sandalye fabrikası
Atatürk'ün Gizlenen Vasiyeti 2 ve Ailesinin Kökenleri
MAHFİ

Atatürk'ün Gizlenen Vasiyeti 2 ve Ailesinin Kökenleri

Bu içerik 19349 kez okundu.

Toros dağlarının yaylalarında bir Yörük çadırının dumanı tüttüğü sürece biliniz ki Anadolu toprakları Türklerin elinde kalacaktır. M.Kemal ATATÜRK

Değerli okurlarımız, Atatürk’ün Türk halkından saklanan vasiyeti ile ilgili yazdığımız ilk makale gerçekten bizim için mütevazi olarak başladığımız bu köşede beklemediğimiz bir ilgi gördü. Türk halkından gizlenen önemli konuları dile getirdik. Yazılmayanları yazmaya ve söylenmeyenleri söylemeye gayret gösterdik hep. Önemli kişiler de bile yahu acaba Atatürk’ün böyle bir saklanan vasiyeti var mı yok mu şeklinde kafalarda soru işaretleri olduğunu gördük. Biz hiçbir  zaman gerçek olmayan şeyleri yazmadık. Bu nedenle daha önce yazmış olduğumuz ATATÜRK’ÜN TÜRK HALKINDAN SAKLANAN VASİYETİ VE MEHDİ başlıklı makalemize ek yeni bir makale hazırladık.

 İlk yayınlanan makalemizin linki aşağıdadır.

http://www.karabukderinhaber.com/kose-yazisi/62/ataturkun-turk-halkindan-saklanan-vasiyeti-ve-mehdi.html

Atatürk’ün Seyyit olduğunun başka bir kanıtı:

Bağımsız Türkiye Partisi Genel Başkanı Haydar Baş aktarıyor: Atatürk’ün jandarma istihbarat subayı olan Mehmet Rıfat Efendi’nin torunu Meriç Tumluer’in belgelere dayalı olarak ifadesini aktarıyor. Atatürk hem anne hemde baba tarafından Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin’in soyundan gelmektedir. Rivayetlere göre Sarı Saltuk , Peygamber ve Hacı Bektaş neslinden gelen Türkmen bir er olarak bilinir. Bu erin şerecesi bizzat nakibül eşraflık kayıtlarına geçer. (İslam devletlerinde seyyidlerin ve şerîflerin doğum ve vefât kayıtlarını tutan ve işleriyle ilgilenen müessesenin idârecisi yani Hz Hasan ve Hz Hüseyin’in soy kütüğünün tutulduğu kayıtların idarecisi ve bu kişinin  tuttuğu kayıt defteri) Atatürk’ün annesi Zübeyde Hanım yörüktür. Molla Zübeyde annemizin ailesi Fatih döneminde Karamanoğlu Beyliğinin yıkılmasından sonra, 1466’da Balkanlar’da fethedilen yerlerin Türkleştirilmesi için göç ettirilen ailelerdendir. Yani Balkanları İslamlaştırmak için gönderilmiş ailelerdendir. Hem Molla Zübeyde Hanım’ın soyu hem de eşi Ali Rıza Efendi’nin soyu Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin Efendilerimize dayanmaktadır. Yani Atatürk İmam Ali’nin soyundandır (Nazif AY, Deccal Dindarmış-Sırrın Tennevveret- syf 173)

Atatürk’ün Türk olmadığı nesebinin ve soyunun en aşağılık ve en iğrenç yahudi soyu olduğu iddiaları esasen Hür Adam olarak lanse edilen Said’i Kürdi’ye kadar uzanmaktadır. Gerçekte Said Nursi olarak adını değiştiren Said’i Kürdi  Kurtuluş savaşına dahi katılmamış bir ermenidir. (Bakınız Ergun POYRAZ, Kanla Abdest Alanlar) Ve Said’i Kürdi son nefesinde şöyle demiştir: Ben biraderi azamım Şeyh Sait’in intikamını aldım. Ben bu konuda yorum yapmıyorum bunların cumhuriyet ve Türk düşmanı oldukları açık ve net. Türklüğe belden aşağı vurmak için de Atatürk’ü bilinçli seçtikleri bir gerçek. Zira Yahudiler ve Masonlar demiştir ki: Şu Türk halkının, Atatürk’le bağını koparabilirsek bunları öz kimliklerinden uzaklaştırabiliriz demişlerdir. İşte bu nedenledir ki Atatürk, Türk halkını Türklüğe ve İslam’a bağlayan bir zincirdir. Atatürk, bağımsızlığın, özgürlüğün ve uygarlığın yegane sembolü olmuştur ve bir çok Dünya ülkesine bu anlamda örnek olmuştur. Esasen bu zinciri kopararak Türk halkını İslami kimlikten uzaklaştırmayı hedeflemişlerdir. Şimdi en baştaki cümleye tekrar dönersek yani Atatürk’ün soyu en iğrenç Yahudi soyudur ifadesine. Efendim şimdi Atatürk bir kere yörük Türkmenlerindedir bunu daha önce de yazdık ve dahi Ehli Beyt ailesindendir. Kaldı ki Yahudileri aşağılamak bir müslümana yakışmaz. Zira Allahın kulları eşittir, İslam kültüründe Allah inancı taşıyan Yahudilere laf edilemez, kur’an yalnızca azgınlık yapanları,yeryüzünde bozgunculuk yapanları hedef alır. Kur’an, Musevileri değil yalnız ve sadece 12 Beni-İsrail ailesini ikaz etmektedir. Ayrıca İslam ahlakı şunu gerektirir ki biz Allah tarafından Kur’anda kendisine buğz edilmiş bir kavme ya da kişiye dahi buğz (tenkit yada hakaret) edemeyiz. Zira bunu yalnızca Allah yapabilir, Kur’an her ne kadar Ebu Leheb’e buğz etse bile bu Allahın takdiridir biz buğz edemeyiz. Hesabı gören Allah’dır, kul bu işe karışamaz. Bizler  Kur’anı sadece ibadet kitabı zannede duralım oysaki Kur’an ve diğer Hak semavi kitaplar Allah katından biz kullara gönderilmiş mektuplardır. Sadede geleyim, Saidi Kürdi’nin yahudileri aşağılaması İslamla bağdaşmaz. Biz yahudileri ve musevileri aşağılayamayız, insanlar eşittir ve kimsenin kalbini yarıp bakamayacağımıza göre kimin İslam’ın ruhuna uygun yaşadığını bilemeyiz. Mesele Müslüman geçinmekte değil esas önemli olan İslam’ın ve Kur’anın özüne ve sözüne uygun bir hayat sürmektir.

Konu konuyu açtı madem size yaşanmış gerçek bir hikaye anlatayım. Yunus Emre hak yolunun yolcusu bir garip derviştir. Sanırım bilmeyeniniz yoktur. Rivayete göre bir gün Yunus Emre, Hz. Mevlana’yı ziyarete gelir. Mevlana ona kitaplarını göstermek ister. Yunus Emre, Mevlana’ya tek bir cümle söyler: Ete kemiğe büründüm, yunus diye göründüm. Bu sözün üzerine Hz. Mevlana, Yunus Emre’nin hak yolunda kendinden daha üst bir mertebede olduğunu idrak eder ve ben koskoca mesnevimde bu cümleyi anlatmaya çalıştım sen bunu bir cümleyle özetledin der. Bunun açıklaması bu makalenin konusu değil, belki sonra Anadolu Erenleri serisi düşünüyoruz orda bahsederiz, Mevlana daha sonra şunu etrafındakilere söyler: Ben Hak yolunda Yunus’un ayak izlerini gördüm, ve onun izlerini takip ettim der. Neyse esas konumuza dönelim Mevlana, Yunus’a derki İstanbul’a yolun düşerse filanca havrada bir yahudi haham var o da  bizler gibi hak yolunun yolcusudur, Allah dostudur, selamımı iletiver der.Yani sözün özü, sen kimin Allah’a daha yakın olduğunu bilemezsin. Belki bir ateist senden Allah’a daha yakındır zira Kur’ana uygun bir yaşam sürüyordur, sen bilemezsin. Kul, kulu yargılayamaz…

Bir hikaye daha anlatacağım. İsterim ki İslam’ın özü doğru anlaşılsın. Sabrınızı rica ediyorum. Antalya civarında geçmiş zaman bir evliya yaşarmış ve bunun bir müridi varmış. Bu mürid bir gün bir uçurumun kenarında yürürken yuvarlanmış ve tam düşecekken de bir ota tutunmuş ve son anda ölümden dönmüş ama kendi imkanlarıyla da uçurumun kenarından yukarı çıkması mümkün değilmiş. Hz. Hızır o gün rızık dağıtırken bu müridi görmüş, hemen insan kılığına girmiş ver evlat elini seni kurtarayım demiş. Mürit ne dese beğenirsiniz? Hayır, olmaz benim filan yerde şeyhim var o beni kurtarır demiş. Hızır Aleyhisselam ısrar etse de mürit kabul etmeyince kim senin şeyhin söyle bakim demiş, ismini öğrenmiş, ve bir hışımla sinirli bir şekilde şeyhinin huzuruna varmış . Efendi efendi sen nasıl bir şeyhsin ki müridin orada uçurumun kenarında ölümün eşiğine gelmiş, sende mi sahte şeyhlerdensin yoksa diye çıkışmış lakin şeyh gülümsemiş ve ceketini öne doğru bir açmış ki koltuğuna bir ip bağlı ve ipin ucunda da bir insan şeklinde bebek oyuncak sallanıyor, demiş ki şeyh hazretleri Hızır’a: Bak işte görüyorsun müridim burada benim koltumuğun altında asılı sallanıyor, O’nun bize imanı ve itikadı sayesinde kendisine birşey olmaz, biz demiş müridlerimizi 7/24 gözetir ve koruruz. Hızır Aleyhisselam da elindeki evliyalar listesine bakmış ki bu şeyhin ismi yok. Çıkmış Rahman’ın huzuruna Ya Rabbi senin böyle bir kulun var ama bendeki listede adı yok demiş. Allahu Teala Hızır Aleyhisselam’a demişki: Sendeki liste bizi sevenlerin listesidir. Bende ise benim sevdiğim kullarımın ayrı bir listesi vardır ki bunları yalnızca Ben bilirim demiş. O kulumda bizim sevdiklerimizdendir, demiş. Yani kıssadan hisse Allahın kimi ne kadar sevdiğini yalnızca Allah bilir hatta bunu Hızır bile bilemeyebilir. O yüzden kimseyi dinsiz-kafir şeklinde yaftalamak-etiketlemek bir mümine yakışmaz, gerçeği yalnızca Allah bilir. Şeytan bile vazifelidir, eğer İblis olmasaydı iyilerle kötüler nasıl ayrılacaktı sanıyorsun sen şeytanın özel görevli bir melek olduğunun bile farkında değilsin. Sanıyorsun ki şeytan cehenneme gidecek, hayır O değil gidecek olan, İblisi’i kendisine rehber edinenler, O’nun izinden gidenler, ve dahi adı Müslüman da olsa İslamın ve Kur’anın ruhuna aykırı yaşayanlardır gerçekte cehenneme gidecek olanlar vesselam…

Makalelerimizin fazla bilimsel ve teknik olduğu ve bu nedenle beğeniyoruz ancak okurken sıkılıyoruz yönünde eleştiriler aldım. Bunun için teşekkür ederim zira geri dönüşler bize kendimize çeki düzen verme imkanı sağlıyor. Şunu da belirtelim ki esas uzmanlık alanımız Tasavvufi İslam’dır. Yani Batıni Müslümanlık. Başka bir değişle Anadolu Erenleri ve sırları konularına vakıf bir insanım.. Biz bilimsel yönümüzü biraz ilimsel alana doğru kaydırmayı planlıyoruz. Zira bu konuda da önemli ricalar aldık. İslam Tasavvufunu İlahiyatçılar dahi bilmiyorlar bu konu da yazarsanız faydalı olur dendi biz de önceliğimizi İsrailiyat meselesine vermeği kararlaştırdık ve bu konuda 2 makale yazdık, ama ilerleyen dönemlerde İslam tasaffufu-Batıni Müslümanlık konusunda bir yazı dizisi düşünmekteyiz. Hatta Anadolu Erenleri konulu da bir yazı dizisini ileride düşünmekteyiz

  Gene Nazif Ay’ın aynı kitabında syf 163-164’ deki açıklamalara kaldığımız yerden devam edelim:

Atatürk’ün vasiyeti üzerine çarpıcı açıklama:

 Söylediklerinin hepsinin kaynağının kendisinde olduğunu söyleyen BTP Genel Başkanı Prof. Dr. Haydar Baş, Bu işlerde atma olmaz, bunu iyi bilesiniz, ama benim hayret ettiğim bu kadar İslamoğlu İslam olan, bu kadar Türkoğlu Türk olan bir insanı hangi gayret hangi insafsızlık bu derece yanlış tanıtabilir? Allah bu insanlara da hidayet nasip etsin diyen Haydar Baş konuşmasını şöyle sürdürür: Atatürk’ün vasiyeti Ankara 3. Sulh Hukuk Mahkemesinin kayıtlarında, ziraat bankası kasasında saklıdır. Vasiyetle ilgili diğer bilgiler bu kasada mevcuttur. Bugün bu vasiyet Genelkurmay Özel Harp Dairesinde saklanmaktadır. Sadece altı maddesi açıklanmıştır. Meriç Tumluer, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine başvurmuş ve Kenan Evren’e böyle bir vasiyetin varlığını itiraf ettirmiştir. Tumluer, Atatürk’ün Jandarma istihbarat subayı ve sonrasında polis teşkilatının kurucusu olan Mehmet Rıfat Efendi’nin İkinci göbek torunudur. Bu bilgilerin Kenan Evren dışında Sayın Cumhurbaşkanımız Recep T. Erdoğan’a, CHP’den İsa Gök vasıtasıyla Kılıçtaroğlu’na, Muharrem İnce’ye, Emekli Albay Ömer Cengiz’e, Turgut Özal’a, Erbakan’a ve Demirel’e sunulduğu ifade edilmektedir. Biz şu anda bir meçhulden bahsetmiyoruz, bilinen hakikatleri Yüce Türk Milletine burada arz ediyoruz. (Yeni Mesaj, 7 Ocak 2014)

ATATÜRKÜN AİLESİNİN KÖKENLERİ

Başbakanlık Eski Müşaviri Secaatin Zenginoğlu, Bilgi Çağındaki Türk Gençliğinin Yükselen sesi,1999 baskılı kitabında Atatürk’ün nesebiyle ilgili bakın neler demiş:

Oysa her ne iddia olursa olsun, tüm bilimsel çalışmalar sonucunda Atatürk’ün Türk Oğlu Türk olduğu ortaya çıkmaktadır. Sultan Murat Hüdavendigar zamanında başlamak üzere bütün Türk devletleri padişahlık döneminde Rumeli’yi Balkanlar’ı ve Avrupa’yı Türkleştirmek için soyunda ve sopunda hiç bir karışım olmayan Türk ailelerinden oluşan özel güçleri buralara göndermişlerdir. Bu göçlerin büyük çoğunluğu Oğuz Türkleri, müslüman Oğuzların Yörük Türkmen boylarından gönderilen aileler teşkil etmektedir. Müslüman Oğuzlar’ın Tanrıdağı ve Karagöz Yörükleri’nden olup Konya ve Aydın yöresine yerleşmiş bulunan isimler teker teker yazılı bulunmaktadır. Buradaki 950 tarih ve 82 numaralı il yazıcı defterinde Anadolu’dan Rumeli’ye geçen Türk Boy ve ailelerinin isimleri açıkça yazılı bulunmaktadır. Bunların Müslüman Oğuz Türk’ü Yörük Türkmen boylarından oluşan ailelerinin kimler olduğu kayıtlarda belirtilmektedir. İşte bu kayıtlarda, Ulu Önder Atatürk’ün atalarının, Anadolu’dan Konya ve Aydın yöresinden geldiği yazılmaktadır. Atatürk’ün dedeleri Anadolu’dan Rumeli’ye gidip, Yunanistan’da manastır vilayetinde Derbe-i Bala Sancağı’na bağlı bulunan Kocacık nahiyesi’ne yerleşen ailelerden olan Hafız Ahmet Alüş Efendi derlerdi. Kocacık nahiyesi tamamen Türk’tür. Atatürk Kocacık nahiyesine yerleşen ailelerden olan Hafız Ahmet Efendi’nin torunudur. Hafız Ahmet Efendi’nin saçları kırmızı olduğu için adına Kırmız Hafız Efendi derlerdi. Atatürk’ün dedesi Kırmızı Hafız Efendi Kocacık nahiyesinde ilkokul öğretmenliği yapmaktaydı. Atatürk’ün babası Ali Rıza Efendi’de bu kocacık nahiyesinde dünyaya geldi. Atatürk’ün babası Ali Rıza Efendi’ye Alüş Efendi derlerdi. Kocacık nahiyesi tamamen Türk’tü. Burada yerleşenlerin çoğu Aydın ve Konya yöresinden gelen Türkler’dir. Hatta bu aileler yörük Türkmenlerdir. Bu yörük Türkmenlerinin Tanrıdağı ve Karagöz olduğu yukarıda adı geçen il yazıcı defterinde kayıtlı bulunmaktadır. Keza yine belgelerde Aktan ve Naldöken Yörükleri’ninde buralarda bulunduğu yazılmaktadır. Fetihnamelerde,buralardaki Konya Türklerine hudut gazileri ünvanı verildiği yazılmaktadır. Atatürk özbeöz Türk olup Konya ve Aydın yörelerinden gitme çok asil bir ailenin evladıdır. Annesi Zübeyde Hanımefendi’nin babası Aydınlıdır.

Enver Behnan Şapolyo , Kemal Atatürk ve Milli Mücadele Tarihi adlı kitabında şunları aktarmaktadır:

Atatürk’ün ataları hakkında benim bildiğim şunlar: Atatürk’ün ataları Anadolu’dan gelerek Manastır Vilayeti’nin Debre-i Bala Sancağı’na bağlı Kosacık Nahiye’sine yerleşmişlerdir. Bunları ben Selanik’in ihtiyarlarından duymuştum. Kocacıkların hepsi öz Türkçe konuşurlar, iri yapılı adamlardır, bunların hepsi yörüktür. Bunların giysileri Anadolu Türklerine benzer. Yaşayışları hatta lehçeleri aynıdır.

Makbule Hanım Yörüklük İçin şunları söylüyor (Atatürk’ün kız kardeşi):

Annem her zaman yörük olmakla iftihar ederdi. Birgün Ağabeyime yörük nedir diye sordum. Ağabeyimde bana yürüyen Türkler dedi.     

Atatürk’ün soyağacı 85 yıl sonra yayımlandı

 

85 yıldır ortada görülmeyen ve Atatürk’ün akrabalarından Ahmet Esmen’in elinde bulunan bu soyağacı, NTV Tarih tarafından yayımlandı.Mustafa Kemal’in ailesi hakkında öteden beri, neredeyse tamamı dedikodu niteliğinde olan ve itibarını zedelemeyi amaçlayan söylentiler ortaya atılmıştır. Mustafa Kemal’in, 1924 yılında Bayındırlık Bakanı olan kuzeni Süleyman Sırrı Bey ile birlikte hazırladığı soyağacı, bütün bu iddialara cevap niteliği de taşıyor.  Konuyla alakalı ayrıntılı bilgiye aşağıdaki linkten ulaşabilirsiniz. Zaten uzun olan makalelerimizi daha uzatmayalım istiyoruz

 

http://www.hurriyet.com.tr/ataturk-un-soyagaci-85-yil-sonra-yayimlandi-12833636

 

 

SONUÇ VE DEĞERLENDİRME: Artık fazla sözle gerek kaldığını düşünmüyorum zira herşeye rağmen bunca bilimsel verilere rağmen Atamız’a saygısızlık yapmak isteyen gene yapacaktır. Size bu sefer bilmediğiniz bir kutsal kitapan alıntı yapmak isiyorum. Peygamber Enok’un kitabı. Hz. Enok yani Kur’anda geçen Hz. İdris olduğu da söylenmektedir. Enok peygamber İbrani mitlerine göre Adem’in oğlu Şit peygamberin 5. Kuşaktan torunu ve Nuh Peygamberinse 3. Kuşaktan büyük atasıdır. Neyse kitab anlayacağınız Tevrat’tan da öncedir. Kitab’ın 2. Bölümünde İncil’in yahuda 1,14 ayetine benzer ama biraz daha farklı bir ifade var. İşte herkesi yargılamadan geçirmek ve günahkarları yok etmek için on bin aziziyle birlikte geliyor. Tüm insanların adaletsizlikleriyle yaptıkları tüm adaletsiz işler ve günahkarların O’nun hakkında söylediklerinin hesabını sormak için geliyor.(Peygamber Enok’un Kitabı, Çeviri Günyüz Keskin, Hermes yayınları). Kutsal bir kitaptan bu alıntıyı yaptım zira haksızların ve adaletsizlerin yargılanacağını tüm semavi kitaplarda şiddetle vurgulanmakadır.

Biz iddia ediyoruz ki bugüne kadar ATATÜRK ile ilgili yazdığımız her şey doğrudur. Bunun için İnsanlarla Kur’an üzerine akitleşmek üzere meydan okuyorum. Eğer söylediklerimizde yalan varsa Allah bizi kahru perişan eylesin AMİN. Aksini iddia edenlerde yorum kısmında bu akitleşmeye karşı taraf olabilirler. Biz iddia ediyoruz ki ATATÜRK, Türk oğlu Türkdür. Hz. Ali’nin soyundan ve Ehlibeytindendir. 12 İmamdan biridir, Türklüğün ve Müslümanlığın kurtarıcısıdır. Buradan herkese bunu açıkça ilan ediyorum.

Bir önceki Atatürk’ün Türk halkından saklanan vasiyeti ve Mehdi başlıklı makalemizde ne demiştik tekrar edelim: Atatürk vasiyetinde Hz. Mehdi’den açıkça bahsediyor. Akdeniz tarafında yaşayan biri Atatürk’ün vasiyetini gören, bu kişi rütbeli, saygı değer biri. Bizzat kendisi vasiyeti görüp okumuş. Atatürk vasiyetinde Hz. Mehdi’den Hz. İsa’nın nüzulünden, İslam Birliği’nden bahsediyor. Atatürk’ün ileri görüşlülüğünü herkes bilir. Ama Atatürk’ün gerçekten özel bir insan olduğunu herkes tam olarak kavrayamamış olabilir. Atatürk Hz. Hızır gibi çok farklı biri ve Atatürk; Hz. Mehdi’ye zemin hazırlamak için özel yaratılmış insandır. Atatürk yobazlığın belini kırarak, Hz. Mehdi’ye zemin hazırlamıştır.

Biz Atatürk’ün saklanan vasiyetinde Atatürk’ün Mehdi’den açıkça bahsettiğini iddia etmiştik. Bu konuda eleştiriler aldık ve bu nedenle İLLÜMİNATİ’nin dinsizliğe ve ahlaksızlığa dayalı bir sistem kurmak istediğini anlatan birbirinin devamı niteliğinde 2 tane makaleyide bu yazımızdan önce kaleme aldık. Bu makaleleri okuyanlar şimdi daha iyi anlayacaklardır ki Atatürk’ün tarih sahnesine çıkışı salt Türkleri ve Türklüğü kurtarmak için değildir. Esasen evet doğru, Allah Aziz ve Yüce Türk milletinin her daim yanında olmuştur. Ancak örneğin Atatürk, Azerbeycan’dan da dünyaya gelebilirdi.

Mesele şu ki Atatürk’ün Dünya sahnesinde asli rolü, Deccaliyet sisteminin yani Emperyalizmin oyunlarını sekteye uğratması ve hatta 100 yıl geciktirmesine neden olmasıdır. Şimdide biz iddiamızı sürdürüyoruz ve diyoruz ki beklenen Mehdi öyle gökten falan inmeyecek, oda sizler gibi anne-babadan doğdu, evet bu kutlu kişi öncelikli olarak Türk devletlerinin siyasi birliğini sağlayacak, Büyük Türk İmparatorluğu’nu kuracak, halifeliği meclisden geri kendi üzerine alarak İslam alemiyle de yeniden bir birlik sağlanacak ve hatta dahi tüm arap coğrafyasını yeniden fethedecek, Osmanlı topraklarının sınırlarını aşan bir büyük devlet dahi oluşturulabilir. Bunu elbete ki zaman gösterecek. Yer tüm hazinelerini bu zata sunacak, toprak hiç olmadığı kadar bolluk ve bereket verecek, gök suyunu esirgemeyecek, İslam alemini yeniden ayağa kaldıracak ve şahlandıracak. Ezilmiş mazlum halkların imdadına yetişecek ve dünya jandarmalığı artık yeniden Türkler’e geçecek. O güzel günler yakın görünmekedir. Lakin Güneş doğmadan önce zifiri karanlık olması gerekir. Herkesin ümidini kaybetiği bir anda tüm İslam aleminin ümitsizliğe ve ye’se düştüğü bir anda Mehdi çıkacak ve İslam sancağını yeniden eline alacakır.

Allah’ın vadi haktır. (12/87. Ayet) Allah’ın rahmetinden ümidinizi kesmeyiniz. Allah’ın rahmetinden ancak inançsızlar ümidini keserler. (35/28. Ayet) Allah’dan ancak alim olanlar korkar. Allah’ın kudreti her şeye üstündür ve o nitekim çok bağışlayıcıdır

Ve beklenen Mehdi, Atatürk’ün büyüklüğünü yeniden insanlara hatırlatacak. Atamızın fikir ve düşünceleri üzerine yoluna devam edecek. Mesih İsa ise Mehdinin izinde ve yolunda O’nun bıraktığı yerden sancağı devralacak, büyük bir kızıl kıyamet koparan bir büyük Dünya savaşı olacak. Ve yeryüzünden Deccaliyet sistemi, tüm masonlar, 12 Beni-İsrail kavmi topyekün kılıçtan geçirilecek.O gün taşlar, ağaçlar, çalılar dile gelecek, arkamızda Yahudi inkarcı var diyecek, bir tek zakkum ağacı müstesna. O zaman herkes Dünya’nın başına bela olan İsrailoğullarını öldürmek için diyar diyar, bucak bucak Yahudi arayacak. Dünya Hitlere rahmet okutacak bir Yahudi katliamına sahne olacak. Herkes o zaman anlayacak ki, Hitler Tanrı tarafından gönderilmiş özel bir komutanmış diyecekler. Hatta Hitlerin kendi sözünü size hatırlatayım: Bir gün gelecek ve bana neden Dünya’da daha fazla Yahudi öldürmediğim için kızacaksınız…

Faydasız ilimden Allah’a sığınırım. Gerçekleri haykırarak insanları bilinçlendirmeye çalışıyoruz. İslamın ve Kur’anın hakikatlerini haykıyoruz. Gelin canlar bir olalım gün kardeşlik günüdür, gün Emperyalizm denilen büyük deccalle mücadele günüdür.

Size Kur’andan bir kıssa anlatayım:

Buhârî'nin Abdullah İbni Abbas’dan naklettiği bir rivayette Abdullah şöyle demiştir:
"Ateşe atıldığı zaman İbrahim aleyhisselâm'ın son sözü:
"Allah bana yeter, o ne güzel vekildir" demek olmuştur.
Bu sözü ilk söyleyen Hz İbrahim (as) dır.
Hz İbrahim tektir dünyada..ailesi,küçük bir hanedanı vardı..Hz Lut vardı akrabası.. Dünyada iman eden yok.! Ve dünyada Nemrud’a karşı geliyor,Hz İbrahim..tevhid i söylüyor..nemrud ilah ya..ilahlık iddia ediyor..her ilahın cehennemi olur..kendini inkar edeni ateşinde yakar. Orda bir Allah’ı bulan her şeyi bulur.! Bakın bugünlerden ne farkı var. Nemrut yerine deccaliyet sistemi var. İbrahim (as)ateşe atılacağı zaman,semada,arzda ne kadar mahluk varsa diyorlar:
“ Rabbimiz,bize izin ver..Halilini ateşe atıyorlar..onu söndürelim.”
Mesela sema diyor:bana izin ver yağmur ile o ateşi söndüreyim..
Yerde şöhreti yok ha Hz İbrahim’in ama bir Allah ı bulunca bütün alemle irtibata nasıl geçti tefekkür edelim.
Cenab-ı Hakk buyuruyor: ”Hz İbrahim benim halilimdir.! yerde ondan başka halilim yoktur.Ben de onun ilahıyım..onun da,benden başka ilahı yoktur..İbrahim sizden bir şey istemez.! Eğer isterse,gidin,yardım edin ama,O istemez.” Hakikaten kimseden bir şey istemedi..!!
O an Hz İbrahim;ateşe giriyorum,bir yağmur yağmaz mı,bir rüzgar esse dese..Nerden bir şey beklese gelecek yani.! Hiçbir şey istemedi..
Bütün mahlukat..melekler..hepsi telaşa girdiler. Hz Cibril geldi sonra…İstemesini bekliyor.. Bi süre sonra Cibril dedi:”Bir ihtiyacın bir hacatın var mı? Hz İbrahim dedi:” Sana yok.!” Yok demedi..”sana yok..” Cibril dedi.:”Rabbinden iste..O zaman Ondan iste.” Hz İbrahim dedi:”Rabbim beni görmüyor mu? Hasbinallahu ve nimel vekil.(Allah bize yeter.O ne güzel vekildir.)” Hiç kimseden bir şey istemiyor..Rabbine de teslim oluyor..tevekkül ediyor.! Cenab-ı Hakk ise,bu teslimiyet karşısında,direk ateşe emrediyor..Ateş de Allahın mahluku.!
“Ey ateş! İbrahim için soğuk ve selametli ol.” (Enbiya 69)
Önce soğuk ol-kuni berdeb- kısmı iniyor ayetin..Ateş Hz İbrahim (as)’ı yakmadı..soğuk..üşüdü donacak.. Sonra “selametli ol.!” soğuğunla da üşütme,ılık ol manasında..ateş artık serin ve selâmetli bir hal almış bulunuyordu..“hasbunallahu ve nimel vekil.!”..! “Allah bize yeter.O ne güzel vekildir..”
Hasbünallah ve niğmel vekil, niğmel Mevla ve niğmel nasir, gufraneke Rabbena ve ileykel masir!

 

Birde buradan bir konuda yapılan itirazlara ve eleştirilere bir cevap vermek istiyorum:

Atatürk, Hz. Muhammed’in mezarının kaldırılmasına müsaade etmemiştir sözü koca bir yalandır diyenlere sesleniyorum. Biz belgelerle konuşuyoruz. Evet Atatürk, Hz. Muhammed’in mezarına dokundurtmamıştır. Konu ile alakalı detaylı bilgi edinmek isteyenler aşağıdaki linkten konunun detaylarını öğrenebilir. Zira biz yazdığımız ve defaatle tekrar ettiğimiz meseleleri anlatmaktan yorulduk ve usandık. O yüzden sizi başka bir makaleye yönlendirmeyi uygun görüyoruz. Ayrıntılı bilgi için aşağıdaki linki tıklayabilirsiniz.

https://bpakman.wordpress.com/ataturk/ataturk-ateist-miydi/ataturkun-gozuyle-hz-muhammed/ataturk-ve-hazreti-muhammed%E2%80%99in-mezari/

Sevgiyle kalın, esen kalın. Ey Yüce Türk Milleti, ye’se (ümitsizliğe) kapılma, Allah sabredenlerle beraberdir.

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
Metehan Arzu Kılıç     2017-01-15 Gercekten dinini yasamak isteyen reklam yapmaz dini bilen inkarcı olmaz haktan korkar hangi lider alfabe getirmis hangi lider yirmi ūc nisanı dunyaya hediye etmiş o atamı inkar edenler cocukken onun hediye ettigi bayramla eylendi ve utanmadan yillarca dunya cocuk olimpiyatlari duzenlendi dunyaya duyruldu ve rerlami yapildi ozaman demezlrmi adama bu pevriz bu ne lahana turşusu gecmis gelecegin aynası hey efendiler dinide reklam bunlarin yıllca somurduler bnca insani din diye simdi teror oldular kurban olun benim atamada kurdugu vatanima.
recep akca     2017-01-14 BENCE GÜZEL OLMUŞ AMA!ÇOK KARMAŞIK KONULAR DAĞILMIŞ TAM NET BİR DAYANAK YOK!DAYANAN BELGELERLE OLUR!BÜYÜK ÖNDER MUSTAFA KEMAL ATATÜRK'Ü ÖVERKEN YOK ETME YOLUNA GİTMİŞSİN!ÖRNEK Mİ KÖKENLERİNİ İNECEKSEN BELGELERİ DAYANDIR!BEKTAŞİ Mİ VEYA ALEVİMİ MEVLANİ Mİ BELGE GEREKLİ !
Nerman Timur     2017-01-12 Atatürk dünyada bir lider herkes sevmeye mecbur değil yobazlar zaten sevmez biz sevenleri daha çoğunluktayız ve son nefesimize kadar seveceğiz atamın mekanı cennet olsun peygamber efendimize laf edenler atamızamı laf etmez ortalık dalkavuk kaynıyor
mustafa Kemalin askerleri     2017-01-11 Atatürk ağzıyla kuş tutsaydı keramet gösterseydi yine de bazıları sevmemeye devam edecekti bu makale üzerine laf söyleyen açık bir inkarcıdır onun Müslümanlığından bile şüphe edilir
Nerman Timur     2017-01-11 Ağzım açık kaldı bu kadar bilgiye ulaşacağımı tahmin etmedim zaten hiç şüphe bile etmedim çünkü bizde selanik kökenliyiz onu ve annesini aşağılayanlara çok kızıyorum biliyorum artık bizi kızdırmak için yapıyorlar allah kahretsin dilleri büzülsün
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Başbakan Açıkladı Hayal Gerçek Oluyor
Başbakan Açıkladı Hayal Gerçek Oluyor
Başbakan Yıldırım Bartın Karabük Duble Yolu'nun Müjdesini Verdi
Başbakan Yıldırım Bartın Karabük Duble Yolu'nun Müjdesini Verdi