Safranbolu’nun geçmiş yaşam kültürünü yakından bilen Saygın Konak, elektrik ve suyun olmadığı yıllarda bile mahalle dayanışmasının güçlü olduğunu vurguladı. Konak, “Güğümlerle su taşır, akan suya koyup soğuk kalmasını sağlardık. O yıllarda ezan Türkçe okunurdu. Babamla birlikte camiye giderdik. Ramazan’ın 15’inden sonra sahurdan önce ‘Elveda Ya Şehri Ramazan’ ilahisini söylerdi” dedi.

Konak, camilerin Safranbolu’daki sosyal hayatın merkezinde olduğunu da belirterek, özellikle Ramazan ayında ve önemli günlerde insanların camilerde buluştuğunu ifade etti.

Gençlik yıllarında eğitim hayatına dair anılarını da paylaşan Konak, 1955 yılında Karabük’te yeni açılan Demir Çelik Lisesi’ne gittiğini söyledi. “Şefik Dizdar ortaokulu bitirmişti. Lise yeni açılınca birlikte gidelim dedik. O zaman ben eczanede kalfa olarak çalışıyordum. Herkes okumamı istedi ama babam önce istemedi. Sonra ben de kayıt yaptırdım ve birlikte okuduk” diye konuştu.

Konak, gençlik yıllarında motosikletle yaşadığı bir kazayı da hatırlıyor: “CS model bir motosikletim vardı. O yıllarda yollar yeni yapılıyordu ve karanlıktı. Bir akşam camiye giderken taşa denk geldik ve motosikletten düştük. Toz toprak içinde kaldık ama bugün bile o günleri gülerek hatırlıyoruz.”

Hayatının büyük bölümünü eczacılık yaparak geçirdiğini anlatan Konak, “İstanbul Hukuk Fakültesi’ni kazandım ama bırakmak zorunda kaldım. Daha sonra eczacılık yaptım. 44 yıl eczanede çalıştım. Bir yandan da motosikletle evlere gidip iğne yapardım” dedi.

Safranbolu’nun kültürel hayatına dair anılarını da paylaşan Konak, kıraathanelerde Karagöz ve Hacivat gibi geleneksel gösterilerin sahnelendiğini hatırlattı. “O yılların samimi mahalle kültürünü bugün hâlâ özlemle hatırlıyoruz” ifadelerini kullandı.