MAHFİ
MAHFİ
Giriş Tarihi : 08-01-2018 17:17

BAĞNAZLIK VE YOBAZLIK

1958 yılında ABD’de bir öğretmen dergisinde Alexander Calandra imzalı bir yazı yayınlanır:

Bir fizik hocası ile öğrencisi sınav sorusuna verilen cevap hakkında anlaşmazlığa düşerler ve tecrübeli öğretmen Calandra’nın hakemliğine başvururlar.

Soru şudur:

“Bir binanın yüksekliğini bir barometrenin yardımı ile nasıl bulursunuz?”

Öğrenci de bu soruya cevaben “Barometreye bir ip bağlar, binanın çatısından aşağı sarkıtır ve barometrenin yere değdiği noktada ipi ölçerim” yazar.

Tabii ki öğretmenin beklediği yanıt bu olmasa da binanın yüksekliğinin bu yöntemle ölçülebilirliği de ortadadır.

Calandra tartışmayı uzatmamak için öğrenciden hemen o anda bu soruyu başka bir yanıt ile cevaplamasını ister.

Öğrenci bu kez:

“Ama bir tek yanıt yok ki, pek çok yöntem var” diye cevap verir.

Calandra “Peki” der. “Düşünebildiğin kadar yanıt ver o zaman. Ama mümkünse cevapların en az birinden fizik çalışmış olduğunu anlayalım.

Öğrencinin ilk cevabı şöyle olur:

“Barometreyi çatıdan aşağı bırakırsınız ve bir kronometre ile kaç salisede yere çarptığını hesaplayıp x=0.5*a*t^^2 formülü ile yüksekliği bulursunuz.”

Beklenen cevap bu olmasa da cevap fizik bilgisi içermektedir.

Öğrenci cevaplarını sıralamayı sürdürür:

“Güneşli bir günde barometreyi dik tutup gölgesini ölçersiniz ve sonra da binanın gölgesini ölçüp orantıyı barometrenin yüksekliği ile çarparsınız”

Bu cevap da doğrudur

Öğrencinin üçüncü cevabı da şu olur: “Merdivenleri çıkarken duvar boyunca barometrenin yüksekliğini defalarca işaretleyerek çıkar ve işaret sayısı ile barometrenin yüksekliğini çarparsınız”

Bu da doğrudur elbette ama dördüncü cevap öğretmenlerin küçük dillerini yutmalarına neden olur; çünkü yanıttan öğrencinin fiziği çok iyi bildiği anlaşılmaktadır.

“Küçük bir ipe bağladığınız barometreyi önce yerde sonra da çatıda sallar ipin uzunluğu ve sallanma periyodları arasındaki farklarla Newton’un g katsayısını hesaplar iki g katsayısı arasındaki farktan binanın yüksekliğini hesaplayabileceğiniz oranı bulursunuz”

Söylenecek bir şey kalmamıştır, öğrencinin sınıfı geçtiği açıktır.

Öğrenci yarattığı etki ile gülümser ve der ki: “Ama bence yapılacak en doğru şey kapıcıya gidip barometreyi hediye edip karşılığında binanın yüksekliğini söylemesini istemekten ibarettir.”

Hep beraber gülmeye başladılar.

Calandra hayranlıkla sorar öğrenciye:

“Peki, öğretmeninin senden beklediği cevabı da biliyor musun?”

Öğrenci alaylı bakışlarla cevap verir:

“Evet, çatıda ve yerde hava basıncını ölçerek aradaki farktan hesaplamamız gerekiyor yazmamı bekliyordu”

Calandra merakla şu soruyu sorar: “Peki madem istenilen cevabı biliyordun, neden yazmadın? “

Öğrenci omuzlarını silkerek şöyle der:

“Çünkü dar kafalılıktan bıktım!”

***

Yaşamı tek bilinmeyenli bir denklem gibi ele almak, altı boş, kulağa hoş sloganlarla konuşup, zamana göre kendini geliştirmeyen, saplantı slogan hükümlere göre yaşamak ve mevzi alıp dayatmaya çalışmak kolaycılığı hiç kimseyi ve de toplumları bir yere götürmez.

Sormayan, sorgulamayan ve bize dayatılan bilgilerin doğru olduğuyla yetinmemiz istenilen bir toplum olduk.

Peki ama neden böyleyiz?

Acaba din istismarının bu konuyla bir ilgisi var mı?

Elbetteki neden olmasın.

Emperyalizmin o dönemki sözcüsü Winston Churchill diyorki:

‘Türkleri savaşarak, asker ve silah kullanarak asla yenemezseniz. Türkleri din adamlarını ele geçirip onları kullanın. Onlar devleti yıkarlar.’

Gene Churchill diyor ki: ‘Bu Kur’anı Türklerin elinden almadan onlarla baş edemeyiz. Bunun yoluda Kur’anı rafa kaldırmalarını sağlamaktır’ diyor.

Bu sistematik bir plan haline getirildi. Bizi sahte din adamları ile bağnazlığa ve yobazlığa mahkum ettiler.

Bu nedenle cehaletle ve taassupla mücadele etmek zorundayız.

Kitap okumuyoruz, düşünmüyoruz ve sorgulamıyoruz.

Ülkemiz ‘aklı inançtan ve bilimi dinden’ ayırma sürecini Atatürk devrimleriyle yasaklamıştır. Atatürk’ün en büyük mücadelesi bağnazlık ve yobazlık olmuştur.

Atatürk; Türkiye dervişler ve şeyhler ülkesi olamaz, demiştir. Zira daha o dönemde bile sahte dervişler halkı sömürmekte ve bu işi din adı altında bir gelir kapısı haline getirmiştir.

Hani hep denir ya Atatürk harf devrimiyle bir gecede halkı cahil bıraktı diye. Buna neremle gülsem bilemiyorum. Peki harf devrimi yapılmadan önce halkın kaçta kaçı Osmanlıca biliyordu ya da Arapça’ya hakimdi biliyor musunuz? Yüzde 3 ya var ya da yok.

Osmanlıca zaten o kadar ağır bir dildi ki kimse öğrenemiyordu. Zaten okula mektebe gidebilmek Anadolu’da nasıl mümkün olsun. Yahu İstanbul’dan başka yerde üniversite seviyesinde okul mu vardı? Medreselerde fen ve matematik öğretiliyor muydu? Fatih dönemindeki medrese anlayışı mı kalmıştı? Vardı da neden gelişmiş modern silahlar yapılamıyordu? En basit bir matbaanın dahi ülkemize gelişi 3 asır bağnaz din adamları yüzünden geçikmedi mi? Gerekçe neymiş biliyor musunuz? Hattatlar para kazanamazmış…

Mış mış da mış mış…

Hayır bu gerekçenin arkasında insanların okur yazar olmasını ve aydın olmasını engelleme çabası vardı. Kitaplar matbaada basılır Kur’an gene elle yazılabilirdi.

Din istismarcıları Osmanlı’nın teknik anlamda geri kalmasına neden oldu. Osmanlı’da, bu manada, din adamları yıkılışın alt yapısını hazırlamıştır, dersek yerinde bir ifade olur.

İnsanlığın en büyük düşmanı bağnazlık ve yobazlıktır.

Sahte şeyhler ve sahte dervişler bizi uçurumun dibine götürmektedir.

Biz Atatürk olmasaydı Kur’anın içinde ne yazdığını bile bilemezdik.

Sahtekarın biride çıkar Kur’an adına yalan söylerdi.

Gerçi değişen ne varki? Bir maun suresinin anlamını dahi bilmiyoruz.

Maun suresi yobazları ve sahtekarları muhatap alarak şöyle der:

1. Gördün mü, o hesap ve ceza gününü yalanlayanı! 2, 3. İşte o, yetimi itip kakan, yoksula yedirmeyi özendirmeyen kimsedir. 4. Yazıklar olsun o namaz kılanlara ki,

5. Onlar namazlarını ciddiye almazlar. 6. Onlar (namazlarıyla) gösteriş yaparlar. 7. Ufacık bir yardıma bile engel olurlar.

Türk halkının en büyük sorunu halen daha dar fikirli bağnaz ve yobaz Fetö gibi sahte din adamlarına inanmasıdır. Yeterince araştırmıyoruz ve sahtekarlara inanıyoruz. Bağnazlık ve yobazlık bizi teknolojik olarak da geri bıraktı.

Elbette ki tek faktör bu değil ama baş faktör bana göre budur.

Sahi Kur’anın ilk emrini hala bilmeyen var mı?

ALAK SURESİ 1. AYET: OKU,YARADAN RABBİNİN ADIYLA OKU

Evet, ilk ayet OKU diye emir kipinde hitap eder. Okumak, araştırmak ve aydınlanmak Yüce Kitabımız Kur’anı Kerim’in ilk emridir.

Okuyan, araştıran ve sorgulayan insan Kur’an’a da uygun yaşayan insandır. Kur’an yobazlığı ve bağnazlığı ise yasaklamıştır. Kur’anda en çok tekrar eden ayetleri nedir bilirmisiniz? Ey akıl sahipleri düşünmez  misiniz ayeti kur’anda en çok tekrar edilen ayetlerden biridir.

Eğer bir toplumu kendinize esir etmek isterseniz halkını cahil bırakmalısınız vesselam…

Ey millet!

Her gördüğün takkeliyi hoca, her gördüğün sakallıyı da derviş sanma. Bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olma. Her söylenene de körü körüne inanma. Bu millet ne çektiyse sahte hacı-hocalardan çekmiştir.

Esen Kalın…

NELER SÖYLENDİ?
@
MAHFİ

MAHFİ

DİĞER YAZILARI Atatürk'ün Devlet Adamlığı 14-11-2018 13:21 Bir Köpeğin Sadakat Hikayesi 06-03-2018 13:06 Lanet Olsun 02-03-2018 13:39 Sen Herkesi Kör Alemi Sersem mi Sanırsın? 17-02-2018 09:07 Beynimdeki Putlar 12-02-2018 21:28 Şeriat, Tarikat ve Hakikat 03-02-2018 14:42 Siyasette Nezaketi Unuttuk! 22-01-2018 11:45 Eğitimde Motivasyon ve Odaklanma Sorunu 18-01-2018 10:42 Beyin Gücü Ve Plesebo Etkisi 13-01-2018 16:02 Yalnızlığın Erdemliliği 12-01-2018 10:19 BAĞNAZLIK VE YOBAZLIK 08-01-2018 17:17 MARKA ÇILGINLIĞI 02-01-2018 10:50 Musul Meselesi-2 ve Kürdistan Sorunu 25-12-2017 17:11 Hayaller Ve İdealler Üzerine 23-12-2017 09:42 Musul Meselesinin Perde Arkası-1 18-12-2017 10:07 İSRAİL,LOZAN VE BARZANİ 11-12-2017 09:37 Türk Milletinin Bozulan Fabrika Ayarı 09-12-2017 11:04 İllüminati'nin Ölüm Tohumları 05-12-2017 10:02 OYUN İÇİNDE OYUN (Gündeme Dair) 02-12-2017 10:40 Bilinçli Anne Baba Olmak 29-11-2017 15:54 ATATÜRK'Ü ANLAMAK 24-11-2017 12:27 İsyanım Var 22-11-2017 10:43 Taraf Olmayan Bertaraf Olur 20-11-2017 10:45 ATATÜRK VE ŞIH 13-11-2017 13:17 Atatürk'ün Ölümünde Mason Parmağı 10-11-2017 13:54 Mehdi,Mesih ve 3.Dünya Savaşı 06-11-2017 09:32 Kafeterya Çılgınlığı 04-11-2017 11:39 Atatürk'ün Türk Kadınının Faziletine Verdiği Değer 31-10-2017 13:22 Bu Vatan Böyle Kurtuldu 26-10-2017 14:21 Bize Benzeyip Bizden Olmayanlar 23-10-2017 09:36 NUR'U MUHAMMED'İ 13-10-2017 10:56 Gümrükçülere Gözdağı Operasyonu 09-10-2017 14:29 Adaletsizliğe Gözyummak 09-10-2017 10:33 Burnundan Kıl Aldırmayanlar 06-10-2017 11:59 BARZANİ VE YAHUDİLER 02-10-2017 10:41
NAMAZ VAKİTLERİ
PUAN DURUMU
  •   Takım P O
  • 1 Alanyaspor 17 8
  • 2 Trabzonspor 15 8
  • 3 Fenerbahçe 14 8
  • 4 İstanbul Başakşehir 14 8
  • 5 Galatasaray 13 8
  • 6 Sivasspor 12 8
  • 7 Konyaspor 12 7
  • 8 Gaziantep FK 11 8
  • 9 Antalyaspor 11 8
  • 10 Yeni Malatyaspor 10 7
  • 11 Göztepe 9 8
  • 12 Beşiktaş 9 8
  • 13 MKE Ankaragücü 9 8
  • 14 Denizlispor 8 8
  • 15 Kasımpaşa 8 8
  • 16 Çaykur Rizespor 8 8
  • 17 Gençlerbirliği 6 8
  • 18 Kayserispor 4 8
HAVA DURUMU
Gazete Manşetleri
Yol Durumu
E-GAZETE
Survivor'da Sigara içerken Kameralara Yakalandı !
ANKET OYLAMA TÜMÜ
GÜNÜN KARİKATÜRÜ
Survivor'da Sigara içerken Kameralara Yakalandı !
E-Bülten Kayıt
ARŞİV ARAMA