Advert
sandalye fabrikası karabük
DEVLET BAHÇELİ'DEN BASİRETLİ VE DAHİCE KARAR
Sait ALICI
Alıcı Gözüyle

DEVLET BAHÇELİ'DEN BASİRETLİ VE DAHİCE KARAR

Bu içerik 1970 kez okundu

ÜLKÜCÜ CAMİAYA DERİNLEMESİNE BAKIŞ

DEVLET BAHÇELİ'DEN BASİRETLİ VE DAHİCE KARAR

Siyasi Partiler belirli bir fikrin, ideolojinin, ortak paydanın etrafında toplanan kişiler tarafından kurulur. Sayılabilecek birçok amacın yanında en önemli gayelerden birisi, bulundukları ülkeyi bir araya gelinen bu fikir ideoloji ve ortak payda çerçevesinde yönetmektir.

Rahmetli Başbuğ Alparslan Türkeş’ten başlayarak ülkücü camia da bu minvalde bir araya gelmiş, dokuz ışık doktrini ni oluşturmuş ve ülke yönetimine talip olmuştur. Geçen zaman içerisinde bakıldığında halkın birçok kesimi tarafından Ülkücü Camia “VATANPERVER” olarak tanımlanmıştır.

Ülkemizin siyasi tarihine bakıldığında 12 eylül darbesinin en fazla cefasını çeken, eziyetlerine maruz kalan camia son 30 yılda sadece 1999-2001 yılında kurulan Bülent Ecevit koalisyon hükümeti hariç ne yazık ki iktidar olamamış, görüş, düşünce ve fikirlerini ülke yönetimine tatbik edememiştir. Bürokraside ki ÜLKÜCÜ kadrolar zaman içerisinde eriyip gitmiştir.

Bugün çok daha açık ortaya çıkan, Avrupa ve Amerika destekli ülkemizin başına yıllardır musallat olan terör belası hatta ve hatta ortaya çıkartılan siyasi uzantılarına karşı baş etmenin, ülkeyi MİLLİ duruşta ayakta tutmanın ne kadar zor olduğu, ne kadar birlik ve beraberliğe ihtiyaç duyulduğu ortadadır. Özellikle kitlesel oy alan, iktidar ya da iktidar adayı siyasi partileri, terör destekli uzantılara mecbur etmemenin çok daha önemli olduğu gün gibi aşikardır.

7 HAZİRAN GERÇEĞİ VE SONRASI

7 Haziran seçimlerinin sonucu öyle bir tablo ortaya koymuştur ki terör uzantısı iddiaları ile sabıkalı HDP’yi nerede ise koalisyon ortağı noktasına getirivermiştir.

MHP Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçeli’nin seçim sonuçlarındaki tabloda Ak Parti ile koalisyona soğuk bakması, hem tabanda hayal kırıklığı yaratmış hem de öfke ye yol açmıştır. Nihayetin de bu öfke 1 Kasım seçimlerinde cezalandırma noktasına gelerek oyunu dört puan aşağıya 80 olan milletvekili sayısını 40 a düşürmüştür. Parti içi muhalefet oluşmasına neden olmuştur. Sayın Bahçeli'nin karşı durduğu ana nokta Çözüm Süreci'nin devam edip etmeyeceğidir. Çözüm sürece varsa biz yokuz tavrıdır. Ödenen bedel partinin oy kaybı olsa da bugüne bakıldığında kazanan ülke olmuştur.

17-25 Aralık olayları ile FETÖ’nün ayyuka çıkmaya başlayan ülkeyi ve yönetimini ele geçirme planları, siyasi partilerde kendisini göstermiş, doğal olarak MHP’de meydana gelen bu parti içi muhalefette de kendisini göstermeye başladığı iddiaları ortadadır.

DEVLET BAHÇELİ’DEN BASİRETLİ VE DÂHİCE KARAR

Hem ülkenin hem de partinin içinde bulunduğu durumu dâhiyane bir şekilde görüp, süzüp yorumlayan MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli ve ekibinin 16 Nisan’da halk oylamasına sunulacak Anayasa Değişikliği noktasında aldığı inisiyatif,  hem 30 yıldan bu yana ülkücü camia da, hem de son yıllarda ülkenin içerisinde ortaya çıkan tüm bu olumsuzlukları bir anda tersine çevirivermiştir.

İNSİYATİF'İN GETİRDİKLERİ, 2012 DEN FARKI

Devlet Bahçeli'nin 2012 de gündeme gelen, CHP ve HDP nin de sıcak baktığı, ancak mecliste geri çekilen Anayasa Değişikliği teklifi ile bugün halkın onayına sunulan Anayasa değişikliği arasında da ciddi farklar vardır. Zira CHP ve HDP'nin destek vermek için zorladığı bir çok değişiklik bugün gündemden kalkmıştır. 

- Cumhuriyetimizin temel ilkeleriyle çatışma yoktur.

- İlk dört maddeyi değiştirmeye yönelik girişimler yoktur.

- Anayasaya uymayan yöneticilerin sorumsuz kalması yoktur.

- Keyfi yönetime cevaz verecek bir düzensizlik yoktur.

- Yönetenlerin işledikleri suçlardan cezasız kalması yoktur.

- Milli devleti parçalayan özerklik/federasyon yoktur.

- Türkçeden başka bir dile resmiyet kazandırılması yoktur.

- Türkçeden başka bir dilde eğitim yoktur.

- Türkün anayasasından, ‘Türk’ün adını çıkarma girişimi yoktur.

- Türk milletinin içinden ayrı bir ‘millet’ inşa etme girişimi yoktur.

- Terör örgütleriyle pazarlık, teröriste af, teröre taviz yoktur.

- Terörist başı bebek katiline özgürlük yoktur.

- Paralel devlet yapılanmasına yer yoktur.

SAĞIN UCUNDAN MERKEZİN KİLİT PARTİSİ Mİ?

Türkiye’nin siyasi tablosuna bakıldığında, Ak Parti’nin Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde ve karizması ile sağın en güçlü partisi olmaya devam edeceği ortadadır. Ancak 16 Nisan’da olası muhtemel referandum dan EVET çıkması halinde tek başına yüzde 50 lik oranı alarak iktidar olmasının garantisi yoktur. Bu da ülkenin siyasi konjöktörün de MHP’yi uzunca yıllar Ak Parti’nin partneri konumuna getiriveriyor.

Aslında diğer bir bakış ile CHP’nin de iktidar olma yolunda kapısını çalmak zorunda kalacağı tek alternatif olacağı gerçeğini de ortaya koyuyor. Zira geçtiğimiz 50 yılın siyasi tarihinde yüzde 50 oy almayı bırakın yanına bile yanaşamayan solun temsilcisi CHP’nin, iktidar olma talebi yolunda mecburi şart kapısını çalabileceği ilk alternatifin yine MHP olacağı aşikardır. Özellikle terörden çok çeken ülkemiz insanının ilişki ve uzantısı iyice ayyuka çıkan HDP ve benzeri partilere karşı gösterdiği tepki CHP’yi HDP partnerliğini düşünemez hale getirecektir.

EVET KARARININ KAZANIMLARI

MHP Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçeli’nin anayasa değişikliğinde aldığı inisiyatif ve EVET kararının çok fazla kazanımı ve sonucu olmuştur.

-Hem sağın hem de solun kilit partisi konumuna gelmiştir.

-HDP’yi siyasetin dışına atmıştır.

-CHP’yi biraz daha merkez sağa çekilmek zorunda bırakmıştır. Ki ilerleyen günlerde hep birlikte göreceğiz. CHP kadrolarında ciddi tasfiyeler olacaktır.

-Yıllardır hizmet aşkı ile bekleyen Ülkücü kadroların ülke yönetiminde yer almalarını sağlayacaktır.

-İktidara yıllarca uzak kalan ülkücü tabanın yeniden yüzünün gülmesine, sorunlarının çözülmesine yol açacaktır.

Görüldüğü gibi 16 Nisan’da yapılacak anayasa değişikliği ile ülkenin darbelerden, koalisyonlardan tamamen kurtulacak olmasının yanında, en fazla kazancın Ülkücü Camia da olacağı gün gibi ortadadır. MHP tabanı bunu iyi görüp, iyi özümseyerek, top yekun kilitlenip, camia içerisindeki muhalif seslerin parti içi iktidar mücadelesine kulak tıkayarak tüm gücüyle EVET kampanyasına destek vermelidir. Zira her ne kadar bugün Ak Parti’ye destekmiş görünse de asıl kazananın ÜLKÜCÜ CAMİA olduğunu unutmamalıdır. 

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
500 Kişi Okuma Yazma Sertifikası Aldı
500 Kişi Okuma Yazma Sertifikası Aldı
2017 Yılında Karabük’te Neler Oldu?
2017 Yılında Karabük’te Neler Oldu?