Advert
sandalye fabrikası
İLLÜMİNATİ, TÜRKLER VE AVRUPA
MAHFİ

İLLÜMİNATİ, TÜRKLER VE AVRUPA

Bu içerik 3647 kez okundu.

Bugünlerde yaşadığımız olaylar beni tarihin 100 yıl öncesine götürüverdi birdenbire. Herkes belki de fazla iyimser ya da ben fazla kötümserim bilmiyorum bunun kararını siz verin lutfen…

1800 lü yıllarda Osmanlı-Rus gerilimi zirveye çıkmıştı. İngiltere ve avaneleri bir oyun tertiplediler. Zira bu zamana kadar İngiltere, Rusların Osmanlıyı aramızda paylaşalım tekliflerine sıcak bakmamaktaydı. Osmanlı kapitülasyonları genişletecekti. İngiltere bunun için fırsat kolluyordu. Bir yandan Osmanlıya borç vererek onları Ruslara karşı savaşa soktular diğer yandan savaşı kazanmamıza rağmen masada kaybettirdiler. Sonuçta ne oldu? Osmanlı maliyesi bir yandan borçlandırıldı diğer yandan da kapitülasyonlar genişletilerek Osmanlı adeta İngiltere’nin bir iç pazarı haline getirildi. İllüminatinin o günkü merkezi İngiltere idi. Yani bugün nasıl ki İllüminatinin paralı askerleri ABD ordusu ise, o günlerde ise İngiltere ordusu illüminatinin paralı askeri birliği idi. Ancak İllüminatinin hedefi ürettiği ürünleri dünyanın dört bir yanına gümrük vergisiz satabilmekti. Bu nedenle Osmanlı kapitülasyonları genişleterek zaten bu amacı gönüllü ve işgalsiz yerine getirmişti. Artık bir iç pazar haline gelmiş olan Osmanlı’nın toprak bütünlüğü bu nedenle İngiltere’nin yani illüminatinin işine geliyordu. Amaç belliydi, sömürge düzenini yaymaktı.

Ancak 19 yy geldiğinde illüminatinin hedefleri değişmişti. Zira her şeyin tarihsel bir zamanlaması vardı. Söz konusu olan İsrail devletinin kurulması gündeme gelmişti. Yani artık Siyonist akım başlatılmalıydı, yani dinler arası çatışma planı denilen şeytanın manifestosunun zamanı geldiğine hükmettiler. Artık Osmanlı İmparatorluğu parçalanmalıydı ve Filistin topraklarında bir Siyonist İsrail Devleti kurulmalıydı. İşte bu noktada İllüminati planları için, Rusya’yı da oyuna dahil etmeliydi zira artık Osmanlı’nın parçalanması hususunda İllüminati ve Rusya hemfikir olmuşlardı.

Öncelikle Osmanlı Devletinin son kurt adamı Abdülhamit Han’ı ikna etmeleri gerekecekti. Gırtlağına kadar borçlandırdıkları devletin bu sefer borçlarını ödeme karşılığında Filistin’de önce toprak istediler sonra da burada devlet kurmak istediklerini söylediler. Abdülhamit Han kurt bir liderdi. Osmanlı’nın yıkılışını 40 yıl geciktiren şanlı asil bir insandı. Onu ikna etmeleri mümkün değildi.

Bu yüzden önce bir darbe ile bu asil ve yalnız kurdu tahtan indirdiler. İçimizdeki mason örgütlenmeler bu darbeyi tertiplemişlerdi. Başa da kukla bir padişah geçirmişler esas yönetimi mason ittihatçılara vermişlerdi. İttihatçıların görevi esasen belliydi. Devleti savaşa sokmak ve ne pahasına olursa olsun sevr antlaşmasını onaylamaktı vazifeleri. Atatürk ittihatçıların mason olduğu ve ihanet şebekesi olduğunu fark ettiğinde ise bu teşkilattan ayrılmış ve Türkiye Cumhuriyeti’ni kuran gizli teşkilat olan Ay Yıldız Cemiyeti’ne geçmişti. Genç Kemal’in kafasında önce Osmanlıyı kurtarmak vardı ancak bunun mümkün olamayacağını daha harbiyede anlamış ve kuracağı yeni devletin sınırlarını, harbiyede bir öğrenciyken  çizmişti.

Artık Osmanlı yıkılışa doğru sürükleniyordu. İllüminati teşkilatı bir cihan harbi çıkarmayı zaten 100 yıl öncesinden planlamıştı. Sadece zamanlaması bekleniyordu ve nihayet zamanı gelmişti. İttihatçılara Almanlarla birlik olunması talimatı illüminati tarafından verilmişti. Tek başına savaşa girmeyeceği hesaplanan Osmanlıya birde arkadaş olarak Almanya verilmişti. Oysaki bu şeytani örgüt, bir savaş tertiplemiş ve kazananlar ve kaybedenlerde çoktan belirlenmişti. Osmanlı yenilecekti, plan böyleydi, bu nedenle Almanlarında yenilmesi gerekiyordu ve öyle oldu. Ancak hesapta olmayan bazı gelişmeler yaşandı.

İllüminati örgütü Rusya ile işbirliği yaparak Osmanlıyı yok edecekti, hatta geriye bir Türk devleti bile kalmayacaktı. Böylece dinler çatışması yani medeniyetler çatışması esasen bundan 100 yıl önce başlatılacaktı. Esasen bu şeytanın yani iblisin projesiydi.

Mason Albert Pike’nin yazdığı mektubu yayınlamıştık. Okuyanlar hatırlayacaktır. İllüminatinin 3 tane dünya savaşı planındaki 1. Dünya savaşı esasen masonların oluşturduğu illüminatinin 1. Kaos hamlesiydi. Bu kaosdan yeni bir düzen ortaya çıkacaktı. İşte bu düzen büyük imparatorlukların parçalanıp yerine küçük cumhuriyetçikler kurulma planıydı ve planın uygulanma hedefi esasen Osmanlı idi ve henüz illüminatinin paralı askeri gücü o dönem İngiltere devleti idi.

Nitekim planlandığı gibi Osmanlı savaşa sürüklendi. Osmanlının savaşa girmesinin arka planında gerçekte illüminati ile işbirliği yapmış olan mason ittihatçılar bulunmaktaydı. Alman generaller ordunun başına getirilmiş ve her cephede Osmanlı’nın kaybetmesi hesaplanmıştı lakin planlarında hesap etmedikleri bir gerçek vardı, Allah planlarını kafalarına geçirecekti. Bu yüzden Mustafa Kemal zaten bir kurtarıcı olarak Allah tarafından Türk ulusuna gönderilmişti. Genç Kemal’in yaşam gayesi sadece vatanı kurtarmak ve Tanrı’dan aldığı vazifeyi yüzünün akıyla yerine getirmek vardı. İşte Mustafa Kemal bu düşüncelerle Çanakkale savaşına gitmişti. Katıldığı cephelerde Alman generallerin ihanetini görmüş ve onlara güvenmemiş kendi bildiği doğruları yapmıştı. İllüminati örgütünün planları Çanakkale harbinde denize dökülmüştü. Zira İngiltere, Rusya’ya ulaşabilseydi o dönem Osmanlı ve Türkler tarihin karanlık sayfalarına gömülecekti. Artık bin yıllardır Dünya’ya hükmeden Türkler tarih sahnesinden silinecekler ve sahne illüminatiye kalacak istedikleri gibi at oynatacaklardı ama olmadı. Ne yapıp edip Sevr’i Türklere kabul ettirebilmek için, iblisin emrindeki illminati, Yunan’ı Anadolu’ya saldırttı. Daha yeni bir devlet olan bu ülkeye her türlü parasal ve silah desteği sağlanmıştı ve Yunanlılara İzmir ve Ege verilecek denerek de kandırılmış, Çanakkale’de Birleşik Krallığın yapamadığını Yunanlılar yapabiliriz zannetmişlerdi. Oysaki Yunan ordusu denize sadece 15 günde Afyon sırtlarından sökülerek atılmıştı. Sahilde bekleyen ittifaf devletleri İzmir’i terk ederken Atatürk dönüp bakmamıştı bile…

Aradan yıllar geçmişti. Atatürk ben hayattayken İsrail devletinin kurulmasına müsaade etmem, hilafeti kullanır bir Müslüman ordu kurar savaşırım dediğinde tarihler 1937’yi gösteriyordu. Baş edilemeyen bu çılgın Türk’ü tarih sahnesinden silmek gerekiyordu. Gizlice mason doktorlara Atamızı zehirlettiler. Artık İsrail devletinin kurulmasına karşı çıkacak bir deli yürek yoktu yeryüzünde… İllüminati Türk ordusuyla başa çıkamamıştı fakat içerden ülkeyi masonlarla kuşatmayı başarmış ve ülkeyi illüminatinin yörüngesine oturtmayı başarmıştı. Truvanın intikamı alınmıştı gerçi ancak İsrail devleti ne pahasına olursa olsun kurulmalıydı. Zira yeryüzünden dinleri sileceklerdi bunun için Ortadoğu’nun göbeğine Siyonist İsrail devleti kurulmalıydı.

Bunun için 2. Dünya savaşını başlattılar. Filistin haricindeki toprakların Yahudiler için güvenli olmadığı imajını verdiler ve İngiltere ordusunun kılıçlarının gölgesinde Yahudileri Filistin’e yerleştirdiler. Hatta TC’deki Musevi Türklerin bile göç etmesi için varlık vergisi tiyatrosunu sahneye koydular ve en nihayet 1948 yılında İsrail devleti kurulmuş oldu.

Ancak bu kadar Arap devleti içinde bir avuç yahudinin güvenlik sorunu vardı ve bunun için destek verecek bir devlet lazımdı. İşte bu nedenle masonlarca ele geçirilen TC’den İsrail’e destek vermesi sağlandı. Yıllarca İsrail askerleri gizli bir şekilde eğitildi. Yapılan gizli anlaşmalarla İsrail devletinin güvenliği amaçlandı. Zira etrafındaki Arap devletlerin başında milliyetçi ülkesini halkını seven ve İsrail’den nefret eden liderler bulunmaktaydı. Bu süre zarfında Türkiye’ye ihtiyaç vardı. Müslümanların birlik olması engelleniyordu bu nedenle sürekli darbeler, kaoslar vs. sözde oyunlarla ülkelerin birlik olması engellenmeye çalışıldı. İsrail Devleti’nin varlığını tehdit gören bir yırtıcı deli yürek çıkmıştı sahneye ve İslam birliğini kurmaya başlamıştı. Zira bu D-8 denilen birlik İllüminatinin ödünü koparmıştı. Bir suni postmodern darbe ile O’da alaşağı edilmişti. Ardından gelen Arap Baharı ile İsrail devleti’nin etrafındaki tüm Arap devletleri zayıflatılmış ve İsrail için bir tehdit olmaktan çıkarılmıştı. Artık Türkiye’nin garantörlüğüne de Ordusu’nada ihtiyaç kalmamıştı.

Bir yandan Ordusu ile kendini güvende hisseden bir İsrail devleti öbür yandan Avrupa Gümrük Birliği ile iç pazar haline getirilen bir Türkiye vardı. Yıllar geçmekteydi, zaman ilerlemekte ve nihayet illüminatinin yeni stratejik planı devreye sokulma zamanı gelmişti. Önce Fetö örgütü ihanet şebekesi haline getirilmiş, ordusu pusu kurularak çökertilmişti. Zira ne illüminatinin nede İsrail’in artık güçlü Türk Ordusu’na ihtiyacı yoktu. Ardından düşürülen Rus uçağını bahane eden Rusya Türklerle olan ticari ilişkilerini askıya aldı. Halen daha ne doğru dürüst turist gelmekte ne de Akdeniz’de üretilen tarım ürünleri Rusya’ya gitmekteydi. Rus pazarı Türklere kapatılmıştı, zaten Orta Doğu savaş nedeniyle ticarete çoktan kapatılmış Türk firmaları ağır bir yara almıştı. Sırada Avrupa pazarının Türklere kapatılması oyunu sergilenmeye başlanmıştı. Avrupa’dan Asya’ya rotasını değiştiren Türklere sözde nispet için illüminatinin verdiği talimatla yavaş yavaş AB posta koymaya başlamıştı. Yakın bir gelecekte ise Türk Milletini belki de kopan AB ilişkileri beklemekteydi. İllüminatinin talimatı ile AB ülkeleri Türklere ihracatı yasaklayabilecekler böylece son büyük darbeyi indireceklerdi. Bugünlerde sergilenen oyunun arka planında hem Türkleri yalnızlaştırmak hem de ekonomik anlamda çökertmek bulunmaktadır.

SONUÇ VE DEĞERLENDİRME

Bizler Türk Milleti olarak tarihin bilinen kısmıyla Atilla’dan bu yana ve yeni yeni öğrenilen kısmıyla da MU kıtasından bu yana dünyaya barışı, adaleti getirmiş bir milletiz. Daha önceki bir makalemde açıkladığım üzere tüm dinlerin peygamberleri de esasen Türkdür, yani Araplara inen İslam dininin peygamberi dahi Türkdür. İblisin yani Luciferin planı ise malumunuz Tanrı’ya başkaldırmak ve insanı Allah’a isyan ettirmektir. Bu manada Şeytan’ın derdi davası yalnız ve sadece Türklerle olmuştur. İllüminati İsrail devleti kurulduğundan beri Türkleri garantör devlet görmüş ancak artık bize ihtiyacı kalmamıştır bu nedenle ülkenin 100 yıl önce yok edilme planı yeniden gündeme alınmıştır. İktidarda kimin olduğu yada hangi siyasi partinin olduğu illüminati için önemli değildir. Ekonomik anlamda ülke bir darboğaza sürüklenmektedir. Hatırlayınız yakın bir zamanda Macaristan da ülke olarak iflasını açıklamıştı ancak Macaristan devletinin kendisini Türk devleti gördüğü her zaman gözlerden kaçırılmaktadır. Halen daha en büyük Türkologlar Macarlardır zira onlar kendilerinin Türk kökenli olduklarını bilim yoluyla kabullenmişler lakin ülke iflas ettirilerek İllüminatinin kontrolüne girmesi hedeflenmiştir. İllüminatinin bir Dünya düzeni planında Türklere yer olmadığı gibi Tanrı’nın kurtarıcı olan Mehdi’yi bir Türk devletinden göndereceğinin de farkındadırlar. Bu nedenle bize göre Mehdi gelecekse zayıf, ekonomik olarak iflas etmiş ve ordusu eski gücünde olmayan bir devlet bulmalıdır. Herkes yeni Anayasal sisteme odaklanmışken ülkenin ekonomik anlamda iflas ettirilmek istendiği ve bu amaçla da son olarak AB ile olan ticari ilişkilerinin sekteye uğratılması gerektiği gerçeğini göz ardı etmektedir?

NE YAPILMALIDIR?

Dünya’da illüminatiye başkaldıran devletlerle işbirliği yapılmalı, ticari açıdan tarım ekonomisi geliştirilmeli ve yeni pazarlar bulunmalıdır. Tarih boyunca düşmanımız olan Çin’den ve birliğinden artık uzak durmak gerektiği fark edilmeli, Türki Cumhuriyetlerle bir Gümrük Birliği anlaşması yapılmalı, işimize gelmeyen her türlü gümrük anlaşmaları yırtıp atılmalıdır. Örneğin Türkiye’de demir çelik fabrikaları varken demir çelik ithalatında sıfır vergi kaldırılmalı, iç üretim kapasiteleri arttırılmalıdır. İran ile ticari ilişkiler geliştirilebilir, gerekirse Kuzey Kore ile işbirliği sağlanabilir. Artık merkezi dün İngiltere bugün ise ABD olan İllüminati terör şebekesinin Türklerin ezeli düşmanı olduğu gerçeği haykırılmalı, onlara karşı bir karşı blok kurulmalıdır. Bugün Kuzey Kore tek başına illminatiye kafa tutabiliyorsa Türklerde rahatlıkla kafa tutabilir. Zira İllüminati denilen yapı esasen çok zayıf ve çelimsiz bir yapıdır. Ülkeleri konrolü altında tutabilmesinin yolu sadece para ve menfaat ve doların hakimiyeti ayrıca Euro’nun varlığıdır. Euro-Dolar birbirini destekleyen ve güçlendiren iki para birimidir ve Doları ayakta tutan tek güç Çin’dir. Çin devleti İllüminatinin gizli destekçisidir. Eğer ABD iflas ederse kesinlikle İllüminati Çin’e taşınacaktır. Çin’in ülkemizin pazarını ele geçirmesine bir son verilmelidir. Tüm Çin ürünleri yasaklanmalıdır. Tarih boyunca bize düşman olan bir ülke ile ticarete son verilmelidir. Çin ve ABD birbirini ayakta tutan iki anlaşmalı ülkedir. Türkler dostlarını doğuda aramalıdır. Bu Japonya olabilir, Kuzey Kore olabilir, Pakistan, Afganistan ve Türki Cumhuriyetler olabilir. Artık Türk Birliği sağlanmalı, AB’ye rakip bir ortaklık kurulmalı, ortak Türk Devletleri Ordusu yapılmalı, ortak Türk Para birimi kurulmalı ve Türk Devletleri arasında gümrükler ve pasaportlar kaldırılmalıdır. Türki Cumhuriyetlere yatırım yapılmalı tarım ürünleri satılmalıdır. Artık Türk Birliği  kurulmasının zamanı gelmiştir vesselam…

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Karabük Protokolü Bayramlaşmada, Aralarında Neler Konuştu! Çok İlginç Diyaloglar!
Karabük Protokolü Bayramlaşmada, Aralarında Neler Konuştu! Çok İlginç Diyaloglar!
Gururluyuz. İnternet Yayıncıları Derneği Üyeliğimizi Onayladı
Gururluyuz. İnternet Yayıncıları Derneği Üyeliğimizi Onayladı