar da , havaalanı ve demir yoluna bağlı olarak organize sanayi bölgeleri gibi “ihtisas lojistik bölgeleri” veya “organize antrepo bölgeleri” veya “ihtisas serbest ticaret merkezleri” kurularak, gümrük idareleri ile hizmette verimlilik sağlanmalıdır. 110’un üzerindeki gümrük müdürlüğü sayısı azaltılarak, bu gümrükler kontrol ve ihtisasın yoğun olduğu ekonomik merkezler haline dönüştürülmelidir.

Dahilde İşleme Rejimi ile yurt dışından teminatla hammadde getirilerek, işlenip yaratılacak yüksek katma değerle tekrar ihraç edilmesi bu sistemi oluşturulmaktadır. 1990 yılından bu yana ihracat için bu sistem hızla geliştirilmiştir. Sektör bazında Dış Ticaret Müsteşarlığı, mal bazında Gümrük İdaresi bu sistemi uygulamaktadır. Özellikle elektronik eşya, beyaz eşya, otomobil, tekstil ürünlerinin  daha ucuz ihraç edilebilmesi için yerli üretici bu rejimi global markaları ile dahil olmalıdır. Bazı hedef sektörler için bu rejim hızla uygulanmaya sokulmalıdır.

Hariçte İşleme Rejimi ise, serbest dolaşımdaki bir eşyanın hariçte daha ucuz işçiliğe ve üretime tabi  tutulması, işlenmesi, yenilenmesi, tamir edilmesi için geçici yurt dışına çıkarılması, bu işlemler sonucunda ithal vergilerinin tam veya kısmi muafiyetle tekrar yurda getirilmesidir. Bugün yabancı marka otomobillerin ülkemizde yabancılarca üretilmesi, onlar için bir hariçte işlenmesi sistemidir. Ülkemiz, bazı sektörler için, komşu ülkeler Bulgaristan, Romanya, Mısır’da (belki ileride Suriye ve Irak’ta) hızla bu rejimin uygulanmaları denenmelidir, sanayicimiz, yabancı ülkelerdeki hammaddeye, teknoloji ve işçiliğe göre buralara yönlendirilmelidir.

Nihai Kullanım Rejimi, farklı sektörlerde ortak kullanımda olabilen bir eşyanın örneğin soya yağının nihai kullanıcı boya fabrikasında boyacılıkta kullanılması halinde alınacak vergisinin, diğer sektörlerde eşyanın kullanılması halinde, askıya alınarak aynı eşyaya daha düşük gümrük vergisi uygulanmasıdır. Bu farklı uygulama ithalat rejiminde düzenlenmekte, eşyalar nihai kullanıcıya sektörlere göre farklı vergilere tabi tutulmaktadır. Bazı sektörler  özellikle tarıma dayalı gıda sektörü için özellikle ülkemiz için mal seçimi yapılmalı, daha geniş düzeyde nihai kullanıma mal tahsis edilmeli, seçilen sektörün gelişmesi sağlanmalıdır.

 Gümrük kavramı, gümrük vergisi ile eş anlamlı kullanılırken, yarın diğer vergilerden farklı teknik ve uygulamaların gerektirdiği gümrük vergisi, alınma, alınmama (teşvik belgelerinde) bazı olaylarda az alınma veya bazı yer ve zamanla fazla veya ilave oranlarla alınma şekline dönüşmektedir ve dönüşecektir. Dolayısıyla gümrükler ekonomik politikaların en kuvvetli aracı şeklinde uygulanacaktır. Ülke ekonomisi, uluslararası ekonomiden payını arttırmalı, ulusal sanayi veya belli bir sektör korunmalı veya geliştirilmeli, daha etkin kullanılmalıdır.

Gümrük ve Ticaret Bakanlığı bu ekonomik etkili rejimleri takip ve denetlemekte, bunların gelişimine tam destek olmaktadır. 2008 yılından itibaren gümrük mevzuatının doğru, güvenli ve hızlı uygulaması için özel olarak yetkilendirilmiş kişilere bu işlemlerin kontrölü yaptırılmaya başlanılmıştır. Sorumlu ve yetkili belirli kişiler eşyayı görmekte, Gümrük İdaresine, tespit ettiğini ve doğruluğunu raporla bildirmekte, bu tespit üzerine Gümrük İdaresince daha  hızla işlemler sonuçlandırılmaktadır.

Keza, Gümrük ve Ticaret Bakanlığı, yine “onaylanmış kişi” ve “yetkilendirilmiş yükümlü” statüsünü büyük sanayici veya yatırımcılara bizzat vererek, onların kendi işlemlerini, ithalat veya ihracatlarını kendi bünyelerinde, otomasyonla daha hızlı yapmalarını sağlamaktadır. Artık gümrük idaresi “onaylanmış kişi” veya “yetkilendirilmiş yükümlü” adı altında verdiği yetkiyle otomasyonla sağladığı imkanları, ticaretin gelişmesine ve kontrolüne yönlendirmektedir. İhracatta; yerinde gümrüklemeye izin vermekte, ATR dolaşım belgelerini veya EUR-MED fatura düzenleyebilmekte, özet beyan verme kolaylığı, mavi hat uygulaması, belgelerin sevk öncesinde kontrol edilmesi, muayene olmaksızın ihraç sevkiyatının yapılması derken; gümrük sahasında yapacağı tüm gümrük işlemlerinde seçtiği bazı kişileri yetkili kılarak, işleri basitleştirilmesini ve kolaylaştırılmasını sağlamaktadır.

Basitleştirilmiş uygulamalar veya emniyet ve güvenlik kontrolleri bu kişilerce yapılabilmiş, daha eşya gümrüğe gelmeden fiziki kontrolün gerekliliği risk analiziyle belirlenebilmiş, belgeler mal gelişinden önce elektronik ortamda verilmiş, eşya bulunduğu yerde kontrol edilebilmiştir. Çünkü, artık otomasyonla gümrük idaresi eşyanın üretim, stok, ithal, ihraç, kalite, muhasebe işlemlerini, yani ticaretini her aşamada kontrol edebilmekte, bunu özellikle kurumsal ve mali düzenlemelerini yapacak kurum ve kuruluşlarda, gümrük mevzuatını verdiği yetkiyle dilediği zaman kolaylıkla denetleme ve kontrola alabilmekte, ticareti hızlandırabilmektedir.

Gümrük ve Ticaretin tek Bakanlıkta birleştirilme gerekçeleri arasında, daha önceki 30 yılda sermaye birikimini hızlandırmak isteyen Türkiye’nin, bu birleşme ile son 10 yılda bu kez, oluşturulmuş sermayesinin denetiminin hedeflediği kolayca görülmektedir. Önümüzdeki 10 yıl içinde bu denetim sürekli ve yaygın olarak düzenlenecek, takip eden yıllarda gelişmiş Avrupa ve ABD’de olduğu gibi, sanayiciyi geliştirme gayreti içinde bir gümrük idaresi değil, Devletin gelirini attıracak bir Gümrük İdaresi düzenlemesine dönüştürülecektir.

Görüldüğü üzere; Gümrük mevzuatı artık gümrük idare binalarıyla sınırlı olarak iş yapmaktan çıkmakta, sektörün, eşyanın, hatta mükellefin olduğu yerde yapılacak tespitlerle ve hızlı kontrollarla yürütülmektedir ve otomasyon yoluyla gümrükleme işlemleri sonuçlandırılmaktadır. Gümrük İdarelerindeki otomasyonun yeterliliği, ancak ilgili kurumların da gümrüğün network’üne bağlı olmasıyla mümkün olacaktır. Böylece gümrükler ilgi kurumların kararlarına ivedilikle ulaşma imkanına kavuşacaktır. Bugün “tek pencere” ile bu sistem pilot uygulamalarına başlamış olup, yarın evraksız ortama geçişin çalışmaları ile de hızlandırılacaktır. Uzmanlaşan personel ve otomasyonla insan faktörü asgariye indirilirken; takip ve denetim ise, nitelikli, donanımlı denetim elemanları ile daha fazla arttırılmış olacaktır. Yarının en büyük hedefi ileri teknoloji ile modernizasyon çalışması olacağından, personel eğitimi de süreklilik arzedecektir, işlemler kolaylaştırılır ve hızlandırılırken, bunu yapacak personelin eğitimi hem daha önce, hem de daha hızlı olmalıdır ve olacaktır. Yarının gümrükleri böyle hazırlanmaktadır. Çünkü Dünya Bankası araştırmalarına göre bir malın taşınmasındaki 1 günlük gecikme o malın ticaretin de %1 daralmaya neden olmaktadır, dolayısıyla bir gün önce teslimin fiatlamada %0.6 ile %2.3 avantaj sapladığı hesaplanmaktadır, gümrük idaresinin hızlı ve kolay çalışmanın anlamı bu hesaplama ile anlaşılmaktadır.

Günümüzde artık gümrükler ülkelerin ulusal politikası ile yönetilmemekte, uluslar arası iletişim, enerji, gıda ve ulaşım koridorları ile uluslararası ticari ağlar ile düzenlenmektedir.

Shanghai, Rotterdam, Singapore, Hong Kong gibi küresel nitelikli lojistik bölgeler, Antwerp, Amsterdam, Hamburg, Zeegrugge, Dubai, Bangkok, NewYork, Beijing gibi uluslararası nitelikli lojistik bölgeler  global ticareti; kontrol altına almaktadır. Geçmişteki Paris, Viyana, Tokyo, Bremen, Frankfurt, Londra, Luxemburg gibi ticaret merkezleri günümüzde bölgesel küçük lojistik üsler halinde kalmıştır.

Ülkemiz yeryüzündeki mevcut örnekleri dikkate alarak derhal, lojistik mevzuatını hazırlamalı, Gümrük ve Ticaret Bakanlığı; Ulaştırma ve Haberleşme Bakanlığı ile Kalkınma Bakanlığı koordinasyonuyla benzer merkezleri 2023 hedefleri için oluşturulmalıdır, bunu Gümrük ve Ticaret Bakanlığı oluşturacaktır.

Böylece çoklu taşımacılık modlarıyla, tüm dünyaya bağlanıp, dünya ticaretine şekil vermeye başlayınca, en düşük maliyet ve en ileri teknoloji ile, en bol hammadde veya eşyayı temin, tedarik, üretim, satış ve pazarlamayı öğrenen dünya ekonomisi gibi; artık ulusal ekonomik politikaların sonuç vermediği görülecek ve gelişen global iletişim ile uluslararası enerji, ulaşım ve gıda koridorlarında yer almak gerektiği kolayca anlaşılmış olacaktır.

Gümrükleri oluşturan siyasi sınırlar günümüzde fiziki varlığını sürdürse dahi, mal hareketinde ve stoklamasında önemini yitirmiş, gümrükler sanal duruma düşmüştür. Bu nedenle küresel lojistik merkezler ülkelerin stratejik durumuna bakmaksızın, ulaşım kolaylığı, sanayileşme, su rezervleri, enerji kaynakları ve iletişim ağı dikkate alınarak, arz ve talebe göre oluşmaktadır ve oluşacaktır.

Türk gümrüklerinin yarını, Avrupa Birliği’nin ve Asya’nın ortak ekonomik çıkarları üzerine kurulacak ve şekillenecektir.

Avrupa’nın TRACECA (Avrupa-Kafkasya-Asya taşıma koridorları) projesiyle, tarihi ipek yolunu, demir yolu ile gerçekleştirerek, Avrupa’nın mamül malının Asya’nın ortalarına, Asya’nın ham malının (özellikle doğal gaz, madenler ve enerji kaynaklarının) Avrupa’ya taşınmasına imkan sağlaması temeline dayanacaktır. TRACECA Projesi; Dünya ticaretinin %40’nın yapıldığı Avrupa ile %25’in yapıldığı Asya arasındaki akışı sağlayacaktır. Ancak ticaretin büyüyeceği yön ve yerin Avrupa yönüne olacağı açıktır. Dünya nüfusunun %11’nin yaşadığı Avrupa’nın ihtiyacı ile dünya nüfusunun %61’nin yaşadığı Asya’nın ihtiyacı, ticaretin ne yönde olacağını kolayca izah etmektedir. Dünya ticaretin %50,3’ünün gerçekleştirildiği deniz yolu Avrupa ve ABD’nin elinde olduğuna göre, %0,6 oranındaki demir yolu ve %39,4 oranındaki karayolu taşımacılığını kuracağı ilave bağlantı ve koridorlarla ticaretin arttırılmasının hedeflenmesi, Orta Asya’ya mal akışının maliyetlerinin düşürülmesiyle mümkün olacaktır.

TRACECA Projesi dünya üretiminin %25’den fazlasını taşıyacaktır. 1 Milyar olan bölgenin ihtiyaç sahibi sayısı, 10 yıl sonra 2 Milyara ulaşacağından, iç Asya’nın 4 Milyar’a ulaşacak olan nüfus ile bu projenin önemi kolayca anlaşılacaktır. 2014’de 36 Trilyon $ olan dünya ticaretin 20 trilyon $ kısmı TRACECA Projesi’nde yer alacaktır. İşte Türkiye Gümrüklerinin etkin, rekabetçi, güvenilir, sürekli ve hızlı olma zorunluluğunun nedeni buradadır. Çok modlu ulaşım ve lojistik koridoru üzerinde olması da Türkiye’yi projenin içinde olmaya mecbur kıldığı gibi, projeyi de vazgeçilmez kılacaktır.

Bu “ipek demir yolu” üzerinde kurulacak, ayrıca lojistik merkezler ile ileride Türk malının da bu ticaret trafiğine dahil edilmesi, hatta Avrasya ticaretinden Türkiye’nin de yararlanması sağlanacaktır. Türk Gümrüklerinin yarın misyonu böyle oluşacaktır.

Özellikle Trakya bölgesinde (AB sınırında) oluşturulacak lojistik merkezleriyle, kombine taşımacılıkla, Çandarlı, Karasu ve Kilyos gibi büyük limanlarıyla, TRACECA Projesi gereği; Marmaray bitirilmesiyle, Ege-Bandırma-Muratlı tren yolu, (BALO) Projesi ile (A4) tren koridoru ile Avrupa’ya, Avrupa da; Kars, Tiflis tren yolu ile Kafkas’a bağlanmasıyla, Kırklareli mevki (Büyük Karıştıran)da hazırlanan büyük bir lojistik merkezi ile, Çorlu ve Zafer Havalimanları kargoya hazırlanmasıyla, Çorlu ile Rusya, Zafer Havaalanı ile de Kazakistan’la ortak gümrük statüsüne getirilmeye çalışılmasıyla, İstanbul 3 ncü Havalimanı inşaatına da başlanılmasıyla, TCDD’nin 21 adet lojistik köyü projesinin İpek Demir yolu üzerinde kurulmasıyla, Kütahya Alayunt Lojistik Merkeziyle, Türkiye 1124 özel ve genel küçük antreposunun sayısını 2023 vizyonu içinde “Antrepolarda Toplulaştırma” “Organize bölgeler” ile tahminen antrepo sayısının 4000-5000’e çıkarılmasıyla,  doğu-batı koridoru Türkiye ile sağlamlaştırılacaktır.

TRACECA Projesinin Türkiye cephesi programlanırken, Asya gümrüklerinin (öncelikle Gürcistan, Azerbaycan, sonra Kazakistan, Kırgızistan etapları) sınır kapıları, kapıların mevcut durumlarının iyileştirilmesi, standartlarının yükseltilmesi, geçişte karşılaşılan engellerin ve zorlaştırmaların kaldırılması ele alınarak ve bu koridor Çin sınırına kuzey rotasından ulaşılacaktır. Ayrıca Türkiye’nin İran üzerinden başlayacak güney rotası da Türkmenistan’dan kuzey rotasına dahil olacaktır.

Bu sistemde kara hudut kapılarında yurt içinde uygulamaya geçilecek tek durak uygulaması (yükleme yerindeki bilginin çıkış kapısına gelmesi ve onayla eşyanın yurtdışına çıkışı) gibi, hareket ülkesinin veri, bilgi ve belgelerinin diğer geçiş ülkelerinde işlemlerin mükerrerliğini önleyecek, veri girişinin bir kere de onaylanmasıyla ticaret ve eşya hareketi hızlandırılacaktır.

Lojistik merkezlerle alternatif ve güvenli ulaşım ağı, bölgede rekabeti, ticareti, taşımacılığı geliştirecek, ülke düzeyinde stok, dağıtım, pazarlama, sevk, tanıtım gibi hizmetlerin kolayca yapılacağı lojistik merkezler oluşturulacaktır. Bu nedenle antrepolar, bölgeler itibariyle toplulaştırılmalı ve transit koridorlar oluşturulmalı, bu koridor üzerinde eskiden olduğu gibi kervansaraylar yerine lojistik üsler tesis edilmelidir ki, gümrük işlemlerinde standart ve mevzuat uyumlu hale getirilmelidir.

Türkiye 350 milyon nüfuslu komşuları ve 540 milyonluk Avrupa nüfusuna, kara ve demir yoluyla bağlanabilmek için, Avrupa’ya karayolu taşımasının TIR sistemi (1984) ve ortak transit sistemini (NCTS) (2012) ile geliştirmiştir. Komşuları ve Asya içinde (%65) kara taşıma oranının (TRACECA projesi ve Asya’nın TIR sistemine dahil edilmesiyle)  arttırılması hedefleyecektir. En yüksek kullanan ülke (Türkiye) olarak %19-21 arasında değişen TIR karnesi kullanım oranı iki katına arttırılacaktır.

TIR Karnesi ile taşımacılığın en büyük kullanıcısı (2013-2014) olan Türkiye (%19-21) Rusya (%18-15) Ukrayna (%14-15) Polonya (%9-10) Bulgaristan  (%6-7) ve diğer ülkeler (%24-32) oranı ile; 1987’de geliştirilen AB ve EFTA (İsviçre, Norveç, İzlanda) arasındaki ortak transit sözleşmesine (2012’de uygulayarak) batı transit ve nakliyesini artırmaya başlamıştır. Yaklaşık 110 gümrük müdürlüğümüzün Avrupa’nın 3000 gümrük idaresine entegrasyonu sağlanmıştır. Böylece varış idaresi, beyanname bilgilerine, eşya kendisine gelmeden erişebilmekte, varışın mesajla sonlandırılmasıyla da transit rejimi ibra edilmekte, dolayısıyla yarının TIR taşımacılığında gümrük işlemlerinin hızlandırılması, daha güvenli olması ve kolaylaştırılması bu şekilde sağlanmaktadır.

Gümrük işlemlerini modernleştirecek olan Türk gümrüğü; Türkiye’nin 2.500 kara nakil firma (1558 firma TIR karnesi kullanmakta) sayısını arttırmayı ve 1.000.000’a yaklaşan taşıt sayısını da yenilemeyi hedeflemelidir. Böylece artan taşımacılık gücü, konteyner taşımacılığının da eklenmesiyle büyük önem kazanacak, karayolu taşımacılığının hedefi yükselecektir.

Limanlarımızda 2014 yılı itibariyle 14,5 milyon TEU kapasitesinin 2023’de 30 Milyon TEU çıkarılmasının planlanmasıyla, gümrüklerin etkisi ve Dünya bankasına göre lojistik performans endeksinde 2015’de 22 nci sıradan, 15 nci sıraya yükselmesi mümkün olacaktır.

Bunun için Türk gümrüklerinde, gümrükleme işlemlerinin verimliliğinin arttırılması, liman, demir yolu, kara yolu ve bilgi teknolojisinin alt yapı kalitesi arttırılması, rekabetçi fiatlarla sevkiyat düzenlenmesinde kolaylık sağlanması lojistik hizmet ve kalitesinin arttırılması zamanlama ve izlenebilirliğin sağlanmasını hedeflenmiş olmalıdır. (siyasi irade veya inisiyatif buna uyum sağlamasa dahi), önümüzdeki 10-20 yılda gümrükler büyük değişikliklere imza atacaktır. Çünkü Türkiye, küresel sermayenin kazanımlarına yönelik projelerin vazgeçilmez bir noktasındadır. Dünya Bankası’nın lojistik performans endeksi dikkate alınarak son 5 yılda hızla iyileşen gümrük işlemlerinin verimliliği böylece 2014’de 160 ülke arasında 22 nci sırada iken, Türkiye daha yukarı ve “iyiye yakın” değerlere yaklaşmak zorundadır.

Türkiye Cumhuriyeti, diğer ülkelerin global sermayeye benzer katkıları gibi, Dünya Gümrük Örgütü’nün himayesinde olacaktır. Örgütün desteği ve katkısı artarak sürdürecek, örgütün revize ettiği AB Gümrük Kanunu’nun 2017 yılında mevzuatımıza dahil edilerek “Ortak Gümrük Tarifesi”nin uygulamaya başlamasıyla, gümrük işlemlerinde verimlilik mutlaka artacak ve yarının gümrük idaresi “lojistik performans endeksi”nde üst sıralarda yer alacaktır.

Yarının gümrükleri;

İpek yolu üzerindeki lojistik köylerde kurulacak;

  • Lojistik İhtisas Gümrük Müdürlükleri,
  • Organize Antrepo Bölgeleri,
  • Tarım Ürünleri Lisanslı Depoculuğu,
  • Ortak kapı, tek durak, ortak gümrük, kurumlar arasında tek pencere, 

Uygulamalarıyla, ülkenin yarınında siyasal, sosyal ve ekonomik gelişimine, büyük katkılar yapacaktır. 

Önümüzdeki 10 yılda Dünya Ticaret Örgütü’nün koyduğu kurallarla bu denetim gözetim, kontrol daha fazla arttırılırken ve taşıtlarla beraber eşyanın seyri de izlenmeye başlanacak, yükü ile gemi veya taşıt uydudan takip edilirken; kimlik kartı veya pasaportuyla da insan kolayca takip edilebilecektir.  

Damping ve haksız rekabet önlenecek, menşe ve fikri sinai mülkiyet hakları korunması için otomasyonla Gümrükler yıllar öncesinin etkin konumuna gelecektir. 

İleri teknoloji gerektiren ekipman ve bilgi ile ülkeler yeni uygulamalarla uluslararası ilişkilerde her yenilik ve her yeni uygulama benzer veya farklı yeni sorunlar ortaya çıkaracak olsa da, bunun doğal sonucu teknik çalışmalarla Dünya Ticaret Örgütü ve Dünya Gümrük Örgütü’nce ortak çözümler bulunacaktır. 

Ülkemizde de Gümrük ve Ticaret Bakanlığı ve Kalkınma Bakanlığı ile Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlıkları, lojistikte strateji ve kurumsal yapılanmayı oluşturma, büyük ulaştırma altyapı yatırımlarını tamamlama, şehirlerde lojistik alt yapıyı iyileştirme, gümrük işlemlerinde etkinliği sağlayacak gelişmelere katkı ve destek yapacaktır.

Ancak iletişimdeki bu hız kadar yeni sorunlara ivedi çözümler bulunamayabilecektir. Yarın, eşyanın bir noktadan, başka bir noktaya nakli kadar geçecek “süre” uluslararasında tek çözülemeyen sorun olarak kalacaktır. Bu tek sorun maddenin ışınlanmasıyla ortadan kalkarsa, inanın bunun ilk örneği büyük olasılıkla yine gümrük idareleri olacaktır.

Bu anlatılan güzel yarınlar, ancak “Global Elit in arasına katılmamız veya onların yanında durmamızla mümkün olabilecektir. Belki ulusal gümrüklerden yarın söz edemeyebileceğiz, ancak küresel ticaretin içinde önemli ve stratejik bir konum tutmamız halinde, Türkiye Dünya ticaretinde vazgeçilmez ortak konumuna ulaşabilecektir.

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
KARDEMİR 2.17 milyon ton sıvı çelikle tarihin en fazla üretimini yaptı
KARDEMİR 2.17 milyon ton sıvı çelikle tarihin en fazla üretimini yaptı
"Organize Sanayi Bölgesi ile ilgili çalışmalar başladı"