Migren, birçok kişinin “baş ağrısı” diyerek geçiştirdiği ancak günlük yaşamı ciddi biçimde etkileyebilen nörolojik bir rahatsızlık olarak biliniyor. Özellikle başın tek tarafında zonklayıcı ağrı, ışığa ve sese hassasiyet, mide bulantısı ve halsizlik gibi şikâyetlerle gelen migren atakları; iş, okul ve sosyal hayatı aksatabiliyor. Nöroloji uzmanları, migrenin sıradan baş ağrısıyla karıştırılmasının tanıyı geciktirdiğini ve yanlış ilaç kullanımını artırdığını belirterek sık tekrarlayan baş ağrılarında mutlaka değerlendirme yapılması gerektiğini vurguluyor.

Migrenin nedenleri kişiden kişiye değişse de uzmanlara göre en sık karşılaşılan tetikleyiciler arasında uykusuzluk ya da fazla uyuma, uzun süre aç kalma, susuz kalma, yoğun stres, hormonal değişimler, parlak ışık ve keskin kokular yer alıyor. Hava değişimleri ve ekran karşısında uzun süre kalmak da migreni artırabilen faktörler arasında gösteriliyor. Bazı hastalarda ağrı başlamadan önce “aura” denilen dönemde ışık çakmaları, görme alanında dalgalanma, uyuşma ya da karıncalanma gibi belirtiler ortaya çıkabiliyor. Bu belirtiler her hastada görülmese de migrenin ayırt edici işaretlerinden biri olarak kabul ediliyor.

Peki migren atağı nasıl geçer? Uzmanlar, migren yönetiminde en kritik adımın kişinin kendi tetikleyicilerini tanıması olduğunu söylüyor. Atakların hangi gün, hangi koşullarda başladığını takip etmek; uyku düzeni, su tüketimi ve öğün saatleri gibi alışkanlıkları oturtmak, atak sıklığını azaltmaya yardımcı olabiliyor. Stresin kontrol altına alınması, düzenli yürüyüş ve gevşeme egzersizleri de bazı kişilerde şikâyetleri hafifletebiliyor. İlaç kullanımı konusunda ise özellikle uyarı yapılıyor: Ağrı kesicilerin sık ve kontrolsüz kullanımı, bazı hastalarda ağrıların daha da sıklaşmasına yol açabiliyor. Bu nedenle tekrarlayan veya şiddetlenen baş ağrılarında kendi kendine tedavi yerine nöroloji uzmanı değerlendirmesi öneriliyor.

Uzmanlar, baş ağrısına eşlik eden farklı nörolojik bulguların önemsenmesi gerektiğini de hatırlatıyor. Ani başlayan çok şiddetli ağrı, konuşma bozukluğu, güç kaybı, görme kaybı, bayılma gibi durumlarda gecikmeden sağlık kuruluşuna başvurulması gerektiği belirtiliyor. Migren, doğru tanı ve kişiye uygun tedavi planıyla kontrol altına alınabilen bir rahatsızlık olsa da, belirtilerin ciddiye alınması ve düzenli takip yapılması büyük önem taşıyor.