KARABÜK

44 Bin Ak Parti Üyesini yok mu Sayalım!

Sait Alıcı dan 44 bin Karabük'teki Ak Parti Üyesini yok mu sayalım makalesi.

Abone Ol

Karabük Ticaret ve Sanayi Odası seçimlerine az bir süre kala bir yandan meclis üyesi olmak isteyen adaylar bir bir ortaya çıkarken kamuoyunu da iyice meşgul etmeye başladı.

Bir tarafta meclis üyesi olmak isteyen adaylar birer birer ortaya çıkıyor, diğer tarafta seçim atmosferi giderek ısınıyor.
Kamuoyunun ilgisi de doğal olarak Ticaret ve Sanayi Odası seçimlerine çevrilmiş durumda.
Biz de Karabük Ticaret ve Sanayi Odası’na kayıtlı, seçimlerde oy kullanacak dört basın kuruluşundan biri olarak bu sürecin dışında kalmayı değil, fikrimizi açıkça ortaya koymayı tercih etmeye devam ediyor
Dedik ki;
“Dışarıdan herkes gazel okumasın. 24 meclis üyesini seçecek olan üyeler konuşsun.”
Aday olmak isteyenler ortaya çıksın.
Neden aday olduklarını anlatsın.
Ne yapmak istediklerini söylesin.
Hangi projeleri hayata geçireceklerini anlatsın.
Mevcut Yönetim Kurulu ve Meclis üyeleri de ortaya çıkıp hesap versin.
Bugüne kadar aldıkları görevi ne kadar yerine getirdiklerini anlatsınlar.
Üyeler için ne yaptıklarını, neyi yapamadıklarını açıkça ortaya koysunlar.
Son sözü de yaklaşık 2 bin 400 üye söylesin.
İster mevcutların devamı yönünde oy kullansınlar, ister yeni isimlere kapı açsınlar.
Çünkü bu oda onların odasıdır.
Sandık da onların sandığıdır.
Bir kereliğine diye oturduğu koltuklara yapışmasınlar bu görevleri yapmak isteyen başka meslektaşlarının önünü açsınlar.
Bizim söylediğimiz bundan ibaretti.
Ama ne oldu?
Aman Allah’ım!
Sanki memlekette başka mesele kalmamış gibi birileri hemen sosyal medyada sahne aldı.
Mikserlik…
Trollük…
Klavye delikanlılığı…
Ona buna çamur atma…
Ağza geleni yazma…
Söylenmeyeni söylenmiş gibi gösterme…
Ve en önemlisi de kaostan beslenme…
Bir anda hepsi devreye girdi.
GAZETECİLİK ELEŞTİRMEK DEĞİL Mİ?
Neymiş efendim?
“Siyaset bulaşmasınmış.”
“AK Parti karışmasınmış.”
Biz AK Parti lehine yazıyormuşuz!
İş bununla da kalmadı.
Mevcut Yönetim Kurulu Başkanı Fatih Çapraz’ın çok temiz, iyi ve düzgün bir insan olduğu bazı şakşakçılarca yazılıp çizilmiş; bizim de onu hedef aldığımız ima edilmiş.
Bir başka yorumda ise AK Parti’nin önceki il başkanlarından Ömer Ayar’ın kendi grubunda meclis üyesi adayı olduğunu üyelere açıklayarak oy istediğini yazmamızdan hareketle, bizim Ömer Ayar’ı işaret ettiğimiz sonucuna varılmış.
Hatta kendilerince bir hükme bile varmışlar: “Ömer Ayar başkan olmalı…”
Bunu nerede söyledik?
Hiçbir yerde.
Ama olsun!
Söylenmeyeni söylemiş gibi göstermek, bazıları için tartışma çıkarmanın en kolay yolu.
Oysa ortada son derece basit bir gerçek var:
Ömer Ayar da yaklaşık 2 bin 400 üyeden biri.
İş aş kapısı olmaya baktığında çalıştırdığı yüzden fazla insan ile mevcut başkandan daha fazla çalışanı var.
Dolayısıyla diğer üyeler gibi onun da seçme ve seçilme hakkı var.
Bu kadar basit.
YA PEKİ 44 BİN İNSAN NE OLACAK?
Asıl mesele tam burada başlıyor.
“Siyaset bulaşmasın.”
“AK Parti karışmasın.”
“Eski bir AK Parti il başkanının adı neden Ticaret ve Sanayi Odası Başkanlığı için geçiyor?”
İyi de…
Bu nasıl bir talep?
Karabük’te on binlerce insan AK Parti üyesi.
Kamuoyuna yansıyan resmi verilere göre Karabük’te AK Parti’nin yaklaşık 43 bin 580 kayıtlı üyesi bulunuyor.
Şimdi ne yapacağız?
Bu insanlara;
“Sen AK Parti üyesisin, Ticaret ve Sanayi Odası’na aday olma” mı diyeceğiz?
“Esnaf odasına aday olma” mı diyeceğiz?
“STK yönetiminde görev alma” mı diyeceğiz?
“Hayatın içinde görünme” mi diyeceğiz?
Hatta işin sonu neredeyse;
“Oy bile kullanma” noktasına mı gelecek?
Öyle mi?
İyi de 44 bin insanı yok mu sayalım!
SİYASET HAYATIN DIŞINDA BİR ADA DEĞİLDİR
Elbette siyasi parti üyesi olan insanlar da hayatın içerisinde olacak.
Sanayici ve tüccarsa Ticaret ve Sanayi Odası’na üye olacak.
Esnafsa esnaf odasına üye olacak.
Başka bir meslek kuruluşunun mensubuysa orada faaliyet gösterecek.
Üye olduğu kurumun yönetimine aday olacak.
Seçecek.
Seçilecek.
Çünkü siyaset, insanların hayatlarının dışında tutulabilecek steril bir alan değildir.
İnsanlar siyasi tercihlerini, dünya görüşlerini ve sosyal kimliklerini hayatın farklı alanlarında taşıyabilirler.
Burada yapılması gereken insanlara;
“Hangi partilisin?” diye sormak değildir.
Sorulması gereken; “Bu oda için ne yapacaksın?” sorusudur.
Bizim söylediğimiz de tam olarak budur.
FATİH ÇAPRAZ’I MI HEDEF ALDIK?
Gelelim bir başka iddiaya…
Ben üç şirketimle Karabük Ticaret ve Sanayi Odası’nın üyesiyim.
Daha geçen hafta 90 bin lira aidat ödemiş bir üye olarak elbette bu oda hakkında konuşacağım.
Elbette mevcut yönetimin yaptığı işleri de yapamadığı işleri de sorgulayacağım.
Elbette üyelerin beklentilerini dile getireceğim.
Elbette seçme hakkımı kullanacağım.
Hatta seçilme hakkımı da kullanmaya niyetim vardı. İstedim ki basın camiasından bir en az bir isim 24 kişilik meclis üyeleri arasında olsun. Ancak gerek doktorumun, gerek dostlarımın sağlık durumumu hatırlatarak stres ve bu yoğun tempolardan uzak durmam konusundaki ısrarlı uyarıları bu fikrimden beni vaz geçirdi.
Bir iki dost ile yaptığımız sohbetin üzerinden aday olduğumuz şeklinde bazı meslektaşlarımız da dahil yazıldı konuşuldu. Var olsunlar bizleri oraya layık görmüşler. Ancak dediğim gibi sağlık şartlarım gerçekten uygun durumda değil.
Eleştirmenin Neresi Garip!
Benim eleştirilerimin hedefi hiçbir zaman Fatih Çapraz’ın şahsı olmadı.
Olmadı.
Olmayacak.
Çünkü insanın şahsı ile yaptığı görev arasında fark vardır.
Benim sorguladığım; yönetim anlayışıdır.
Üyeler için yapılanlardır.
Yapılamayanlardır.
Verilen sözlerdir.
Gerçekleşen veya gerçekleşmeyen projelerdir.
Üyelerin beklentileridir.
Üye olarak benim işlerime ne kadar katkı sağladığıdır.
Bugüne kadar yazdığım yazılarda Fatih Çapraz’ın şahsına yönelik tek bir kötü söz bulamazsınız.
Son yazımda da bulamazsınız.
O halde soruyorum:
“Temiz değil mi dedik?”
Hayır.
Demediğimiz bir şeyi söylemişiz gibi göstermek, eleştiriye cevap vermek değildir.
Bu, tartışmayı bağlamından koparmaktır. .
KİŞİYİ DEĞİL, YÖNETİMİ SORGULUYORUZ
Bir yönetimi eleştirmek başka şeydir.
Bir insanın şahsına saldırmak başka şey.
Bunu birbirine karıştırmamak gerekir.
Gazetecinin görevi alkışlamak değildir.
Gazetecinin görevi, gerektiğinde soru sormaktır.
Yanlış gördüğünü dile getirmektir.
Kamu adına hesap sormaktır.
Ve bunu yaparken kişisel husumet üretmemektir.
Bizim yaptığımız tam olarak budur.
Sayın Çapraz bizim husumetlimiz değil denk geldiğinde cemiyet içerisinde birlikte oturup sohbet edebildiğimiz bir insandır.
Kişilerle değil, icraatlarla ilgileniyoruz.
KAOSTAN KİM BESLENİYOR?
Fakat Karabük’te nedense bazıları her seçim döneminde aynı yönteme başvuruyor.
Bir mesele ortaya çıktığında meseleyi konuşmak yerine, meseleyi gündeme getiren kişiyi hedef almak…
İçeriğe cevap vermek yerine niyet okumak…
Söylenmeyeni söylenmiş gibi göstermek…
İnsanları birbirine karşı kışkırtmak…
Sonra da ortaya çıkan tartışmadan kendilerine bir alan açmak…
Bunun adı kaostan beslenmektir.
Ticaret ve Sanayi Odası seçimlerini konuşacaksak, adayların projelerini konuşalım.
Üyelerin sorunlarını konuşalım.
Karabük ekonomisini konuşalım.
Sanayicinin, tüccarın, esnafın beklentilerini konuşalım.
Odanın geleceğini konuşalım.
Ama insanları siyasi kimlikleri üzerinden sınıflandırmayalım.
CUMHUR İTTİFAKI’NDAN RAHATSIZ OLANLAR MI VAR?
Bir başka konu daha var.
AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan ile MHP Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçeli’nin birlikte oluşturduğu Cumhur İttifakı’nın Karabük’teki yansımaları…
Geçmiş yıllarda ittifakın yerel düzeyde aynı ölçüde hissedildiğini söylemek kolay değildi.
Seçim dönemlerinde AK Parti-MHP tartışmalarına, polemiklerine ve gerilimlerine hepimiz şahit olurduk.
Fakat son iki yılda Karabük açısından daha farklı bir tablo ortaya çıktı.
MHP İl Başkanı Sayın Cenk Gedikoğlu döneminde, AK Parti İl Başkanı Sayın Ferhat Salt ile birlikte hareket eden, kentin meselelerinde ortak görüntü veren bir anlayış daha görünür hale geldi.
Bakan ziyaretlerinden toplu törenlere, kent gündeminden ortak programlara kadar iki il başkanının sık sık yan yana gelmesi, Cumhur İttifakı’nın yereldeki birlikteliğini daha görünür kıldı.
Peki bundan rahatsız olanlar var mı?
Bunu bilemem.
Ama Ticaret ve Sanayi Odası seçimlerini kullanarak iki güçlü siyasi yapı arasında çatışma üretmeye yönelik hesapların yapılabileceğini de görmezden gelemeyiz, gelmemeliyiz.
Çünkü bazıları için mesele seçim olmayabilir.
Mesele, seçim üzerinden çatışma üretmek olabilir.
CENK GEDİKOĞLU NE SÖYLEDİ?
Cenk Gedikoğlu demişken…
Geçtiğimiz hafta bir açılışta kendisiyle yan yana oturduk.
Kendisine çok doğal bir soru sordum:
“Bu dönem devam edecek misin?”
Aldığım cevap da açıktı.
İl başkanı olduğunda Ticaret ve Sanayi Odası yönetiminden ayrılabileceğini arkadaşlarına ilettiğini, ancak yönetimdeki arkadaşlarının “devam edelim” talebi üzerine görevini sürdürdüğünü söyledi.
Yeni dönem için ise düşünmediğini ifade etti.
Ben de kamuoyunun bilmesi gereken bu bilgiyi haberleştirdim.
Şimdi birileri çıkıp;
“Cenk Gedikoğlu böyle bir şey demedi.” diye fısıldıyormuş.
Neden?
Bir gazeteci, yaptığı görüşmede kendisine söylenen bir sözü haberleştirmeyecek de ne yapacak?
Benim yalan haber üretmeye ihtiyacım yok.
Kaldı ki Sayın Gedikoğlu’nun söylediği bir sözden sonra dönüp “Ben bunu demedim” diyecek bir insan olduğunu da düşünmüyorum.
Söylenen söylenmiştir.
Haber de haber değeri taşıdığı için yapılmıştır.
Hepsi bu.
BIRAKIN 2 BİN 400 ÜYE KARAR VERSİN
Şimdi asıl meseleye gelelim.
Karabük Ticaret ve Sanayi Odası seçimlerinde sandık kurulacak.
Adaylar çıkacak.
Ziyaretler yapacak.
Kendilerini anlatacak.
Varsa Projelerini açıklayacak.
Neden aday olduğunu ortaya koyacak.
Üyeler dinleyecek.
Ve sonunda üyeler karar verecek.
Kimse 2 bin 400 üyenin yerine karar vermeye kalkmasın.
Kimse siyasi kimliği üzerinden bir başka üyeyi yarışın dışına itmeye çalışmasın.
AK Parti üyesi olabilir.
MHP üyesi olabilir.
Başka bir siyasi partiye üye olabilir.
Hiçbir siyasi partiye üye olmayabilir.
Bunların hiçbiri tek başına bir insanın Ticaret ve Sanayi Odası’nda aday olmasını engelleyen bir ölçü değildir.
Asıl ölçü şudur:
Ne yapacaksın?
Üyeye ne kazandıracaksın?
Karabük ekonomisine ne katacaksın?
Odanın geleceği için hangi projeyi ortaya koyacaksın?
İşte üyelerin sorması gereken sorular, bu ve benzeri sorular olmalı.
Bizim görevimiz de bu soruların sorulabileceği bir ortam yaratmak.
GAZETECİ SUSARSA, KİM SORACAK?
Biz eleştirmekten çekinmeyeceğiz.
Sormaktan çekinmeyeceğiz.
Adayların projelerini dinleyeceğiz.
Mevcut yönetimin yaptıklarını da yapamadıklarını da yazacağız.
Kimsenin şahsıyla kavga etmeyeceğiz.
Ama hiç kimsenin siyasi kimliği nedeniyle yok sayılmasına da razı olmayacağız.
Çünkü mesele AK Parti değildir.
Mesele MHP değildir.
Mesele başka bir siyasi parti de değildir.
Mesele Karabük Ticaret ve Sanayi Odası’dır.
Mesele 2 bin 400 üyenin hakkıdır.
Mesele Karabük ekonomisinin geleceğidir.
Ve o geleceğe karar verecek olanlar;
Sosyal medyada en çok bağıranlar değil…
En çok hakaret edenler değil…
En fazla fitne üretenler değil…
ODANIN ÜYELERİ OLMALIDIR.
O halde bırakın konuşsunlar.
Bırakın adaylar kendilerini anlatsın.
Bırakın mevcut yönetim hesabını versin.
Bırakın üyeler dinlesin.
Bırakın herkes kendi iradesiyle karar versin.
Çünkü seçim dediğiniz şey tam da budur.
Ve sonunda…
BIRAKIN SANDIK KONUŞSUN!
Çünkü sandık konuştuğunda;
Sosyal medyadaki gürültü susar,
Kişisel hesaplar biter,
Algılar dağılır,
Geriye yalnızca üyenin iradesi kalır.
VESSLAM

{ "vars": { "account": "G-EPVZXX591W" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } }