Bolu’nun Gerede ilçesinden doğarak Karabük’ün Eskipazar ilçesi başta olmak üzere 100’ü aşkın köyden geçen Gerede Çayı’ndaki çevre katliamı bitmek bilmiyor. Yıllardır sanayi atıklarıyla açık ara zehir saçan çay için yöre halkının ve çevre savunucularının başlattığı amansız mücadele, sonunda resmi makamları harekete geçirdi. Yapılan gece baskınında suçüstü yakalanan 3 tesise ceza yağdı ve savcılığa suç duyurusunda bulunuldu.
Gece Baskınında Suçüstü Yakalandılar!
Gerede'deki Karma Organize Sanayi Bölgesi (OSB) ve Deri OSB’de faaliyet gösteren fabrikaların, atıklarını hiçbir arıtma işlemine sokmadan doğrudan Gerede Çayı’na deşarj etmesi bardağı taşıran son damla oldu. Yağdaş ve Ümitköy mevkilerinde kirliliğin çıplak gözle görülmesi üzerine vatandaşlar Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü’ne şikayette bulundu.
Birgün'de yer alan habere göre, şikayetin ardından bölgeye giden ekipler 9 Haziran 2026 tarihinde gerçekleştirdikleri gece denetiminde dehşete düşüren manzarayı tescilledi. Alınan numunelerin analiz edilmesinin ardından 3 tesise ağır idari para cezası uygulandı ve sorumlular hakkında Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulunuldu.
"Balıklar Öldü, Tarım Bitti"
Gerede Çayı Temiz Aksın Platformu (GEÇTAP) Başkanı İlhan Armağan, bölgedeki çevre katliamının yaklaşık 20 senedir sürdüğünü belirterek isyan etti. Sorunun 2019 yılından sonra fabrikaların üretimi artırmasıyla tavan yaptığını ifade eden Armağan, “8 Haziran’da olan gece denetimlerimizde, hiç arıtmaya sokmadan deşarj ettiklerini gördük. Şikâyet ettik ve sonunda küçük bir gelişme yaşandı” ifadelerini kullandı.
Bölgede yaşanan sorunun yaklaşık 20 seneden beri devam ettiğini belirten Armağan, “2019 yılında fabrikalar üretimi artırdı ve yaşananlar da hız kazandı. Balık ölümleri arttı, tarımı bitirdiler buradaki canlılara zarar verdiler. Eskipazar'ın Bulduk Köyü'ne elektrik santralı kuruldu. Ayrıca Gerede Çayı’ndan alınan suyun %94’ü Ankara’ya aktarılırken, Gerede ve çevresine yalnızca %6’lık bir pay bırakıldı. Bu durum, çiftçinin tarlasını sulayamaz hâle gelmesine, hayvancılığın sekteye uğramasına ve köylerdeki doğal yaşamın zarar görmesine neden oldu. Suya erişemeyen üretici, ciddi zorluklarla karşı karşıya kaldı. Sonuç olarak su Ankara’ya verilince burada sanayi atıkları kaldı” dedi
Karabük’ten Geçip Karadeniz’e Dökülüyor
Çayın sadece Gerede’yi değil, tüm bölgeyi tehdit ettiğini belirten Armağan, “AKP’li Belediye Başkanı Mustafa Allar ile görüştüm, AKP Bolu Milletvekili Yüksel Coşkunyürek ile görüştüm ancak sorun çözülmedi. Ardından biz direnişe başladık ve bugüne kadar geldik, resmi süreçlerde atmadığımız adım kalmadı. Vermediğimiz dilekçe kalmadı, bazı dilekçelerimiz yok edildi. Bizim sorunumuzun neden çözülmediğini biz çok iyi biliyoruz. Sanayiciler iktidara yakın insanlar. Deri OSB ve Karma OSB'deki firmaların yetkilileri AKP’li isimlerden oluşuyor. Biz çözüm bulunmasını istiyoruz. Gerede Çayı’nda kirliliğinin çıplak gözle görülebilmesine, burunla koklanabilmesine ve bilimsel analizlerle ortaya konulmasına karşın, sorumlu olanlar üstünü kapatıyor. Şu anda Gerede Çayı’nda ‘çok kirli su’, 288 km kat ederek Eskipazar, Çerkeş, Ovacık, Karabük, Yenice ve Çaycuma’dan geçip Filyos’tan Karadeniz’e dökülüyor. Biz bu kirliliğin bir an önce durmasını istiyoruz.” dedi.
Avukat Okumuşoğlu: "Bu Somut Bir Çevre Felaketidir, Faaliyetler Durdurulmalı!"
Yöre halkının avukatlığını üstlenen Avukat Yakup Şakip Okumuşoğlu ise meselenin sadece ceza kesmekle çözülemeyeceğini vurguladı. Devletin kirliliği bizzat tescillediğini belirten Okumuşoğlu, "Gerede Çayı’nda yaşanan kirlilik artık soyut bir iddia değil, idarenin bizzat kendi denetim ve yaptırım işlemleriyle de kabul ettiği somut bir çevre felaketidir. Bakanlık/İl Müdürlüğü tarafından gece-gündüz denetim yapıldığı, numune alındığı, analizler sonucunda Cumhuriyet Başsavcılığı'na suç duyurusunda bulunulduğu ve idari yaptırımlar uygulandığını açıklamaktadır. Bu açıklama 'bu çevre felaketi engellenene kadar faaliyetin durdurulmasını' isteyen yurttaşların talebinin ne kadar haklı olduğunu bir kez daha açıkça göstermektedir. Ancak mesele yalnızca ceza kesmek ya da suç duyurusunda bulunmakla çözülmemektedir. Gerede Çayı hâlâ kirlenmeye devam ediyorsa, idarenin görevi kağıt üzerinde işlem tesis etmekle sınırlı kalamaz. 2872 Sayılı Çevre Kanunu’nun 8. maddesi kirletmeyi yasaklamakta, 15. maddesi ise çevre ve insan sağlığı bakımından tehlike yaratan faaliyetlerin gerektiğinde durdurulmasını öngörmektedir. Nitekim dava dosyasında da bu kirliliğin yıllardır sürdüğü, para cezalarının kirletici faaliyetleri durdurmaya yetmediği için Çevre Kanunu'nun ilgili bu maddeleri gereği faaliyetin durdurulması yönünde karar verilmesi talep edilmiştir. Bugün Gerede Çayı’na bakıldığında sorun şudur: İdare artık kirliliği tespit ettiğini söylüyor; o halde hukuken ve vicdanen bir sonraki adım, kirlenmeye neden olan deşarjlar fiilen sona erinceye kadar etkili durdurma tedbirlerinin uygulanmasıdır. Aksi halde denetim yapılmış, ceza kesilmiş, suç duyurusu yapılmış olması Gerede Çayı’nın akmaya devam eden zehrini ortadan kaldırmaz; çevre hakkı da ancak sonuç doğuran, kirlenmeyi gerçekten durduran idari işlemlerle korunabilir. Kanunun amacı da çevreyi korumaktır, para cezası kesmek değil." ifadelerini kullandı.