Derin TV’de yayımlanan Şeker Tadında Ramazan Sohbetleri programında sunucu Sait Alıcı’nın konuğu Türkiye’de “Traktörün Kralı” olarak anılan iş insanı Hasan Akgün oldu. Programda çocukluk anılarından eski Ramazan geleneklerine kadar birçok konu ele alındı.
Çocukluk Yıllarından Ramazan Hatıraları
Eskiden yaşanan Ramazanların doğayla iç içe bir hayatın parçası olduğunu belirten Hasan Akgün, çocukluk yıllarını anlatarak Eskipazar’da geçen günlerini paylaştı. “Biz Eskipazarlıyız, bize ‘Gazinin uşakları’ derler” diyen Akgün, geçmişte dere kenarlarında suya girdiklerini, bostanlarda yetişen ürünlerle ve doğadan topladıkları otlarla karınlarını doyurduklarını ifade etti.
Doğanın yıllar içinde büyük değişim geçirdiğini vurgulayan Akgün, bugün çevrenin ve doğal yaşamın eskiye göre daha fazla zarar gördüğünü belirterek, “Biz eski Ramazanlar derken aslında o temiz suyun, solunan havanın ve doğayla iç içe yaşamın olduğu günleri anlatıyoruz. Bizden sonraki nesillere nasıl bir dünya bırakacağız bunu düşünmemiz gerekiyor” dedi.
Canlı Yayına Sürpriz Konuklar
Programda Eskipazar’ın tanınan iş insanlarından Galip Şen de sürpriz konuk olarak yer aldı. Şen, son yıllarda Ramazan atmosferinin yeniden canlandığını belirterek, “Eski Ramazanlara benzer Ramazanlar geçirmeye başladık. Hem programlar hem de iftar sofraları açısından son yıllarda çocukluğumuzdaki gibi dolu dolu Ramazanlar yaşanıyor” ifadelerini kullandı.
Canlı yayına uzaktan katılan Karabük Milletvekili Ali Keskinkılıç ise Anadolu’da önemli bir gelenek olan tekne orucuna değinerek bunun çocuklara Ramazan bilincini kazandıran güzel bir kültür olduğunu söyledi.
Eski Ramazan Sofraları ve Eski Gelenekler
Programda geçmişteki Ramazan sofraları ve geleneksel yemekler de konuşuldu. Yer sofrasında kurulan iftarlarda oğma çorbası, erişte, kıymalı tarhana ve keşli makarna gibi yemeklerin bulunduğunu belirten Akgün, sahurda ise “yatsılık” adı verilen yiyeceklerin tüketildiğini söyledi. Köylerde herkesin elindeki yiyeceği ortaya koyduğunu ifade eden Akgün, özellikle bazlama, bükme, kiren acısı ve kömeç gibi yöresel lezzetlerin Ramazan sofralarının vazgeçilmezi olduğunu anlattı. Akgün ayrıca köy hayatında kullanılan ördek sobası, yüklük, güğüm ve çalı süpürgesi gibi eski ev eşyalarından da söz etti. Geçmişte çamaşırların oluklarda kil kullanılarak yıkandığını, buğday yıkama ve kazan kaynatma gibi imece usulü yapılan işlerin köy yaşamının bir parçası olduğunu ifade etti.
Ramazan eğlenceleri ve çocuk oyunlarına da değinilen programda çelik çomak, kazmaca ve zül etme gibi geleneksel oyunlar hatırlatıldı. Akgün, torunlarına da kuyu taşı, beş taş ve dokuz taş gibi oyunları öğretmeye çalıştığını söyledi. Sunucu Sait Alıcı ise geçmişin kültürel değerlerinin önemine dikkat çekerek, “Dünümüzde kalırsak geleceğe adım atamayız ama dünümüz bizim kültürümüzdür” dedi.
Programda ayrıca teravih namazı anıları, Ramazan davulu, zekât geleneği, akide şekeri ve kağıtlı şekerler gibi Ramazan kültürünün önemli unsurları da konuşuldu. Eski dönem televizyon yayınlarına da değinilen programda siyah-beyaz televizyonların İstiklal Marşı ile açılıp haberlerle kapandığı, o yıllarda Heidi, Dallas ve Cüneyt Arkın filmlerinin ilgiyle izlendiği hatırlatıldı.





