Küresel piyasalarda yön arayışını sürdüren ve dalgalı bir seyir izleyen altın fiyatları, yatırımcılar tarafından yakından takip edilmeye devam ediyor. Son dönemde gerek jeopolitik gelişmeler gerekse ABD ekonomisinden gelen makroekonomik veriler doğrultusunda baskı altında kalan güvenli liman için uzmanlardan yeni öngörüler geliyor.
İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Sefer Şener, altın piyasasındaki son tabloları masaya yatırarak fiyatların geleceğine yönelik önemli detaylar paylaştı.
ABD'den Gelen Ekonomik Veriler Fiyatları Baskılıyor
Altın üzerinde ciddi bir satış ve baskı dalgası oluştuğuna dikkat çeken Prof. Dr. Sefer Şener, özellikle ABD kanadından gelen verilerin küresel piyasaları doğrudan şekillendirdiğini belirtti. Tarım dışı istihdam rakamlarının beklentileri aşması ve açıklanan enflasyon verilerinin yüksek kalmasının, ABD Merkez Bankası'nın faiz artırım seçeneğini masada tutacağı beklentisini kuvvetlendirdiğini ifade eden Şener, durumu şu sözlerle özetledi:
“Dikkat ederseniz cuma günü gelen tarım dışı istihdam rakamlarının beklenenden fazla çıkması, bugün açıklanan enflasyon rakamlarının da yüksek çıkması Amerika’nın faiz artıracağı beklentisini oluşturdu. Bu da öncelikle kıymetli maden fiyatlarını aşağıya çekti. Yani şu an itibarıyla biliyorsunuz altın fiyatları 4.140 dolarlara kadar gerilemiş oldu aslına bakıldığında.”
Yatırımcı Güvenli Liman Yerine Tahvile Gidiyor
ABD'de faizlerin yüksek kalacağı veya artabileceği algısının yatırımcı reflekslerini de değiştirdiğini vurgulayan Şener, küresel sermayenin altın yerine Amerikan tahvillerine yönelmeye başladığını dile getirdi. Yaşanan bu sermaye kaymasının içeride gram altını da doğrudan vurduğunu belirten uzman isim: "Amerika’da faizin artacağı beklentisiyle yatırımcıların yatırımlarını Amerikan tahvillerine ve Amerikan faizine yönlendirmiş olması altın fiyatlarını küresel çapta aşağıya çekiyor. Altının onsunun bu kadar gerilemiş olması Türkiye’de de gram altının fiyatlarını geriletiyor." dedi.
Savaş Atmosferi ve Enerji Maliyetleri Gevşemeyi Tetikliyor
Altındaki düşüş trendinin yalnızca faiz politikalarına bağlı olmadığını, jeopolitik riskler ile enerji maliyetlerinin de piyasayı yorduğunu kaydeden Prof. Dr. Sefer Şener, jeopolitik gerilimlerin ve yüksek enerji fiyatlarının piyasayı baskılayan ana unsurlar arasında yer aldığını söyledi:
“Enflasyonun yüksek olacağı beklentisi masada olduğu sürece altın fiyatlarının gevşek kalacağını söyleyebiliriz. Aynı zamanda savaşın da devam ediyor olması, enerji fiyatlarının yüksek oluyor olması altını baskılıyor. Yani savaş bitmediği sürece, yani barış anlaşması imzalanmadığı sürece altın fiyatları bu şekilde baskılanacaktır.”
Altında Yükseliş Trendi Ne Zaman Başlar?
Yatırımcıların ajandasında ilk sırada yer alan "Yükseliş ne zaman?" sorusuna da yanıt veren Prof. Dr. Sefer Şener, kalıcı bir yukarı yönlü hareket için iki temel şartın eş zamanlı gerçekleşmesi gerektiğinin altını çizdi. Şener'e göre, ilk etapta küresel ölçekteki savaş ortamının yerini barış anlaşmalarına bırakması gerekiyor. Bunun yanı sıra ABD enflasyon verilerinde net bir düşüş eğiliminin başlaması altındaki yükseliş senaryolarını destekleyecek. Şener, "Biz barış olduğunu duyarsak ya da böyle bir anlaşmaya varılırsa o zaman bu faiz beklentilerine rağmen altın fiyatlarının ons bazında ve gram bazında yükseldiğini görebiliriz." ifadelerini kullandı.
Güçlü Bir Ralli İçin 4-5 Aylık Süreç İşaret Edildi
Altın fiyatlarındaki yüksek oranlı ve kalıcı artışın sadece jeopolitik yumuşamayla sınırlı kalmayacağını, ABD enflasyonundaki iyileşmenin kritik bir eşik olduğunu hatırlatan Prof. Dr. Sefer Şener, değerlendirmesini şu öngörüyle tamamladı:
“Fakat daha ziyade altındaki yüksek oranlı artış eğer Amerika’dan enflasyonla ilgili olumlu veriler gelirse ortaya çıkacaktır. Diyelim ki savaş bitti. Enflasyon verileri de düşmeye başladı. O zaman altın fiyatları yükselir. Yani bu da 4-5 aylık en azından bir süreç demektir.”
Uzmanın analizlerine göre; altın piyasasında güçlü ve agresif yükselişlerin önünün açılabilmesi için önümüzdeki 4-5 aylık süreçte hem küresel siyasi risklerin minimize edilmesi hem de ABD ekonomisinden enflasyonun dizginlendiğine dair somut verilerin gelmesi beklenecek.