Son yıllarda jeopolitik gelişmeler, ticaret politikalarındaki dalgalanmalar, enerji ve hammadde fiyatlarındaki oynaklık ile tedarik zincirlerinde yaşanan aksamalar üretim sektörünü köklü biçimde etkiledi. Bu zorlu tabloya rağmen CEO’ların yüzde 81’i sektörün büyüme potansiyeline güvendiğini ifade ediyor. Kendi şirketleri açısından olumlu beklenti taşıyan liderlerin oranı ise yüzde 77’ye yükselmiş durumda. Bu oran, 2024’te kaydedilen yüzde 73 seviyesinin üzerine çıkarak dikkat çekici bir artışa işaret ediyor.

Önümüzdeki üç yıllık süreçte yüzde 2,5’in üzerinde kazanç artışı bekleyenlerin oranı da yükseldi. 2024’te yüzde 52 olan bu beklenti, 2025 itibarıyla yüzde 61’e çıktı.

“Üretim ekosistemi ve süreçler yeni teknolojilerle entegre olacak şekilde yapılandırılıyor”

Raporu değerlendiren KPMG Türkiye Danışmanlık Hizmetleri Bölüm Başkanı ve Endüstriyel Üretim Sektör Lideri Hande Şenova “Endüstriyel üretim artık yalnızca verimlilik ve ölçek kavramlarıyla tanımlanmıyor. Günümüzde üretim ortamları; ürünler, makineler ve hatta hizmetler; gelişmiş robotik sistemler, dijital ikizler ve yapay zekâ destekli öngörücü sistemlerle entegre olacak şekilde yeniden yapılandırılıyor. Bu değişimler daha fazla esneklik ve dayanıklılık sağlarken, aynı zamanda yeni yetkinlikler ve iş ortaklıklarını da gerektiriyor. Geleneksel sektörlerin ötesinde imalat sanayi; savunma, havacılık ve uzay teknolojileri gibi stratejik alanlara doğru genişliyor. Bu alanlar, ileri düzey inovasyonun yanı sıra güçlü düzenleyici uyum ve sağlam mevzuat altyapısını zorunlu kılıyor. CEO'ların, sektörler arasındaki sınırların giderek belirsizleştiği bu dünyada rekabetçiliği koruyabilmek için teknolojik mükemmeliyeti çeviklikle birleştiren ekosistemler geliştirmesi gerekiyor. Bu raporumuzda da bu konularda CEO'lara yol gösterecek çok önemli içgörüler sunuyoruz.” İfadelerini kullandı

Operasyonel gündem: Dayanıklılık ve satın almalar

Araştırmaya göre CEO’ların yüzde 63’ü için tedarik zinciri dayanıklılığı en önemli operasyonel başlık konumunda. Katılımcıların yüzde 51’i ise bu alana ve operasyonel sürekliliğe yönelik yatırımlarını artırmayı planlıyor.

Birleşme ve satın alma işlemlerinin (M&A) sektördeki etkisinin artacağına inanan CEO’ların oranı da yükseliş gösterdi. Önümüzdeki üç yıl içinde bu işlemlerin daha belirleyici olacağını düşünenlerin oranı yüzde 49’a çıktı; bu oran 2024’te yüzde 45 seviyesindeydi.

Şirketler, savunma ve enerji gibi yüksek büyüme potansiyeline sahip alanlara yönelerek faaliyet alanlarını çeşitlendirmeyi ve dijital kabiliyetlerini geliştirmeyi hedefliyor. Bununla birlikte maliyet baskıları sektörün en önemli zorlukları arasında yer alıyor. Enflasyon yüzde 83 ile ilk sırada bulunurken, teknoloji altyapı maliyetleri (yüzde 79) ve yapay zekâya uygun iş gücü hazırlığı (yüzde 74) da öne çıkan riskler arasında.

Yapay zekâ yatırımları hızlanıyor

Endüstriyel üretimde yapay zekâya yönelik ilgi belirgin biçimde artmış durumda. CEO’ların yüzde 68’i yapay zekâyı en öncelikli yatırım alanı olarak görüyor; bu oran geçen yıl yüzde 57 idi. Ayrıca liderlerin yüzde 70’i önümüzdeki bir yıl içinde bütçelerinin yüzde 10 ila yüzde 20’sini yapay zekâ projelerine ayırmayı planlıyor.

Yatırımların geri dönüş süresi konusunda da beklentiler netleşmiş durumda. CEO’ların yüzde 63’ü yapay zekâdan elde edilecek faydanın 1 ila 3 yıl içinde görüleceğini öngörüyor. Katılımcıların yüzde 22’si ise en önemli kazanımın verimlilik ve üretkenlik artışı olacağını düşünüyor. Bununla birlikte, mevcut beceriler ile ihtiyaç duyulan yetkinlikler arasındaki farkın kapatılması önemli bir sorun olarak öne çıkıyor; liderlerin yüzde 33’ü bu konuyu en büyük zorluk olarak tanımlıyor.

Değişen liderlik anlayışı

İş dünyasındaki karmaşıklık ve belirsizlik, CEO rolünü de yeniden tanımlıyor. Endüstriyel üretim sektöründeki yöneticilerin yüzde 48’i görev kapsamlarının son beş yılda önemli ölçüde değiştiğini ifade ediyor. Artık CEO’lardan yalnızca operasyonel ve finansal süreçleri yönetmeleri değil; stratejik çeviklik göstermeleri, kurumsal dayanıklılığı güçlendirmeleri ve büyük ölçekli dönüşümlere liderlik etmeleri bekleniyor.

En kritik liderlik becerileri arasında riskleri öngörme ve yönetme (yüzde 29), hızlı ve çevik karar alma (yüzde 24) ile stratejik bakış açısı geliştirme (yüzde 23) yer alıyor.

Sürdürülebilirlik ve döngüsel ekonomi ön planda

Sektörde sürdürülebilirlik artık yalnızca yasal bir zorunluluk değil, uzun vadeli değer üretiminin temel bileşenlerinden biri olarak görülüyor. CEO’ların yüzde 74’ü sürdürülebilirliği iş stratejilerinin merkezine yerleştirdiklerini belirtirken, yüzde 36’sı büyük sermaye kararlarında sürdürülebilirlik maliyetlerini ve yatırım geri dönüşünü dikkate aldıklarını ifade ediyor.

Döngüsel ekonomi yaklaşımı; atık ve emisyonların azaltılması, ürün ömrünün uzatılması ve kritik tedarik bağımlılıklarının azaltılması açısından önemli fırsatlar sunuyor. Ayrıca CEO’ların yüzde 81’i yapay zekânın enerji verimliliğini artırma ve emisyonları düşürme konusunda önemli katkılar sağlayacağı görüşünde.

Genel tablo, endüstriyel üretim sektörünün teknoloji, dayanıklılık ve sürdürülebilirlik ekseninde yeniden şekillendiğini ve liderlerin bu dönüşüm sürecine daha yüksek bir güvenle yaklaştığını gösteriyor.