Seçimler dört yılda bir yapılıyor. Yasalar böyle emrediyor. Ama Karabük Ticaret ve Sanayi Odası’nda dört yıl, bazen bir ömür gibi uzun geliyor. Özellikle de o koltuklarda oturanlar, “temiz insan”, “filanın oğlu”, “filanın yeğeni” klişeleriyle geçiştirildiğinde.
Yaklaşık 2400 üye, 10 meslek grubundan 24 meclis üyesini seçecek. O 24 kişi de kendi aralarında meclis başkanını, yönetim kurulunu ve oda başkanını belirleyecek. Gözler 3 Ekim’e çevrildi. Listeler hazırlanıyor, telefonlar çalışıyor, “bana oy ver” sözleri alınıyor. Perde arkasında hatır gönül ticareti, ön planda ise suskunluk hâkim.
Aday olmak isteyenler sessiz. Dışarıdan müdahil olanlar ise sosyal medyada, sohbetlerde, dedikodularda konuşuyor. “Temiz iyi insan” deniyor. “Şunun oğlu, dayısı bu” deniyor. Geçiştiriliyor. Oysa asıl sorulması gerekenler ortada duruyor:
Neden aday oluyorsun?
Gurubundaki üyeler için ne yapacaksın?
Bunu yapacak bilgi, beceri ve donanıma sahip misin?
Uzun yıllardır o koltuğu işgal edenler, bugüne kadar ne yaptı?
Bunları soran var mı?
Karabük Ticaret Odası’nda devler neden yok? Su var ama tabiri caiz ise teyemmüm ediyoruz. Kardemir, Karçimsa, Mescier, Saka, Yeşilyurt, Emas, Aygünsan, Işıkçelik… Ülke çapında ihracat şampiyonları listelerinde yer alan, sadece Karabük’ün değil Türkiye’nin önemli firmaları. Bunlar oda yönetiminde değil. Bir kısmı Haddeciler Derneği üzerinden yürümeye çalışıyor. Neden?

Sadece sanayici değil, ticaret erbabı da var bu odada. Tamircisinden elektrikçisine, inşaatçısından mobilyacısına, gıdadan matbuatına kadar onlarca iş kolu. Odanın başkanı ve yönetimi, bütün bu yelpazenin ortak aklını, ortak gücünü temsil etmeli. Yoksa ne olur? Oda, bir avuç insanın hatır gönül meclisine dönüşür.
“Temiz iyi insan olmak” yeter mi? Hayır. İyi insan olmak bir ayrıcalık değil, insan olmanın zorunluluğudur. Başkan olmak, yönetim kurulu üyesi olmak için asla yeter şart değildir. Olmamalıdır.
Şimdi hesap zamanı.

Pehlivan Baylan’dan Sedat Namal’a, Timurçin Saylar’dan Mehmet Mescier’e kadar uzanan dönemlerde yapılanlar ortada bir yanda duruyor. Mevcut başkan döneminde son dört yılda neler yapıldı?
Koca tekstil firmaları kapanırken “durun, çözüm ne olabilir” denildi mi?
2400 üyeden kaçına uğranıldı, hâl hatır soruldu?
Hangi bakanlık kapısında hangi sorun çözüldü?
Hangi yatırımcı getirildi, kente ne katıldı?
Alparslan Bayraktar gibi bir bakan yardımcısı, İsmail Demir gibi bir savunma sanayii ismi buradayken yatırım ve istihdam adına ne üretildi?
İhracatçılar sahte menşe belgesi ithamıyla karşı karşıya kalırken ne yapıldı?
Eskipazar OSB’de yeriniz var mı?
Sahi Eskipazar OSB demişken paydaşısınız da burada yer manipülasyonu yapılıyor iddiaları ile ilgili bugüne kadar doğru yanlış ne açıkladınız?
Kendi yönetim kurulunuzdan kaç kişi hangi yeri aldı hangi fabrikanın temelini attı?
Başta Kardemir olmak üzere yerli firmalarla ticaret yapılsın, para içimizde kalsın taleplerine ne kadar destek verildi?
Dışarıdan gelen, işverenlerin ekmeğini bölenlere set olunabildi mi?
Kente sosyal destek olarak ne bırakıldı? Hangi eğitim kurumu yapıldı, kaç öğrenciye destek olundu? Karabükspor’a ne katkı sağlandı?
Sorular uzar gider.
Efendim akredite olduk, şu belgeyi aldık, ayda bir toplanıp kilcioğlu pide yedik'ten öte mevcut başkan aday olacaksa önce bu soruları kendine sormalı. Üyeler meclis üyelerini seçerken de aynı soruları sormalı. “İyi insan, filanın oğlu, yeter” diyorsa, mevcut yapı devam etsin. Ama bu kentin karar vericileri, aş-iş kapısı sahipleri bir araya gelip “ayar” vermek isterse… O zaman eski şaşalı günlerdeki gibi güçlü, hesap verebilir, kentin bütününü kucaklaya, iş bilen, iş bitiren bir yönetim çıkar ortaya.
Karabük Ticaret ve Sanayi Odası’nın yeni dönemi, ya “temiz insan” klişesiyle geçiştirilecek ya da gerçek bir hesaplaşmayla ve ayar ile şekillenecek.
Hep birlikte göreceğiz.