MAHFİ
MAHFİ
Giriş Tarihi : 26-10-2017 14:21

Bu Vatan Böyle Kurtuldu

Şerife Bacı’nın hikayesi…

Yıl 1921, Aralık ayında kar birdenbire bastırmış, Küre ve Ilgaz dağlarından geçen İnebolu-Ankara yolu kapanmıştı. Cepheye giden nakliye kolları geceye kalmadan yakın köy ve hanlara sığınmışlardı…

O’nu 16 yaşında evlendirmişlerdi… Düğünden iki ay sonra savaş patlak verdi. Kocasını askere aldılar. 6 ay sonra da ölüm haberi geldi. Kimsesizdi, hiçbir geliri yoktu. “Bu tazeliğiyle yapayalnız durması yakışık almaz” diyen köyün yaşlıları, onu bir savaş gazisi olan Topal Yusuf ile evlendirdiler…

Üç yıl sonra Şerife Gelin’in bir kızı oldu. Küçük kıza Elif adını koydular. Komşular o günlerin salgın hastalıkları yüzünden anası ölen, yetim kalan, anasütü ememeyen hangi çocuk varsa, Şerife Gelin’e getiriyorlar; Köyün yetimlerini hep o emziriyordu. Belki de bunlar çile günlerinin tabii bir yansıması idi.

Seydiler köyünde yetimlerin tamamı süt kardeşi, Şerife Gelin de süt anası olmuştu… Evdeki işlerle birlikte dışarı işlerini de Şerife gelin yapardı. Öküzlerle çift sürmek, eşekle dağdan odun getirmek, orakla ekin biçmek, döğen sürmek hepsi hepsi Şerife Gelin’i gözlüyordu. Kocası Topal Yusuf’un savaşta sol bacağı kopmuş, yakınında patlayan bomba bir gözünü kör etmişti… Kulaklarının duyması ise günden güne ağırlaşıyordu. Bu haliyle onun iş yapması zaten mümkün değildi. Günlük işlerini ve hizmetini de Şerife Gelin yapıyordu.

Kurtuluş Savaşı’nın cepheleri genişledikçe cephane ihtiyacı artıyor, cephelerden Millî Müdafaa Vekâleti’ne kumandanların gözyaşları ile yazılmış acı telgraflar çekiliyor, yalvaran dille yazılmış cephane talepleri birbirini kovalıyordu. Bu arada İstanbul’dan, düşman işgalindeki depolardan kaçırılan silâh ve cephane; geceleri kayıklar ve motorlarla İnebolu’da kıyıya çıkarılıyor, önce ambarlara taşınan emanetler, hareket eden ilk vasıtalarla Kastamonu üzerinden Ankara’ya gönderiliyordu.

İnebolu-Ankara arasındaki nakliyat işleri, ağırlaşan kış şartlarının eklenmesiyle güçlükle yürüyor, ulaşımda ciddî gecikmeler meydana geliyordu. Yolculuğun zor kısmı, İnebolu’nun İkiçay’dan Çatalçeşme’ye kadar olan bölümüyle Topçuoğlu, Kayguncak, Küre-Ecevit yokuşlarıydı. Bu bölgelerin çamurunu aşmak, arabacılar için ölüm sayılırdı. Yokuş başlarında bütün arabalar çiftleniyor, yani yokuşlar, bir arabadan çıkarılan çift at, diğer arabanın ok başına takılarak aşılabiliyordu. Kısacası her türlü engel, fedakârane yardımlarla geçiliyordu.

Ilgaz Dağı

1921’in Kasım ayı başlarıydı. İnebolu’ya gelen motor ve vapurlarla sahile büyük miktarda topçu ve piyade cephanesi çıkarılmış, boşalan ambar ve depolar yeniden dolmuştu. İnebolu ve Kastamonu bölge kumandanları, mülkî makamlarla işbirliği yaparak, karlı dağların, çabuk hareket edilip yollar kapanmadan aşılmasını, cephanenin zamanında gönderilmesini emrediyordu. Bu emir bütün karakollara bildirildiğinden, jandarma ve bekçiler köylere dağılarak talimatı yaydılar. İnebolu-Ankara yolu, kısa sürede binlerce araba ve kağnıyla dolmuştu.

Akşam üzeri köyde tellal bağırıyordu.

“– Eyyyyy ahali! Duyduk duymadık demeyin. Cuma günü her haneden bir kağnı, İnebolu’ya yük taşımak üzere gidecektir”… Aynı tellal bir daha, bir daha olmak üzere 3 sefer bağırdı. Üç sefer aynı şeyin bağrıldığı pek vaki değildi. Demek ki konu olağanüstü bir önem arzediyordu.

Herhangi bir sebeple tellal bağırmışsa, o akşam konunun görüşülmesi için köy odasında toplantı yapılırdı. Akşam yapılan toplantıda Muhtar şu açıklamayı yaptı:

– Komşular! İnebolu’ya getirilen cephane ve top mermilerinin cepheye taşınması için bütün çevre köylere görev verilmiş. Adına ister imece, ister salma, ister başka birşey deyiniz; taşıma işi muhakkak halledilecekmiş. Bizim köyün taşıma sırası Cuma günü olarak bildirildi. O gün, İnebolu’dan 80 kağnı cephane yüklenerek Kastamonu’ya doğru yola çıkmamız gerekiyor. Herkes hazırlığını buna göre yapsın. Muhtar, bir de liste hazırlamıştı. Listeyi baştan sona okudu. Sonra da:

– Burada olanlar olmayanlara haber versin, dedi.

Toplantıda sekiz isim yoktu. Bunlar adına da zaten kadın veya çocuk yaşta gençler gidecekti. O akşam köy bekçisi sekiz kişinin evini dolaşıp yola ne zaman ve nasıl çıkılacağını bildirdi. Şerife Gelin de bunlar içerisinde idi.

Tarih, 1921 yılının son günleriydi. Birdenbire bastıran kar yolları kaplamıştı. Sıra ile cephaneler yüklendi. Yüklemesi yapılan kağnı yola çıkıyordu. Şerife Gelin, köyde bakacak kimsesi olmadığı için Elif’i yanına almıştı. Şerife Gelin’in kağnısına top mermileri yüklendi, yol verildi… Şerife Gelin, İnebolu çıkışında kağnıyı durdurdu. Oraya kadar sırtında taşıdığı kızı Elif için top mermilerinin arasında bir yer ayarladı. Tek korunma aracı yün yorganını da top mermilerini ve kızını yağıştan korusun diye, kağnı üzerine örttü. Sonra tekrar kağnı başına geçip “Bismillah” diyerek öküzleri çekmeye başladı.

Bu görevi onlarca köy, binlerce kağnı yaptığı için yol güvenliği konusunda bir sorun yoktu. Soğuğa karşı korunaklı oldun mu tamam! Hele hele öküzlerin iyi ise, işin kolay! Şerife Gelin, öküzleri çekiyor, kar ise yağıyor, yağıyordu. Kağnı tekerleri karla karışık çamurlu yollarda makamsız bir gıcırtıyla ilerliyordu. Şerife Gelin’in bir korkusu vardı. Ama aklına bile getirmek istemiyor; azimle, hırsla kağnı arabasının önünden tüm engelleri delercesine yürüyordu. İçten içe dua etmeyi de ihmal etmiyordu. Bu halde epeyce yol aldıktan sonra kağnı birden durdu. Evet kara öküz yürümüyordu. Her zamanki huyu idi. Zorlamaya, yüke hiç gelemezdi. Şerife Gelin yuları asıldı. Hayır! Gelmiyordu. Öküzün ardına geçip “Gâh!” dedi. Üvendire ile dürttü. Kara öküz biraz yürüyüp tekrar durdu. Bir saat kadar önce yağan kar durmuş, hava soğumaya başlamıştı.

– Kurbanın olayım kara tosun, beni perişan etme. Haydi n’olur yürü.

Kara öküz az daha yürüyüp boynunu eğdi, eğdi. Sonra olduğu yere gürpüden çöküverdi.

Şerife gelin:

– Eyvahhh! Ne yapacağım ben şimdi!? diyerek tekrar kara öküzün yanına vardı. Yalvarırcasına başını okşadı. Titreyen sesiyle:

– Haydi kara tosunum. N’olur yatma kalk. Boyunduruğa ben de koşulayım. Yeter ki sen yatma. Kara öküz nice zorlamayla yerinden kalktı. Boyunduruğu kaldıramaz gibi boynunu yere eğiyordu. Bereket öbür eşi sarı öküz güçlü idi; zaten kağnı buraya kadar onun sayesinde gelebilmişti. Şerife Gelin, öküzlerin yularını arabanın okuna taktı. Kaç defa kara öküz yatmış, kaç defa boyunduruğu Şerife gelin göğüslemiş, bunların artık sayısını unutmuştu… Ne kadar yol aldığını ise hiç bilmiyordu.

Şerife Gelin’in karnı açtı. Lâkin açlığı dert etmiyordu. Biricik Elif’i aklına geldi. Tabii ki O’nun da karnı zil çalıyordu. “Elif’imi azıcık emzirebilseydim” dedi. Elif uyuyordu; zaten uyansa da bu soğuk havada emzirilmezdi.

Soğuk, dondurucu bir hal aldığı için yorganı Elif kızın ve top mermilerinin üstüne iyice sıkıştırdı. Şerife Gelin’in esas korkusu, top mermilerinin göçüp kaymasıydı. Bu halde zaten Elif kız ezilirdi. Tekrar aceleyle arabanın önüne koşup, öküzleri çekmeye başladı. Nice öne geçenler uzaklaşıp görülmez olmuş, nice arkada kalanlar Şerife Gelin’e yetişmiş, geçip gitmişlerdi. Kimse kendisine zimmetlenen cephaneyi yerine teslim etmekten başka bir şey düşünmüyordu. Şerife Gelin’in çektiği kağnı tekrar durdu. Kara öküz yine yürümüyor, başını geri geri asılıyordu. Şerife Gelin iyice üşümüş, titriyordu.

Tipi o kadar artmıştı ki, ilerleyemiyorlardı. Durmanın ölüm olduğunu bildiğinden ilerlemeye çalışıyor, fakat elinin, ayağının uyuşmaya başladığını hissediyordu. Aniden karlar içine yuvarlandı. Yıkıldığı yerden kalkabilmek için uzun süre çabaladıktan sonra kendini güç-belâ kağnının üzerine attı. Tatlı bir uykunun etkisine girmişti, bedeninin varlığını hissetmiyordu. Sonunda bütün ışıklar söndü, her şey karanlığa gömüldü.

Gerisi Genelkurmay Başkanlığı kayıtlarından: O gece kar tipisine rağmen sabaha kadar yürüyen ve kışlanın kapısına kadar gelebilen cephane yüklü kağnı arabasının, her nasılsa kafilesinden ayrı olarak, genç bir kadının kışlaya kadar gelebildiği, şehre girmek nasip olmadan şose kenarında sabaha karşı donduğu anlaşılmıştı.

Arabasındaki kıymetli yükün üstüne yorganını örten bu kadının bir elinde övendere olduğu halde, kollarını açarak yorganının üzerine dayanarak kaldığı, görevliler tarafından görülmüştü.

İki çavuş, genç kadının ölüsünü kaldırıp götürecekleri sırada yorganın altından birden bire çığlık kopararak ağlayan bir çocuğun feryadını duyunca şaşırmışlar ve şehit anayı bir yana bırakarak hemen yorganı kaldırmışlardır.

Gördükleri, otlarla sarılmış top mermileri arasında birleştirilmiş çulların içinde kundaklı bir kız çocuğunun donmaktan kurtulduğu ve müdahale üzerine uyanarak meme için ağlamaya başladığıdır. Cephane ve yavrusu yoluna kendini feda eden bu kahraman anayı arabaya yerleştiren çavuşlar ağlayarak, gün doğarken yola koyuldular.

Öküzler aç ve zayıf olduklarından arabayı çekemediler, bu yüzden çavuşlar öküzlere yardım ettiler. Bu kutsal yükü tümen karargahının önüne çektiler.

Şehit kadını alaca önlüğünden ve başındaki benli örtüsünden keşfettiler. Seydiler köyünden hemşerilerine gösterdiler, onlar da ana ve çocuğu alarak köylerine götürdüler.

Şerife Bacı gibi, adları sanları belirsiz ne analar, babalar ve yavrular vardır ki cephane taşırken yol boylarında şehit olmuşlardır. Milli Mücadele işte bu onurlu kararlılığın adıdır…

Bütün şehitlerimizi rahmet ve minnetle anıyoruz.

29 Ekim Cumhuriyet Bayramınız kutlu olsun. Bu Vatan Böyle Kurtuldu…

NELER SÖYLENDİ?
@
MAHFİ

MAHFİ

DİĞER YAZILARI Atatürk'ün Devlet Adamlığı 14-11-2018 13:21 Bir Köpeğin Sadakat Hikayesi 06-03-2018 13:06 Lanet Olsun 02-03-2018 13:39 Sen Herkesi Kör Alemi Sersem mi Sanırsın? 17-02-2018 09:07 Beynimdeki Putlar 12-02-2018 21:28 Şeriat, Tarikat ve Hakikat 03-02-2018 14:42 Siyasette Nezaketi Unuttuk! 22-01-2018 11:45 Eğitimde Motivasyon ve Odaklanma Sorunu 18-01-2018 10:42 Beyin Gücü Ve Plesebo Etkisi 13-01-2018 16:02 Yalnızlığın Erdemliliği 12-01-2018 10:19 BAĞNAZLIK VE YOBAZLIK 08-01-2018 17:17 MARKA ÇILGINLIĞI 02-01-2018 10:50 Musul Meselesi-2 ve Kürdistan Sorunu 25-12-2017 17:11 Hayaller Ve İdealler Üzerine 23-12-2017 09:42 Musul Meselesinin Perde Arkası-1 18-12-2017 10:07 İSRAİL,LOZAN VE BARZANİ 11-12-2017 09:37 Türk Milletinin Bozulan Fabrika Ayarı 09-12-2017 11:04 İllüminati'nin Ölüm Tohumları 05-12-2017 10:02 OYUN İÇİNDE OYUN (Gündeme Dair) 02-12-2017 10:40 Bilinçli Anne Baba Olmak 29-11-2017 15:54 ATATÜRK'Ü ANLAMAK 24-11-2017 12:27 İsyanım Var 22-11-2017 10:43 Taraf Olmayan Bertaraf Olur 20-11-2017 10:45 ATATÜRK VE ŞIH 13-11-2017 13:17 Atatürk'ün Ölümünde Mason Parmağı 10-11-2017 13:54 Mehdi,Mesih ve 3.Dünya Savaşı 06-11-2017 09:32 Kafeterya Çılgınlığı 04-11-2017 11:39 Atatürk'ün Türk Kadınının Faziletine Verdiği Değer 31-10-2017 13:22 Bu Vatan Böyle Kurtuldu 26-10-2017 14:21 Bize Benzeyip Bizden Olmayanlar 23-10-2017 09:36 NUR'U MUHAMMED'İ 13-10-2017 10:56 Gümrükçülere Gözdağı Operasyonu 09-10-2017 14:29 Adaletsizliğe Gözyummak 09-10-2017 10:33 Burnundan Kıl Aldırmayanlar 06-10-2017 11:59 BARZANİ VE YAHUDİLER 02-10-2017 10:41
NAMAZ VAKİTLERİ
PUAN DURUMU
  •   Takım P O
  • 1 Sivasspor 21 11
  • 2 Fenerbahçe 20 11
  • 3 Trabzonspor 19 11
  • 4 Alanyaspor 19 11
  • 5 İstanbul Başakşehir 19 11
  • 6 Galatasaray 19 11
  • 7 Yeni Malatyaspor 18 11
  • 8 Beşiktaş 18 11
  • 9 Gaziantep FK 15 11
  • 10 Çaykur Rizespor 14 11
  • 11 Göztepe 13 11
  • 12 Konyaspor 13 11
  • 13 Kasımpaşa 12 11
  • 14 Denizlispor 11 11
  • 15 Antalyaspor 11 11
  • 16 Gençlerbirliği 10 11
  • 17 MKE Ankaragücü 9 11
  • 18 Kayserispor 7 11
HAVA DURUMU
Gazete Manşetleri
Yol Durumu
E-GAZETE
Survivor'da Sigara içerken Kameralara Yakalandı !
ANKET OYLAMA TÜMÜ
GÜNÜN KARİKATÜRÜ
Survivor'da Sigara içerken Kameralara Yakalandı !
E-Bülten Kayıt
ARŞİV ARAMA